Showing posts with label tiyatro. Show all posts
Showing posts with label tiyatro. Show all posts

05 December, 2012

Aylar sonra tiyatroya da gittim..


Her şey bir Pazartesi akşamı Seren'in işten çıkmadan 15 dk önce attığı maille başladı, 2 kişilik tiyatro bileti alıp eşinin de işi çıkınca pek ümidi olmasa da bana sormayı düşünmüş, ben de annemi ve eşimi arayıp onlar da git deyince birden bire sıkıcı günün sonunda, Seren ile Bakırköy'de buluştuk yemek yiyip sohbet ettik, ardından da Ataköy Yunus Emre'deki Basit bir Ev Kazası isimli oyunu izledik.

Buraya bir es verip benden ümidini kesmeyen arkadaşlarım olduğu için şükretmek istiyorum:) Koza'yı bırakacak bir joker kişi yok, kayınvalidem sağolsun tüm gün, bazen mesailerde, bazen haftasonu bir işim olduğunda kızımla birlikte ama ben de ekstra bırakmak istemiyorum, sonuçta onun da kendine, evine zamana ayırması lazım. Bu nedenle de arkadaşlarımı istemeyerek de olsa sıkça reddediyorum ama onlar sağolsun hep kendi planlarını bana ve Kozi'ye uydurmaya çalışıyorlar:) Buradan kendilerine kocaman teşekkürler...

Oyuna gelirsek birkaç yıldır sahnelenen bir oyun ben aslında oldukça geç izledim. Günay Karacaoğlu'nun tek başına 2 saat o  sahneyi bu şekilde doldurmasını da hayranlıkla izledim. Kendisine televizyondaki karakterlerinden belki pek bir hayranlığım yoktu ama bu oyunla birlikte çok da sempati besliyorum:) Oyundaki karakteri Songül yıllardır süren monoton evliliğinden şikayetçi bir ev hanımı. Oyun da bilmem kaçıncı kez intihar etmesiyle başlıyor. Ama hastanede sonuçlanan intihar raporunda hep aynısı yazıyor .. 'Basit bir ev kazası...'

Aşağıda da şu web sitesinden alınmış minik bir spoiler var:


Eğer kocanız kapıdan onbeş yıldır hep aynı şekilde girip, hep aynı yere çantasını bırakıp klozetin kapağını onbeş yıldır açık bırakıp fermuarını koridorda çekiyorsa, hele bir de evliliğinizi Eh! artık zamanıdır diyerek yapmışsanız emin olun siz de ziyan ve sebil ( ! ) olmuş kadınlar kulubüne üyesiniz.
Aslında Songül, hepimiz kadar cesur, ama hepimiz kadar ürkek. O en az bizim kadar gerçekçiyken, Merzifon saat kulesinin dibinde romantik bir buluşma hayal edecek kadar da ayakları yerden kesik.
Doğal olarak, aşksız bir hayatı yaşanmış saymayan Songül, savrulduğu Brezilya dizilerinden, bizi, yazmaya çalıştığı romanın kıyılarında dolaştırıp, kara mizah bir kahkaha tufanına götürüyor. Onun kendini aşma serüveni aslında yaşadığımız toplumun kendini aşma serüveninden de çok da farklı değil.
Bu nedenle Songül, hayatına bizim için komik bir pencere açarken, aşk romanında, genç ve güzel kadın, kırılan gururunu ve onurunu bir kenara bırakıp İspanyadan Merzifona uzanan çileli dans hayatını düşündü. Hayal ettiklerini hatırladı ve kendi kendine dedi ki. Artık ben iyi ve muhteşem sevgililer hayal etmeyeceğim. Çünkü bu hayaller sonra hayalete dönüşüyor.demeyi de ihmal etmiyor.



Artık sadece çocuk oyunlarına giderim herhalde diyordum ama umarım arada böyle kaçamaklar yapacak fırsatlarım da olur. Özlemişim çünkü:)

Resim de buradan alınmıştır..

18 December, 2010

Kibarlık Budalası


Bu yılki tiyatro sezonumuzu eğlenceli bir oyunla açtık.. Moliere'in kibarlık budalasını izledik. Zengin ama görgüsüz olan Mösyö Jorden'in asilzade olmak için neler yaptığını gördük. Dostu (!) Kont'tan dersler aldı, komik durumlara düştü ama vazgeçmedi. 2008'den beri sahnede bu oyun ancak biz yeni izledik. Keyifli vakit geçirdik.


Oyuncular genel olarak iyiydi, kont rolünde Tarık Papuççuoğlu ve Atılgan Gümüş dönüşümlü olarak oynuyormuş. Benim izlediğim oyunda Atılgan Gümüş vardı ve kendisine hayran oldum diyebilirim. Sahnede sesi en net ve güzel gelen oydu. (önlerde oturmamıza rağmen). Haldun Dormen'in sesi sahnede iki mikrofon olmasına rağmen zor duyuluyordu ancak bu yaşında sahneye çıkması tabiki hayranlık uyandırıcı. Ebru Cündübeyoğlu'nu severim, kendisini sahnede ilk kez izledim ve onu da çok beğendim. Oyun çeşitli salonlarda oynuyor, sizin yakınınıza da gelirse izleyin bence:)

29 April, 2010

Bakhalar


Geçen hafta Muhsin Ertugrul sahnesinde Bakhalar'ı izledik. Keşke izlemeseydik mi deseydim:( İlk defa bir oyunda bu kadar sıkıldım.. Müzikleri, konusu, işleniş tarzı beni bayılttı, eğer 2 perde olsaydı ikinci yarıda izleyiciler arasında olmayacaktım:( Genel olarak şehir tiyatrosu oyunlarını pek izlemiyorum, denk gelmiyor, ama bundan sonra denk düşürüp izleyeyim dedim.. İlk oyun da bu oldu.. Hayırlısı:)) Neyseki çıkışta Sanat'a gittik de güzel mezeler ve buz gibi içeceklerle oyunun stresini attık:P

Bu arada oyun hakkında ayrıntılı bilgi almak isterseniz (hala bu yazıdan sonra ister misiniz bilmiyorum ama) tıktık ..

03 March, 2010

Bir oyun bir mekan



Vahset Tanrısı'nı izledim bu hafta. Öyle güzel yorumlar yazılmıştı ki sabırsızlıkla bekliyordum. Neyseki salondaki yerimiz de çok güzeldi pür dikkat izledik. Güzel miydi güzeldi.. Bu kadar iyi oyuncular bir araya gelir de güzel olmaz mı.. Ben özellikle Ülkü Duru ve Zafer Algöz'e bir kez daha hayran kaldım. Herkesin yazdıgının aksine Zerrin Tekindor'un oyunculugunu da gereğinden fazla abartı buldum. Çocuk oyunlarındaki gibi her hareketini çok abartı bir şekilde insanların gözüne soktugunu düşünüyorum. Kocaman insanlarız zaten bize geçiyor ne kadar sarhoş oldugu, ne kadar kendini kaybettiği, bir de gereğinden fazla vücut hareketlerine, zıplamalara gerek yoktu. Herkes onu Aşkı Memnu da izlemeye alıştıgı için ve buradaki rolü farklı geldiği için  değişik bulmuş olabilir ama ben kendisini farklı yelpazelerdeki rollerde pek düşünemiyorum. (mesela bir köylü kadını rolünde gözümde canlandıramıyorum)


Mekan olarak Taksim'de yeni açılan tavukçu BBQ Chicken'a gittik.. Kore'den gelen fast tavukları sevdim ben:) KFC ile pek aram yoktur ya da artık sıkıldım o yüzden güzel oldu. Ben özellikle ortada küçük küpler şeklinde görülen marine edilmiş turpu çok sevdim..Birlikte gittiğim arkadaşlarım pek sevmedi ama neyse:) Yolunuz düşerse atıştırmak için yeni bir alternatif işte:)

24 February, 2010

Olanlar

Hani bazen birini arayamazsın sonra da bi türlü elin telefona gitmez de araya uzun bi ara girer. Bu sefer blogum için de öyle oldu. Gecen hafta yazacaktım birşeyler, fırsat olmadı sonra da elim bi türlü klavyeye gitmedi, yazamadım.

2 haftadır haftasonu Adana’dan farklı arkadaslarım geldi onlarla vakit geçirdim bolbol, küçük planlar yaptık, evde oturup dedikodu yaptık bol bol.Beşiktaş-Galatasaray maçını izledik. Yemekler pişirdik, hatta ben pastalar da yaptım.. Onların da resmini koyayım buraya:) Tesadüfen aynı güne denk gelen iki dogumgunu için bu pastaları yaptım. Daha 40 fırın ekmek yemem lazım ama olsun yaptıkca biraz daha geliştireceğim sanırım kendimi..

Bu Cumartesi yine Devlet tiyatrosunun Kod Adı Kongo isimli oyununu izledim. Begenmiş olmakla birlikte gereğinden fazla uzatıldıgını düşünüyorum. Demokratik Kongo Cumhuriyetinin Avrupa Birliği’ne girmek için başvuru yaptıgı sırada bir Polis karakolunda yaşananları anlatıyor..

Şu anda uzun zamandır merak ettiğim Levhi Mahfuz’u okuyorum. Çok ilginç bir kitap. Ama henüz başlarında sayılırım, oldukça ağır oldugu için işe götüremiyorum, bakalım evde okuyarak ne kadar sürede bitirebileceğim..

15 February, 2010

İmgeyle bulusma & Tiyatro

Sonunda basardık.. Aylardır görüşelim görüşelim dedik ama malum İstanbul burası, herkesin işi gücü bitmez. Artık en sonunda plan yaptık ve İmgeyle bulustuk:)) Mekan olarak sonrasında gideceğimiz Kenter tiyatrosuna yakın olması açısından Nişantaşı'nı seçtik.. Ben 10 dakika gecikmeyle varabildim ama olsun!! Bulusup bir şeyler içmek için yakındaki cafelerden birine oturduk.Hiç susmadan da konustuk heralde.. Ve neredeyse oyuna gec kalacakken İmgenin hatırlatmasıyla kalkıp tiyatroya dogru yürüdük.

Profesyonel'i izledik birlikte. Tek perdelik çok güzel bir oyun. Zaten şu iki adamın oynadıgı bir oyuna kötü demek yakısık almaz herhalde. Bülent Emin Yarar'a olan hayranlıgım şu oyunla başlamıştı zaten, bu yazıma da konu olmustu. Yetkin Dikicileri ise 2. defa canlı izliyorum ama bu sefer cok etkilendim, hem sahnedeki durusundan hem de bu kadar ciddi bir oyunda bile seyircinin verdiği aksiyona akıllıca ve komik tepkiler vermesinden...

Blogum sayesinde İmgeyle tanısmaktan ve bu kadar eğlenceli bir gün geçirmekten dolayı cok mutlu oldum:) Fotograf çekmeyi hiç akıl edemediğimden postuma tiyatro maskları koydum bana bu günü hatırlatsın diye..

01 February, 2010

Rita'nın Şarkısı

Haftasonu Ritanın şarkısı'nı izledim. Ne zamandır gitmek istiyor ancak bilet bulamıyordum sonunda geçen ay çok güzel bir yerden bilet aldık ve koltuklarımıza kurulup oyunu izleyebildik. Neden bilet bulamadıgımı da anlamış oldum. Oyun Willy Russel tarafından yazılmış, açık üniversitede ilk defa ders verecek olan sarhoş bir profesorle öğrencisi kuaför bir kızın hikayesi. İkisi de birbirinden birçok şey öğreniyor. Bu arada ben Çetin Tekindor’u ilk kez canlı izledim ve çok beğendim, ses tonu, oyunculugu gerçekten çok iyiydi. Tülay Günal’ı da ilk kez gördüm gerçi Asi diye bir dizide oynuyormuş duyunca yüzünü hatırladım o da iyiydi gerçekten.What a wonderful world'u de güzel yorumladı.


Yanımda oturan ve oyun boyunca elinde kagıtla kursun kalem bulunan bir teyze vardı. Eleştirmen filan diyeceğim ama hiç öyle de görünmüyordu çünkü oyunu evdeki teyzelerin pembe dizi izlemesi şeklinde nidalarla ‘aaaa, inanmıyorum, ahh ne güzel vs..’ şeklinde izledi. Oyun boyunca da notlar aldı, ahh o kurşun kalemin kagıtta çıkardığı sesler beni benden aldı, birşey söylememek için kendimi zor tuttum vallahi.

Şubat ayı için de birkaç oyuna bilet aldım şimdiden, hatta bir aksilik olmazsa bir tanesine İmge ile birlikte gidecegiz:)

01 June, 2009

Dün Gece Yolda Giderken Komik Bir Şey Oldu!



Gecen hafta Fikrimuhim'den gelen email sayesinde bu muzikalden haberim oldu. Harbiye acik hava tiyatrosundaydi diye hemen atladim. Bir de tabii Fikrimuhim sayesinde 68 tl lik biletleri 20tl ye almak guzel oldu. (ay sonu ay sonu abartmamis olduk) Fikrimuhime tesekkur ediyoruz:))Herneyse, gelelim oyuna, Haldun Dormen'in sahneye koydugu bu muzikalde gecen yil unlulerin sarki soyledigi bir yarismada begendigi Melike Ocalan'i (sanirim kendisi Muslum Gurses'le sarki soyluyordu) bas rolunde oynamis ama pek de iyi olmamis. Kendisi gercekten cok hos, rolune de cok yakismisti ama sarki soylemeseydi cok cok daha iyi olurdu, ki muzikal oldugundan mecburen sarki soyluyor.. Onunla birlikte basrolde oynayan kisinin sesi cok daha guzeldi ama malesef kim oldugunu bulamadim internette.


Muzikalde Aysen Gruda ve Bilge Zobu da oynuyordu ve ikisini de cok begendim, bu yasta boyle performans. Ikisi de cok sekerdi gercekten. Aysen Gruda rap yapti sahnede. Konusu ise genel olarak bir cok filmde olan, karmasadan cikan komediydi.. Yani herkes birini baska biri saniyor, ortada durumu idare etmeye calisan bir köle. Herkese baska bir yalan soyluyor, sahneye cikan her kisi birileri icin bambaska anlamlar ifade ediyor.E biz seyirciler de bunlara guluyoruz:)Oyun genel olarak guzel sayilirdi, canli piyano sayesinde ekstra guzelligi vardi ancak sarkilarin cevirisi birebir yapildigi icin bazen anlamsiz geliyordu kulaga...


Harbiye cikisinda Besiktasin sampiyonlugundan dolayi Taksime kadar yurumek zorunda kaldik:) Ama kendi takimim olunca hic sikayet etmedim:))


NIHAYET BESIKTAS:))))


17 May, 2009

Denizaltı Rüzgarları

Mevsim değişikliği çok etkiledi beni, hiç bişe yapasım yok. İnternete giresim bloguma bakasım da yok. Birden bire yaz geldi yorgandan pikeye geçtik. Bünyem adapte olamadı.. Kaç gündür yazlık-kışlık meseleleriyle uğraşıp durdum:( Pazar akşamı da sonunda işimi bitirip oturdum. Aslında dizi izleyecektim. (Desperate Housewifes'in 4. sezonuna yeni geçtim:)) Ama blogumu bu kadar başı boş bırakmayayım dedim.



Bu hafta,


- Spor salonunu çok aksattım ama evde spor yapmaya devam ediyorum. (Ab rocket almıştım, bi heves onu yapıyorum, bi de hava güzel yürüyüş daha çekici geliyor:P)


-3,5 kilo verdim, hala inanmıyorum:)


- Ev baktım bol bol. (abim için)


-Melekler ve Şeytanları izledim. Film olarak beğendim ama kitabını daha çok begenmiştim. Bu kadar süreye sıkıştırılan film anca bu kadar olurdu herhalde.Tom Hanks yine müthişti ama..


-Ne dersin Azizim isimli oyuna bilet almıştım ancak salona gittiğimde oyunun Van Devlet tiyatrosundan Çılgın Dünya ile değiştiğini öğrendim. İzlemeye karar verdim. Ancak oyun geçen yıl şurada yazdıgım oyunun ta kendisiymiş. Ama oyunculuk olarak, dekor, kostum ve müzikler olarak yanından bile geçemezdi. Ve malesef tek perdeydi, sonuna kadar eziyet oldu benim için. Ama böylece aynı oyunun farklı yönetmen ve oyuncularla ne kadar büyük değişme uğrayabileceğini test edip onaylamış oldum:)
-Eurovizyon'u izledim herkes ne kadar laf ederse etsin ben Hadiseyi beğendim:)
**Son olarak doğa severlere; şu linki ziyaret etmenizi öneririm..

12 April, 2009

Yazasım yok blog


İki haftadır evimi özledim. Sürekli dışarılardayım, Adanadan gelenler, onlarla yapılan geziler, yemeler içmeler, yorulmalar. Sonra bir de hastane maceralarım oldu. Boynumda fıtık çıktı. Gerçi çoktan tahmin ediyordum sık sık Asaf Savaş Akat gibi dolaşıyordum. Nitekim fizik tedavi gerekiyormuş, ancak özel hastane doktorlarının saglıgı sektör şeklinde düşünmeleri canımı sıkıyor, o yüzden Adanada danıştıktan sonra tedaviye başlayacagım. Hıı bi de artık kambur durmuyorum beni en çok sevindiren şey o oldu. Sırtım için korse kullanıyorum ve kendimi manken gibi hissediyorum:)

Geçen hafta Kenter tiyatrosunda Cimri'yi izledik, çok çok begendim, Demet Evgar'a olan hayranlıgım bir kat daha arttı..


Adanadan gelen bir arkadaşım bana Waffle makinesi getirmiş hem çok sevindim hem de çok üzüldüm, çünkü benim gibi bir waffle canavarı için bol kalori demek bu:(

Gazetede okudugum bir röportajda, kim oldugunu hatırlamdıgım birisi zayıflamak için hayatından çok sevdiği şekeri çıkardıgını ve bunu da hipnoz yoluyla yaptıgını söylemişti, acaba ben de mi öyle bişey yapsam. Duramıyorum çünkü ve yaptıgım spor zamanla yetersiz kalıyor.


Evimin dibindeki Peacocks&Claires kapanmış. Görünce çok üzüldüm:( Çok kaliteli, çok uygun ve çok sık uğradıgım yerlerdi..

Benden bu kadar.. Yaşıyorum işte:)

27 March, 2009

Hızlı internete hasret kaldım

İşyerinde sebebini bir türlü anlayamadıgımız problemlerden dolayı internet bir hayli yavaş, dolayısıyla günlerdir uzun süren çabalarla işimi yapabildiğimden, ne bloguma bakabiliyorum ne de gazetelere.
Pazar günü seçim var, gündemde her dakika değişen konular var, ama ben şu sıra ne televizyona bakmak, ne de gazeteleri okumak istiyorum. Sevdiğim birkaç yazarı okuyup geçiyorum.Pazar günü de oy vereceğiz, inşallah bi şeyler değişir:( Neyse..



Geçtiğimiz hafta Kral Dairesini izledik. Önce maskeli ve söz olmayan bir oyun oldugunu eşimden sakladıgımı itiraf etmeliyim, çünkü sıkılabileceğini düşünüyordum:) Ancak neyseki öyle olmadı, çok mutlu ayrıldık.(Ben her oyunu görmek isterim, sonucunda yorum yaparım, sevgilim ise genelde konusuna göre seçim yapar. Galiba hayatta da böyleyiz! Ben her koşulu değerlendirip karar veriyorum hep, o daha önyargılıdır.. ne alaka şimdi!!&%+) Herneyse, maskeler süperdi, yüz ifadelerini çok iyi yansıtıyordu, oyuncular iyiydi, konu iyiydi, söze pek gerek kalmadı:)


Lostun 5. sezonunu yuh artık diyerek izliyorum ama bir yandan da merak ediyorum, artık bi sonuca bağlansa da kurtulsak:)

Kuzenimin evine hırsız girmiş ve yüzyüze gelmişler, çok canım sıkıldı:(

Emre Yılmaz'ın şu kitabını okuyorum. Çok beğendim. En kısa zamanda diğerlerini de alıcam. Kitaptan bir cümleyle de bu karmaşık posta bi son vereyim:

Osmanlı, ''Keyif için bağdaşımızı bozmaya gerek yok,'' der ve nargilesine uzanır.

Batı ise ''Keyfi hak edebilmem için önce çok çalışmam gerekir,'' der ve nargileye hiçbir zaman vakti kalmaz..

07 March, 2009

Victoria




Gectigimiz hafta Kenter tiyatrosunda Victoria isimli oyunu izledim. Engin Hepileri'ye bir sempatim vardir. Televizyonda begenirdim ama oyle cok dikkatimi ceken birisi degildi. Onceden calistigim yerde kendisiyle telefonda konusmustum ve ismine dikkat etmedim ancak bu kadar guzel ve akici Turkce konusan kisinin kim oldugunu merak ettigimde o oldugunu ogrendikten sonra benim hayranligimi kazandi.




Ancak bu oyunda kesinlikle Defne Halman'in yaninda sonuk kalmisti ve hayal kirikligina ugradim malesef.. Defne Halman'a hayran kaldim, tek basina oyunun temposunu dusurmeden surdurdu.. Sesi, danslari, sahnede tekerlekli sandalye ile bu kadar dengeli sekilde oynamasi hepsi cok iyiydi ancak Engin Hepileri ona uyum saglayamadi, birlikte dans edis sahnelerinde acemiligi belli idi.(ya da acemi gorunuyordu) Ama ben yine de kendisini baska bir oyunda daha izlemek istiyorum..


Oyun tek perde idi ve yaklasik 1 saat 20 dakika suruyordu. Kocacim konusunu okuyup, bir de oyun kadrosunun 2 kisilik oldugunu gorunce pek gitmek istemedi ve kendisini yaniltmadigini dusunuyordu. Ancak kardesim ve ben begendik:) Izlenebilir..

02 February, 2009

Saatleri Ayarlama Enstitüsü



Yine ilham gelmiyor. Ben de bari gectigimiz hafta izledigim oyun hakkinda birseyler yazayim dedim.. Devlet Tiyatrosunda Saatleri Ayarlama Enstitüsü 'nu izledik.. Cok begendik. Ben kitabini okumamistim. Ilk kez oyunu izledim. Okuyanlar bekledigi gibi bulamamislar ancak ben cok begendim. Gittigimiz arkadaslarim da begendi. Benim icin oyun olsun.. En mutlu oldugum yerlerden biri tiyatro salonu, eskiden sahnesinde bulunma firsatim da olmustu, artik sadece seyirciler arasindayim ama yine de bi yerlerinden bulasmak guzel.


Oyun Kenter Tiyatrosunda oynaniyordu. Ne kadar eski bir salon orasi, koltuklarin arasi inanilmaz rahat ve koltuklar gicirdiyor. Nefes alirken bile dikkat ediyorsunuz oyuncularin dikkatini dagitmamak icin.. Ve sonunda oyuna gecersek linkinde gorundugu gibi skici bir konusu yok. Turkiye'nin gecirdigi asamalari saatler uzerinden goruyoruz, ki gecirdigi demek yanlis, halen gecirmekte oldugu.. Cumhuriyet oncesi ve sonrasinda uckagitci insanlarin ne sekilde degistigi(gunumuz kosullarinda da baska turlu degistiler), halktan hangi dalaverelerle para (vergi) alinmaya calisildigi ve halkin nasil buna tepkisiz kaldigi. Hersey acikca goz onune serilmis. Ayrica hicbir vasfi olmayan urunlerin de ne sekilde piyasaya sunulup ilgi gordugunu de anlatiyor.. Cok mu karistirdim? Neyse bence siz izleyin:)


Ben Atilla Sendil ve Adnan Biricik'i ayakta alkisladim...

20 April, 2008

6. yıl



Gecen hafta ici bir gun sevgilim ve ben isten kaytarıp birlikte olmamızın 6. yılını kutladık. Hafta içi evde olmanın keyfini çıkardık. (gerci kendisi hep cıkarıyor da bu sefer birlikteydik) Kahvaltıdan sonra kendimizi sokaklara attık. Karsıya geçtik. Kadıköy sokaklarında bos bos dolastık. Aylar olmus gitmeyeli, özlemişiz..Eski dükkanlara girip çıktık.Sekerci Cafer Erol'a ugradık. Ben yine kendimden geçtim. Güzel bir yemek yedik. Sonrasında her zamanki gibi Modaya gidecektik ama plan degistirip vapura bindik Besiktasa gectik. Iyiki de oyle yapmısız, vapurda yıllardır görmedigimiz bi tanıdıgımıza rastladık ve aksamında Çılgın Dünya isimli oyuna davet edildik:)




Bu sezon izledigim en iyi oyundu.İstanbul Büyüksehir Belediyesinin bir oyunuydu. Canlı bir orkestrası, sahane kostum ve dekoru artı 10 numara oyuncuları olan bir oyundu.Cok guldum, cok eglendim.Mutlaka gidin.




O gun annem de geldi ve aksam onu da götürdük oyuna. (küçükken o beni tiyatroya götürürdü, şimdi ben onu:) Neyseki oyun sıkıcı degildi, yüzümü kara çıkarmadı.




Annem Adana'dan nane getirmiş. (evet taze nane) Daha neler neler getirmişti. Naneyi ne kadar özlemişim. (gerçegini) Burada güzel kokanına rastlamadım daha, kocaman yaprakları olan yeşil bir ot satıyorlar nane diye. Doyamadım kokusuna:))




11 April, 2008

Oyun


Gecen hafta ilk kez Bakırköy Belediyesinin bir oyununu izleme fırsatı buldum. 'Lütfen Kızımla Evlenir Misiniz?'


Öncelikle Yunus Emre Kültür Merkezine ilk kez gittim ve gerçekten çok begendim. Temiz ve güzel bir salon. Fuayesi ve kantini de çok guzel. (belirtmeden gecemedim:))


Baska oyunlara da bilet aldım oraya kadar gitmişken. Lütfen Benimle Evlenir misiniz ise tam bir eglencelik oyundu. Belediye tiyatrolarında oynanabilecek cinsten. Eglenerek ve pek bir sey düşünmeden 2 saat geçirdik. Konusu ise şu şekildeydi..Asıl yaşı 43 olan ancak annesinin gözünde hala 30'luk olan evde kalmış kızına acilen koca bulmaya çalışan bir anne-kız. Kız bankada çalışıyor, anne ise evde ya ölmüş kocası ile konusuyor ya da kızına uygun bir eş arıyor. Bir kere anneye (Ayse Demirel) bayıldım:)) Tam bir anneydi hiç oynuyor gibi degildi, sanki bir evden getirip sahneye koymuşlar kadını.Kızı yogun bir iş gününün sonunda bankadan gelince onun dinlenmesine hatta nefes almasına bile izin vermeden konuşan, uygun kısmetleri ve yaptıgı yemekleri anlatan bir kadın. Ama bence annenin karşısında kızı sönük kalıyordu, yani annesine o kadar sinirlenmesine ragmen o kadar kısık sesle tepki veriyordu ki ben yerimden kalkıp bagırmak istedim..2. perdede ise tesisatçı ve onun patronu bir mimar sahnede görünüyor, onların gelmesi en azından biraz daha canlılık kattı oyuna. Çünkü anne-kızın uzun süre sahnede kalması ve özellikle kızın anne kadar tepki verememesi beni sıkmaya başlamıştı. Daha sonra da kızın bankadan arkadaşı Rıdvan roluyle Emre Kınay göründü. Kendisini çok sevmememe ragmen iyi oldugunu düşündüm.Ama tabi başka bir rolde de izlemek lazım çünkü bu oyunda bi ara eşcinsel taklidi yapmaya başladı. (Ve tabi tipik olarak bi çok kişi daha çok eğlendi)
Yani genel olarak önerebilecegim cinsten bir oyun. İlk oyun tarihi üzerinden bir kaç yıl geçmiş olmasına heyecanı kaybolmamış.
**Yukarıdaki fotografta Usta rolunde Üstün Asutay var ancak benim izledigimde başka bir oyuncu oynuyordu.
***Fotograf çekilmemesi konusunda uyarılara ragmen patır patır flaşlarını patlatan seyirci arkadaşlarıma selam ederim..

01 April, 2008

Toros Canavari


Bu cumartesi gunu Levent Kirca'nin oyununu izlemeye gittik. Aslinda kendisinden pek hoslanmam, aklimda sadece sarhos tiplemesi kalmistir.(Gerci kendisinin en sevdigim hali Nevra Serezli ile oynadigi filmdi, ismi sanirim Ne Olacak Simdi gibi bi seydi, o yuzden o filmdeki fotografini kullandim)


Ozel tiyatrolar genel olarak seyirciye hitap etmek zorunda. Devlet tiyatrolari gibi her oyunu oynayamiyorlar. (hakli olarak) Toros Canavari da seyircinin iyi vakit gecirmesini saglamak icin oynandi. En onemli gitme sebebim yazarinin Aziz Nesin olmasi. Tabi bir de Levent Kirca'yi da canli izlemek istedim. Konusu herkesin bildigi bir konuydu aslinda. (Hatta Kemal Sunal'in da bir filmi vardi, ne tesaduftur ki onun da filmdeki karisi Nevra Serezli idi:)) Neyse, gelelim oyunun konusuna: Levent Kirca'yi 17 yildir oturdugu evden cikarmak isteyen ev sahibi, mahkemeyi de kazanamayinca kendince cozumler uretiyor ve kiracilarini rahatsiz edip evden kacirmak icin her yolu deniyor. Alt ve ust katlarina gayet kalabalik ve gurultucu komsular (!) tasiniyor. Alt kattaki kabadayi kendisini tehdit ediyor ve daha nicesi. Ama Levent Kirca polisten korktugu icin bir turlu karakola gidemiyor, en sonunda ailesinin zoruyla karakola gittiginde de Toros Canavari olarak yakalaniyor. Ama yakalanmasi aslinda o kadar da kotu sonuclar dogurmuyor:)


Oyunda en begendigim bolum, Levent Kirca karakola gittiginde ondan once bir adam sorgulaniyor, ama polisler onu bir turlu konusturmuyorla ki sorgulansin (!). Adam yerden yere yuvarlandi.Guzel bir sahneydi, hem sorgulanan adam hem de polisler gayet iyiydi.

Begenmedigim tarafi ise; Levent Kirca'nin bazi mimiklerine ya da vucut hareketlerine insanlar guluyor diye uzattikca uzatmasiydi.( Tabi bu olayla ilk kez bu oyunda karsilasmadim)


Ama yine de Olacak O Kadar'daki oyunculari gormek ve Levent Kirca'nin o yasinda (daha dogrusu yasi cok olmasa da cok yipranmis ve yaslanmis gorunuyordu) bu sekilde bir performans sergilemesi de alkisi haketti.


*Biletimizi ticketturkten aldigimiza pisman olduk, hem giseden de rahatlikla yer bulunuyordu, hem de bi problemden dolayi biletimiz basilamadigindan gisedeki gorevlinin ismini soyleyerek (sanki bedava izlicekmis gibi) salona girmek zorunda kaldik. Problem nerden kaynaklandi bilemiyorum ama sinir oldum.

18 March, 2008

Bir Sehnaz Oyun

Tiyatro izlemeyi seven hemen herkes 'Ah Su Gencler' ya da 'Tore'yi mutlaka izlemistir. Ben de bu oyunlari izleyip tanidim Turgut Ozakman'i.Onun yazdigi muzikli eglenceli bir oyunda rol almaya baslayinca da sevdim. Gayet ic bayici tarih konularini o kadar guzel ve renkli anlatmisti ki..(Son yazdigi Su Cilgin Turkler ve Dirilis okunmaya deger..)

Bu haftasonu da AKM'de 'Bir Sehnaz Oyun'u izledim. Yine kalabalik kadrosu olan, dansli muzikli, anlaticisi olan bir oyundu.Neredeyse kadrosu kadar kalabalik da orkestrasi vardi. Zaten icinde canli muzik olup da kotu olan kotu bir oyun izlemedim hic. Dekor da muthisti. Oyunda soylenen bazi sarkilar dilime dolandi:)

Yakinda Istanbulda film festivali baslayacak, kendime uygun oldugum zamanlarda film secmeye calisiyorum ama izlemek istedigim bir cok film hafta ici (ve bilet fiyati da 3,5 yetele) Ama ben gidemiyorum:( Haftasonlari olan filmler arasindan birini secmeye calisacagim.

*Rolling Stones'la ilgili 2 tane film var (Shine a Light ve Sympathy for the Devil birinden birine mutlaka gitmek istiyorum:)
** Biletler 22 sinde satilmaya baslayacak, gitmek isteyenlerin bilgisine..

18 December, 2007

Meri Kristmis



Yine yilin en sevdigim zamanlari geldi iste.. Yilbasi yaklasiyor (e dogum gunum de yaklasiyor:)) Hediyeler, yeme-icmeler, kutlamalar vs vs... Bu yil yilbasi benim icin de farkli basladi cunkuuu calistigim yerdeki patronlarim Amerikali oldugundan kelli, gunler onceden cam agacimizi susledik.(pasparlak guzel susleri gorunce Dino ve ben atlayip agacin sevdigimiz yerlerine konuclandirmistik ki: D.-patronum olur kendisi- agac suslemenin o kadar da basit olmadigini anlatti bize:)) Ah biz gorgusuzler!! tamam isigi dogru dolamistik ama uzerine su simli susleri de dolmamamiz gerekiyordu, oysa biz rengarenk, kardan adamli, toplu, noel babali susleri asmistik. Neyse tum susleri cikartp olmasi gerektigi sekilde (!) yeniden taktik (bence onceki hali daha guzeldi:)) Agacin altinda milyonlarca fotograf cekildik.. (ben fotoydum o yuzden ben pek olmadim fotograflarda) Daha onceden cekilis yapmisttik ve hediyeler verildi, ama o ayri bir post konusu, hediyelerimi de uzunca anlatmak istiyorum..




D. tatil icin ulkesine gideceginden christmasi erken kutladik biz.. (tam onlarin adetleriyle.) Bize yabanci gelen bir cok seye kucuk cocuklar gibi eglenerek katildik Dino ve ben.
Guzel ve degisik bir gundu..

P.s. 1.Gectigimiz gunlerde 'Yangin Duasi' adli oyunu izledim... Oyunu ayakta alkislayan on siradaki iki kadini yakalayamadim.. Cunku biz grupca merak ettik ne anlamislar diye.. ayrica oyunun tanitimina muhtesem yorumlar yazan arkadaslara da selam ediyorum.. O nasil bir oyundu oyle..

P.s.2. Ekimin basindan beri bekledigimiz internete kavusamadik artik Turk Telekom bana kalitemi bozduracak!!!

04 December, 2007

Tiyatro yine




Pazar gunu yine tiyatroya gittik..Ben ay basinda izlemek istedigim oyunlar icin 2 kisilik bilet aliyorum ve eger sevgilimin (kocamin:)) isi yoksa birlikte gidiyoruz, ya da baska bir arkadasim eslik ediyor bana. Bu haftasonu neyseki onunla birlikte gidebildik. Pazar gunu AKM'de Cayhane'yi izledik. Buyuk salondaki oyunlari cok daha fazla seviyorum ben.(Gecen yil Amadeus da oradaydi) Zaten genelde kalabalik kadrosu olan oyunlar buyuk salonlarda oluyor.Bu da demek oluyor ki kalabalik kadrolu oyunlari seviyorum:)) (Bu arada daha once Belediye Tiyatrosunun kalabalik kadrolu bir oyununda gorev aldigimi soylemis miydim? )Sahnede bir akicilik oluyor oyunu hic nefes almadan izliyorsunuz..Cok nadirdir, az kisilik olup o kadar akici olan oyun...(bkz. Carmela ve Paolina /Adana Devlet Tiyatrosu-en buyuk zevkle izldigim oyunlardan biridir) Ve de Istanbul Devlet Tiyatrosunun oyunlari genelde az kisilik oluyor. Ben cok severim izlemeyi ve de asla onyargili davranmam ama genel olarak insanlar eglenceli oyunlardan daha cok zevk aliyor.(gerci Istanbulda tiyatro bileti bulmak o kadar zor oluyor ki yani bu oyunlar agir diye sikayet edip hemde hic yer bulamamak da iste tam bir ikilem) Herneyse pazar gunku oyuna gelelim 'Cayhane'yi izledim.Uzun bi oyun olmasina ragmen yine sahnede olan hareketlilik sayesinde gayet iyi vakit gecirdik..Ve de herkes oyunun sonunda basrol oyuncusu 'Bulent Emin Yarar'dan (Sakini) soz ediyordu..Iste bu iki saatlik canli performansinda herkesi kendine hayran birakan insan gercekten ayakta alkislanir..Su gibi akti oyun ve bunda cok buyuk katkisi vardi Sakini'nin. Gecen yil da Genco Erkal'in Oyun Sonunda oynuyordu ve o oyunda da cok begenmistim ama tabi bizler sadece televizyondan tanidigimiz insanlari biliriz yaa. Oyyle begenip unutmustum..Sonra Sakini roluyle de kendisine hayran birakinca baktim kimmis diye..Megerse benim izleyip cok begendigim bazi filmlerde de rolu varmis..(Hatta kendisini Altin Koza Film Festivalinin en iyi filmi secilen Bes Vakit'te izleyip cok begenmistim, arastirinca ismini ogrendim iste) -O filmdeki kimsenin oyuncu olduguna inanamiyorum cunku hepsi sanki gercekten o koyde yasayan insanlarmis gibiydi-
Ayrica yine cok severek izledigim Korkuyorum Anne'de de oynamis kendisi (kasapmis).O filme zaten basli basina hayran kalmistim... Yani iste boyle, izledigim bir tiyatro oyunuyla bir oyunucuya hayranligim artti ve neden simdiye kadar bu kadar filmini ve oyununu izleyip ismini bile bilmiyormusum dedim!!



***

Bence bu haftasonu siz de bir oyuna gidin, umarim siz de iyi bir oyuncuyu izleyebilirsiniz:)

21 November, 2007

Ben Anadolu..


Hafta sonlari sevgilim yogun calistigindan bende kardesimle plan yapiyorum, hem boylece ozlem gidermis oluyoruz:) Gecen haftasonu Kenter Tiyatrosu'nda 'Ben Anadolu' yu izledik.Ilk defa Yildiz Kenter'i canli olarak izledim ve 2 saat boyunca bir yandan oyunu izleyip bir yandan da (bu kadin bu yasta nasil bu kadar dinc, bu kadar guzel diye) dusunup durdumm...60. sanat yiliymis yaa. O kadin nasil durdu 2 saat tek basina o sahnede..Yani simdi oyunu mu izledin bunlari mi dusundun derseniz, dikkatimin dagildigi yerde bunlari dusundum:P Gayet eglenceli bir Pazardi, tiyatro cikisinda sicacik kestanelerimizi alip yuruduk biraz....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...