Showing posts with label blog. Show all posts
Showing posts with label blog. Show all posts

06 March, 2014

Dönüş


Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır misali ben de 1 sene civarında bir aradan sonra bloguma dönüş yaptım. Çünkü eski yazılarımı okuduğumda mutlu oluyorum, Çünkü blog sayesinde tanıştıgım arkadaşlarımı hatırladıkça burayı unutmanın vefasızlık olduğunu düşünüyorum, Çünkü hayat bazen çok üzerime geliyor, çok şükür sağlığımız yerinde diye teşekkür ediyorum tabi ama, hem çalışmak, hem annelik, hem ev işleri, hep işler güçler nedeniyle kendime zaman ayıramak beni çok yıpratıyor, Çünkü tüm bu yaptıklarım arasında hep bir şeyler eksik hissediyorum, ne kendimi istediğim kadar işime verebiliyorum, ne istediğim gibi iyi bir anne ve eş olabildiğimi düşünüyorum, ne de eski benden eser olduğunu, kendi zevklerime vakit ayıramıyorum, bazen sabahları asık suratla uyanıyorum ve tekrar modumu değiştirebilmek zor olabiliyor. Çünkü eski arkadaşlarıma yeterince vakit ayıramıyorum, kalan tek hobim kitap okumak, o da akşamları sızmadan önce birkaç sayfa.. Bu nedenle bloguma daha sık yazı yazmak için kendimi gaza getiriyorum ve daha sık buralarda olmak isiyorum. Hala orda mısınız sevgili okurlar? Yoksa herkes Instagramda, Twitterda mı :)

30 December, 2012

Bu yıl da böyle geçti..

Geçen sene kucağımda 20 günlük bir bebekle girmiştim 2012'ye. Şimdi ağacımızı kurcalayıp duran bir minik oldu:)

1 yıldır bu kadar güzel ve anlamlı bir varlıkla uğraşıyorum, onun sayesinde her gün yeni bir şeyler öğrenip yepyeni bir hareketine gülüyorum. Evin en kuytu köşelerinden oyuncaklar ya da minnak çoraplar topluyorum. Çok şükür.. Altın bir topumuz var bizim:) Daha ne isterim.. Hım bi bakalım...

Hem kendime hem aileme hem de arkadaşlarıma sağlık afiyet isterim.. Huzur mutluluk isterim.Kendime daha fazla sabır ve hoşgörü isterim..  Biraz kariyer, biraz para, biraz güzel yerleri gezip görmek, güzel lezzetler tatmak,  daha çok okumaya zaman ayırmak da olsa tadından yenmez 2013:)

Ps. Bi de ulkemize daha akli basinda bi yonetim isterim... Yeni yılımız kutlu olsun:)

24 October, 2012

Kardeşimin blogu:)



Ben bu blog alemlerine kardeşim sayesinde bulaştım. Kendisinin yıllar önce birkaç blogu vardı, sonradan ilgilenmedi, kapattı vs. Ama sıkı bir takipçidir:)



Aslına bakarsanız, yaptığı işle (tasarım), sanatla, sporla alakalı bi blog açsa tamam da benim incecik kardeşim gitti yemek yediği yerleri yazmaya başladı:)

Şu anda New Jersey de yaşıyor, dolayısıyla en çok oradan mekanları göreceksiniz, arada Adana ve İstanbul'dan yerler de var.

Eğer bir gün yolunuz düşerse diye, ya da gitmesem de okumak hoşuma gider derseniz blogu burada- tık tık.

02 October, 2012

Koza'nın Dişi


Bizim kızın her huysuzluğunu aylarca dişe bağladıktan sonra geçen ay alttan iki minik inci göründü sonunda bizde şenliklerle kutladık tabii durur muyuz:)


Bir Cumartesi günü, buradaki akrabalar, iş arkadaşlarım, komşularımla birlikte bizim evde kutlama yaptık. Diş bahane oldu aslında, hem kalabalık bir ekip toplanıp çaylar pastalar eşliğinde sohbet ettik. Hem de benim için doğum günü provası oldu:P 

Yukarıdaki keselerde gelenler için aldığımız çeşitli renklerde doğal taşlardan bileklikler vardı.. 


Diş kurabiyelerini ise iş yerinden arkadaşım Selincim yaptı, daha yakından resimler ve blogu için tıktık..

                                       

Bizim için prova oldu dedim ya, işte fotoğrafı da önceden çekmeliymişiz bu da prova oldu. Sağolsun bizim makine ile hiçbir arkadaşım fotoğraf çekemiyor:) İşte yukarıda bir örneği.

O kadar pasta börek yaptım, üzerlerine kardeşim Amerikalardan uğraştı, etiket, Koza için süsler vb gönderdi, ama tek fotoğraf yukarıda:P




Adetmiş dedik, Koza'ya meslek seçimi yaptırdık, o da dedesinin izinden gitmek üzere doktor olacağını ilan etti. Bizim kızlar steteskopun tepsideki en ilgi çeken şey olduğunu söyleyince onu çıkardık neyi seçer diye bu sefer de gitarı seçti. Kızım sanırım gitar da çalan bir doktor olacak:)) 

Sonuç olarak çok çok keyifli bir gün geçirdik, gelen arkadaşlarıma çok teşekkürler:) Kozacığım da umarım bütün dişlerini sorunsuz çıkarır, o dişler bi işe yarasın diye biraz daha yemek yer ve umarım çok mutlu olacağı bir meslek seçer... 


P.S. Picnik.com kapandı benim de fotoğraf sanatım sona erdi. Bildiğiniz kolay, online fotoğraf düzenleme sitesi var mı? Şimdilik pxlr kullanıyorum ama pek sevmedim malesef. 

11 January, 2012

Hediye:)


Blog çekilişlerine pek katılmasam da bu kadar güzel bir hediye görünce ben de şansımı denedim, browni.net 3 kişiye blogu için site tasarımı hediye ediyor.2006 dan beri blog tuttuğum halde, halen bu kadar acemi bir sayfam var, belki bir şanslı da ben olurum:P  Katılmak isteyenler, son gün 20 Ocak. Linki de burada :)

22 November, 2011

38. hafta


Yarın itibariyle 38. haftamız dolmak üzere, (bilmeyenler için) bir bebeğin ortalama 40 haftada doğduğunu düşünürsek son 2 haftamız kalmış gibi duruyor. Tabii etrafta kız bebekler erken gelir diyen sayısı da fazla ama daha geçen ay kız bebek doğuran bir arkadaşım 42. haftasını beklemişti. Dolayısıyla ben söylentilere değil Koza hanımın ne zaman gelmek istediğine bakıyorum. Artık her hafta doktora gidiyoruz. Bu haftaki kontrolümüz Perşembe günü. Bakalım doktorumuz ne diyecek. Son gidişimde NST cihazına bağlamıştı. Oradan çıkan raporlar ve bebeğin durumu da iyi görünüyordu.. Bana olasılıkları, sancının nasıl tutabileceğini, nasıl bir durumda panik yapmam gerektiğini, hangi durumlarda sakin olmam gerektiğini ayrıntılı anlattı. Sağolsun sen zaten gitmen gerektiği zaman hastaneye gidersin çok panik değilsin dedi:) Evet günler sakin bir şekilde sancıları beklemekle geçiyor işte. Neyseki bu süreçte canım kardeşim de uzaklardan gelip yanımda olduğu için hasret de gideriyoruz.. Kendisi gelirken eli boş gelmemiş, getirdikleriyle de uğraşıyorum tabi:)


Artık nurtopu gibi bir tablet bilgisayarım oldu:)) Sağolsun kardeşim uykusuz gecelerde vakit geçirmem için benim gibi teknoloji özürlü ablasına çağ atlatacak bir hediye almış :) Henüz yeni yeni alışmaya çalışıyorum kendisine.. Ama artık blogları okumak benim için daha kolay olacak:) Bir de post yazmaya alışabilirsem çok güzel olur, zamanla artık:)  Bir de yiğeni için cici cici şeyler vardı hediye olarak, onları da bilahare fotograflayıp ekleyeceğim..

Son zamanlarda blogda tamamen hamilelik ve kızımdan bahsediyorum  biliyorum ama son zamanlarda hayatım bu oldu gerçekten:) Halen yazacağım alıiverişler, okuduğum bebek kitapları vs var. Ama en kısa zamanda son dönemde satın aldığım ve okuduğum kitap postları da gelecek...

07 November, 2011

Mutlu bayramlar



Yine günler girdi araya, Van'da deprem oldu, yüzlerce kişi öldü.. Haberlerde izlerken tesadüfen lise sınıf arkadaşımı (orada öğretmendi) gördüm. Çok üzüldüm.. Sonrasında ben bi üşüttüm pir üşüttüm, ilaç da almıyorum 2 hafta geçmedi, mide ve bağırsaktan başladı boğaz ağrısı, ciğerlere kadar öksürükle bitti. Hala biraz öksürüyorum ama daha iyiyim. Bir de bizim bilgisayar koca bilgisayar, laptop değil yattığım yerden de yazı yazamıyorum. Yani illa kalkıp çalışma odasına gelmek gerekiyor ki, her ayağa kalktığında kocaman ağır gelen bir kafa için bu pekte kolay olmadı.. Velhasıl yoktum ama geldim.. Hepinize iyi bayramlar diliyorum koca göbeğim ve ben:) Bu arada 36. haftamız doluyor Çarşamba günü, en kısa zamanda yeni göbek fotomla karşınızda olacağım..

*Resim buradan..

18 October, 2011

Realist gurme



Bugün sizlere bir blogdan bahsedeceğim.. Kendisi benim ilk işyerimde kısa bir dönem birlikte çalıştığım ama hiç kopmadığım yakın bir arkadaşım.. Yemek yemeyi seven bu arkadaşım dünyaya ve insanlığa açılarak gittiği ara sokaklardaki salaş mekanları anlattığı bir blog yazmaya başladı:)

Ben severek okuyorum, hem ağız sulandırıcı mekanları hem de samimi yazı dilini, eğer siz de göz atmak ve İstanbul'daki salaş lezzetleri kaçırmak istemezseniz buyurun buraya:)

16 October, 2011

Lohusa tacım



Nazo'nun yaptıklarını hep çok beğenmişimdir hep lohusa taçlarına bakınca ya bir arkadaşıma hediye etmek için ya da ilerde bi gün kendime, mutlaka alacağım derdim.. İşte kendime aldım:) Yavaş yavaş hastane çantasını hazırlayacağım o yüzden tacım da gelsin artık dedim. O kadar güzel modeller var ki en sonunda zorla bunu seçtim ama aklım birçoğunda kaldı:) Kargom geldi, çok güzel bir hediye paketi ve yanında cici hediyeleriyle birlikte.. İnanılmaz mutlu oldum.. İşyerindeki arkadaşlarım da bayıldı, çok orjinal buldular. Fotoğraf cep telefonumla çekildiğinden çok net değil ama daha da geciktirmeden taze taze post edeyim dedim:)

Eline sağlık Nazo..

01 September, 2011

Dubrovnik tatilimiz


Bu yazın başından karar vermiştik Dubrovnik'e gitmeye, ben internetten araştırmaya Haziran ayında başladım, ama sonra şu sitede  çok uygun ve güzel bir fırsat bulunca hemen atladım ve planımızı ona göre yaptık. Neyseki de hiç pişman olmadık. Öncelikle ben ilk kez tur ile bir yere gittim ve oldukça memnun kaldım. Bilmediğin bir yere gidince havalimanından ulaşım, etrafın kısaca tanıtılması vs çok faydalı oldu, rehberimiz de iyiydi. Yukarıdaki fotoğraflar Cavtat'ta çekildi, havalimanından otobüse binip burada kahvaltı etmek ve dinlenmek üzere indik. Oldukça güzel bir yer. Denizi güzel, etraf sakin. Burada da çeşitli oteller ve yazlık evler var. Biz sabah kahvaltımızı ettik, yürüyüş yaptık. Ama sevgilim ve ben burayı çok sevdiğimiz için (bi de o uykusuzlukta fotoğraf makinesi kılıfımızı pastanede unuttuğumuz için) 2 gün sonra tekrar geldik buraya.. (kılıfı da bulduk:P) Bu arada Dubrovnik tatilinde gelinmesi gereken yerlerden biri bence, deniz kenarında yemek yenecek oldukça güzel yerler var, denize girmek için de ideal. Dubrovnik'ten 10 numaralı otobüsle ortalama 20-25 dk da geliniyor.



Sonraki istikametimiz doğal olarak Old city idi. Zaten Dubrovnik burası işte. Yukarıdaki fotograflar uzaktan görüntü tabii bir de benim göbekli resmim var:) Kızım da olsun ama dimi.. Sağolsun bana tatil boyunca hiç zorluk çıkarmadı.. Sadece biz biraz daha dinlenme tatili yaptık. Turda ekstra olarak katılmak istenirse Saraybosna-Karadağ gezisi vardı, ve de  adalar turu vardı. Ama hem tatilimizin 4 gün olması, hem otelimiz plajının güzel olması hem de önceki haftaki taşınma yorgunluğu nedeniyle benim ruhum ve bedenim otobüs ve tekne yolculuğunu kaldıracak gibi değildi. Biz deniz, kum, güneş, keyif, yeme, içme gezme, bool bol yürümekten  yana kullandık tercihimizi.


Otelimiz çok güzeldi, 3 yıldızlı olmasına rağmen buradaki 5 yıldızlı oteller gibiydi diyebilirim. Odalar, yemekler, ücretsiz wi-fi, plaj:) Daha ne olsun:)




Gittiğimiz hafta tesadüfen Dubrovnik Festivali devam ediyordu, old city'de her yerde bir etkinlik vardı, son resimde anlatılmak istenen bişey yoktur, kedi ve köpek kompozisyonu deklanşöre basarken bozulmuştur ancak arkada Pepe Romero konser afişi olduğundan ve blog yazarı görüp, bilet bulup, çok güzel bir konser izlediğinden burada da izi kalsın istemiştir:)


Yenebilecek en temel şeyler yukarıda, pizza ve deniz ürünleri:) Pizza'yı hem rehberimizin hem de gitmeden önce okuduğum blog tavsiyeleri üzerine Barracuda'da yedik, fiyatlar makul, lezzetler de gayet iyiydi.. Balık içinse yine herkesin tavsiyesi üzerine Kamenice'ye baktık, gerçekten herkesin önündeki tabaklar gayet güzeldi ama o kadar sıra vardı ki, beklemeyi göze alamadık, ara sokaklardan birinde, şu anda ismini hatırlayamadığım ama gayet lezzetli görünen yukarıdaki tabakları mideye indirdik:) Pazardan da kurutulmuş meyveleri almayı ihmal etmedik, acıktığımız anda onlar yetişti otelde imdadımıza..


Dubrovnik'te bana tek ters gelen şey otobüs şöforleri, garsonlar vs nin böyle turistik yerde bu kadar suratsız olmasıydı. Otelimizdeki personel iyiydi ama gittiğimiz bazı restoranlardaki garsonlar müşteri memnuniyeti diye bir şeyden habersiz gibiydi:) Ayrıca otobüslerde de buradaki gibi durakları görebileceğiniz bir tabela, bir ses, şoförden bir ikaz yok, içinize yaklaştınız hissi doğarsa orada inin, zira biz fransız bir çiftle birlikte birkaç durak geç indiğimiz için uzun bir yürüyüş yaptık:)

Sonuç olarak, geçen yıldan bana ilham vermiş olan doorstepping'in yazı dizisine ve gitmeden yararlandığım sözlük ve bloga teşekkürü bir borç bilir, gitmeyi düşünenlere de mutlaka tavsiye ederim...



10 July, 2011

Uzun süre sonra Yeni post :)


En son yazdığım tarihe baktım, sonra yazmadığım bu süreç içinde hayatımda neler oldu diye düşündüm, neden yazmadığımı düşündüm.. önemlilerden birkaç tanesini buraya not edeyim sonra da kaldığım yerden devam edeyim istedim: Esra ve İpek geçenlerde yazdıkları yazılarında bloga ara vermek konusunda benim şu anda söylyeceğim şeyler, söylemişlerdi.. İnsan bi bıraktı mı, iyice bırakıyor, ama neyseki uzun zaman geçse de geri döndüm :) Bahanelerimden bir diğeri de evdeki teknolojik sistemlerdeki problemler (internet bağlantısı, bir süre blogların açılamaması, açılmayan web siteleri yüzünden benim bilgisayarı kırma isteğim, sevgili kocamın ev bilgisayarındaki teknik sorunları çok fazla sallamaması, benim zaten anlamıyor olmam, işyerindeki yoğun çalışma nedeniyle evde internette mümkün olduğunca az vakit geçirme isteği gibi nedenleri sayabiliriz:) Ama bugün facebookta Imge ve Ata'nın neden blog yazmıyor sorusuna da bu postla cevap vereyim istedim.

Bu süreçte zaten bir süredir Kanada'da olan kız kardeşim, düğün maksadıyla Türkiye'ye döndü, evlendi ve Amerika'ya yerleşti.(benim için çok zor oldu)  İş yerinde oldukça yoğun günler geçirdim.. Perküsyon dersleri aldım (yaz ayında mola verdik ama baharda geri dönme planım var:P) Çok yoruldum, kırıldım, bir sürü şeye küstüm, hiç haketmediğimi düşündüğüm şeyler yaşadım ama hayat işte bir şekilde unutturuyor, zaman bir şekilde atlatmana yardımcı oluyor, ya da hafifletiyor diyelim.. Bu süreçte de ne kadar güzel bir şeyler yapsam da bi şekilde yazmak istemedim..Bir sürü kitap okudum, film izledim, yeni şeyler yedim, yeni yerler gezdim. Bu arada işte en güzel  haberim .. Bir kız bebek bekliyorum blog, ilişkimizin 10. yılına girerken ailemize 3. bir birey daha katılacak.. Birazcık da dönme isteğim bundan... İstedim ki, iş, güç, maddi, manevi koşuşturmanın içinde bu süreçte neler yaşadığımı buraya da yazayım, ilerde dönüp de beynimi hatırlamak için pek zorlamayayım..

İşte kısaca böyle, bundan sonra biraz da hamilelik yazılarıyla da olsa burada olacağım galiba:) Gerçi ben 19. haftada olmama rağmen halen hamile gibi olmasam da (hem dış görünüş hem de ruh hali olarak ) İleriki haftalarda olacak değişimleri hep birlikte göreceğiz..

 

14 May, 2010

Blog blog tatlı blog

Ne zamandır mimlenmiyordum, sevgili Hayalci beni mimlemiş, çok sevindim. Bu mimin en sevdiğim yanı Hayalciyi tanımış olmak. Çok sevindim gerçekten ve ne kadar her blogger sevmese de ben seviyorum mimleri:) Teşekkür ederim..Bakıyorum da pek mimlenmeyen kalmamış, dolayısıyla ben sağ tarafta okudugum tüm blogları tatlı buldugum için hepsine gönderiyorum bu mimi, çünkü hepsi çok tatlı:)

15 February, 2010

İmgeyle bulusma & Tiyatro

Sonunda basardık.. Aylardır görüşelim görüşelim dedik ama malum İstanbul burası, herkesin işi gücü bitmez. Artık en sonunda plan yaptık ve İmgeyle bulustuk:)) Mekan olarak sonrasında gideceğimiz Kenter tiyatrosuna yakın olması açısından Nişantaşı'nı seçtik.. Ben 10 dakika gecikmeyle varabildim ama olsun!! Bulusup bir şeyler içmek için yakındaki cafelerden birine oturduk.Hiç susmadan da konustuk heralde.. Ve neredeyse oyuna gec kalacakken İmgenin hatırlatmasıyla kalkıp tiyatroya dogru yürüdük.

Profesyonel'i izledik birlikte. Tek perdelik çok güzel bir oyun. Zaten şu iki adamın oynadıgı bir oyuna kötü demek yakısık almaz herhalde. Bülent Emin Yarar'a olan hayranlıgım şu oyunla başlamıştı zaten, bu yazıma da konu olmustu. Yetkin Dikicileri ise 2. defa canlı izliyorum ama bu sefer cok etkilendim, hem sahnedeki durusundan hem de bu kadar ciddi bir oyunda bile seyircinin verdiği aksiyona akıllıca ve komik tepkiler vermesinden...

Blogum sayesinde İmgeyle tanısmaktan ve bu kadar eğlenceli bir gün geçirmekten dolayı cok mutlu oldum:) Fotograf çekmeyi hiç akıl edemediğimden postuma tiyatro maskları koydum bana bu günü hatırlatsın diye..

21 January, 2010

Mimmmimmiimm



İmgecim beni mimlemiş ve 7 ilginç özelliğimi yazmamı istemiş.. Aslında bu mimleri okurken sevindim, garip özellikler sadece bende değilmiş diye.. Şimdi bakalım benimkilere..


1- İşyerinden yazdıgım için işle ilgili bir özellik ilk sıraya yerleşti: Ben bilgisayarda tüm sayfaları bir sıraya göre acarım. İlk sırada outlook vardır her zaman sonrasında kullanım yogunlugu sırasına göre devamı gelir. Olaki ilk sıralarda bi sayfa yanlışlıkla kapandı ya da outlook hata verdi, tüm sayfaları kapatıp tekrar aynı sırayla geri açarım:)

2- Kapının kilitlenmesi konusunda da başka bir takıntım var. Kapıyı kilitledim mi diye bakmak için kaç kere 4 kat inip geri çıkmışlıgım hatta durakta beklerken aklıma takılıp geri dönmüşlüğüm çok vardır. Allaha şükür başıma da öyle çok büyük bir hırsızlık olayı gelmedi ama nedense 100 kere kontrol ederim.. Bazen abarttıgımı biliyorum..

3- Şimdiii bu ilginç bir özellik mi bilmiyorum ama ben tatları karıştırmayı cok severim. Tatlıyla tuzluyu hep bir arada yerim. Bana cok normal geliyor ama sofrada birlikte oturdugum herkes şaşırdıgı için burada da yazmak istedim.Mesela peynir ve bal, yumurta ve recel ve daha burada midenizi bulandırmak istemediğim için sayamadıgım birçok şekerli ve tuzlu besini karışık yiyebilirim. Nasıl olsa midede karışıyor dimi ama:P

4- Hiç boş duramam.. Bu ilginç mi şimdi diyeceksiniz ama benimki şu boyutta: mesela televizyonun karşısında hiç boş boş oturamam, mutlaka elimde bir şeyler vardır, ya bulmaca çözerim ya bir şeyler dikerim, ya yemeklik bir malzeme doğruyor olurum. Evin içinde mutlaka bir şeyler yapıyorumdur, bir odadan diğerine yürürken bi yerleri toplarım..Sonra dışarda biryerlerde oturup bi şey beklerken mutlaka çantamda kitap vardır ve onu okuyorumdur, yada bir şeyler asla boş duramam. Kardeşim bana: iyiki çalışıyorsun sen diyor.. En azından işe gidince birkaç saat oturdugumdan dinleniyormuşum: ) Yani kısaca benim hiçbir şey yapmadan boş boş oturdugum zaman sayısı cok kısıtlıdır, ya hastayımdır ya da gerçekten bir şey yapacak halim yoktur, ya da sevgilim kızmıştır otur artık diye:P..Dünyadaki en az üşengeç insanlardan biridir bu blogun sahibi..

5- Konusurken ‘biliyor musun u’ cok katarım cümlelerime.. Şöyle ki: birisi’ ... magazası nerde’ diye sordu diyelim ‘’Nerde biliyor musun? Meydandan şuraya dogru yürü vs vs devam ederim’’ ya da ‘.. nu nasıl yaparsın ‘ diye sordu ‘nasıl biliyor musun diye başlarım’ . Vazgeçmeye çalıştım ama olmadı bir çok arkadaşımın dikkatini çeken bir özellik bu, ben de sonradan farkettim:))

6- Yön duygularım fazlaca gelişmiştir. Yani bir yolda yürürken mesela geçtiğim her mağazaya her köşeye dikkat ederim, hepsini aklıma kazırım. Bulundugum yere hep farklı yollardan gidip bir çok yerini öğrenirim. Arkadaşlarım bana çok adres sorarlar, ben de kroki çizer gibi tarif ederim..

7- Sonuncu olarak düşündüm düşündüm saçlarım geldi aklıma. Şöyle ki saçlarına çok bağlı olan kızlardan olamadım hiçbir zaman, upuzun saçlarımı çok ani kararlarla kısacık kestirip arkadaşlarımı şaşkınlığa ugratırım hep. Uzun süredir bu manyaklıgı yapmadım o yüzden dipleri kaşınıyor, her an böyle bir sürpriz yapabilirim!!

İşte benimkiler bunlar, aslında bazen düşününce çok daha ilginçleri de ortaya çıkıyor ama bugunkü ruh halimle bunlar geldi aklıma. Sıra sizde:

1-Tatlı hamiş Çiğdem
2-Hemşerim Esra
3-Diğer hemşerim Kagıttan Gemiler
4-Surekli sorgulayan Bahri Kapar
5-Çilekli Pastam
6-Zeynep
7-Mügemmell

Yazmak isterseniz zevkle okuruz. Ama tabii ki sizin keyfinize kalmış:)
Bu arada ödülü alanların, yukarıdaki fotografı yayınlaması, kendi hakkında 7 ilginç şey yazması, 7 kişiyi linklerini vererek ödüllendirmesi ve kendini ödüllendireni belirtmesi gerekiyormuş.

20 December, 2009



Prima Rima'nın yaptıgı çekiliş sonucunda geçen hafta ilk yılbaşı hediyemi aldım.. İlknur'dan geldi hediyelerim. O kadar zarif ve zevkli bir seçim ve o kadar can sıkıntısı içinde oldugum bir gün geldi ki, havalara uçtum:)) İkisine de çok teşekkür ediyorum:))

Sırada benim de hediye seçmem gerekn birkaç kişi kaldı:))

09 November, 2009

Son zamanlarda

Yine bir sürü şey hakkında yazmak istiyorum bloguma ama fırsatım olmuyor sonra da gündem değiştikçe kaçıp gidiyor aklımdakiler.. Domuz gribi aşısı fiyaskosu, GDO'lu yiyecekler, araya sıkışan zamlar vs vs .. Ama Aslı'yı takip ediyorum.. Çok uzun süredir okurum kendisini ama son zamanlarda blogunu sık güncelliyor ve yazmak isteyip kelimelere dökemediklerimi ondan okuyorum:) Siz de okuyun..

25 October, 2009

Nikah şekeri

Geçtiğimiz hafta 2. evlilik yıldönümümüzü kutladık.. Zaman ne kadar da çabuk geçiyor.. Ben daha evli olduğumuza bile inanamıyorum:) 2 yıl önce düğün hazırlıkları sırasında çok sık yazamıyor ve de fotoğraf ekleyemiyordum.. O yüzden sakladığım son nikah şekerimin fotoğrafına bloguma koyayım dedim..Beyaz klasik tüllü şekerler arasından bi türlü beğenemeyince bu kalpli şekerleri (arada renkli yuvarlak olanlardan da vardı) alıp beyaz ve kırmızı kurdeleler ve üzerinde isimlerimizi yazdıgımız stickerlarla nikah şekeri haline getirdik:) Beyaz bir sepetin içine de güzelce dizip misafirlere dağıttık, herkesin de hoşuna gitmiştii.. Yass'ın yazılarından sonra ben de nikah şekerim için iyiki yapmışım diyebilirim:)

16 October, 2009

Divane Asik Gibi


Fikir atolyesi yazmis inanilmaz begendim.. Izlemediyseniz siz de suraya bi bakin bence:)

01 October, 2009

Pembe Peluş'tan Hediye var

Makyaj malzemelerini çok severim, genelde de her gün mutlaka makyaj yaparım. Ancak bu konuda çok profesyonel değilim, kendi çapımda denemeler işte.Benim sevgim boya kalemlerini, fosforlu kalemleri, renkli post-itleri sevmek gibi:P Her gün takip ettiğim makyaj bloglarından da oldukça çok şey öğreniyorum.. Pembe Peluş da yazılarını çok samimi buldugum ve severek okudugum bir makyaj blogu. Kendisinin hediyeleri olacakmış. Katılmak isterseniz buraya tıklayın:)

20 September, 2009

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...