Showing posts with label kitap. Show all posts
Showing posts with label kitap. Show all posts

07 May, 2014

Kocan Kadar Konuş

Koza doğduktan sonra bana kalan azıcık zamanda tek devam edebildiğim yegane hobim kitap okumak. Bu nedenle de genelde uyumaya direnerek okudugum için akıcı kitapları tercih ediyorum, ara sıra da kişisel gelişim ya da annelikle alakalı birşeyler okuyabiliyorum. En son okudugum kitap da yeni çıkan ve çok satanlar arasında olan Kocan Kadar Konuş. Bu kitabı Ayşe Arman röportajı sayesinde duydum. (çok klişe olabilir ama Ayşe Arman ‘ı gerçekten seviyorum, yazdıklarına önem veriyorum, hatta kendisini Instagram dan sonra daha da sevmeye başladım)
Kitabın konusu ise 30 yaşına gelmiş, halen evlilikle alakası olmayan, bir yayınevinde çalışan Efsun kızı anlatıyor. Bu kızımız aile apartmanında, anneanne, teyzeler, kuzenler hep beraber yaşıyor ve hem büyükleri hem de kuzenleri evliliğe kafayı takmış durumda. 2 günde bitirdim ben (kısıtlı zamanda okumama rağmen ) Efsun un kendiyle olan konuşmalarına güldüm, ama illa alın okuyun der miyim, demem. Neyseki benim etrafımda Efsun un kuzenleri gibi kızlar yok, kafayı tamamen evliliğe takmış ve bu durumu adeta bir meslek edinmiş tipler, ama okuyunca da bu insanlar gerçekte de var ve komikler. Efsun bir gün lise aşkı Sinan ile karşılaşıyor ve sonrasında ailesinin de etkisinde kalarak kendisinden başka biriymiş gibi davranıyor. Bu yüzden de herşeyi mahvediyor. Ben internetten 15 TL ye almıştım, bence bu rakama çok daha güzel kitaplar alınabilir. Ama benim gibi kafa boşaltmak isterseniz ya da yazın deniz kenarında okumak için ideal denebilir, ama satın almayıp arkadaşınızdan ödünç alırsanız daha iyi bence, ya da söyleyin ben ödünç vereyim:)
Birkaç güne yeni kitap yazılarımla burada olacağım, özleyin beni..

05 April, 2013

Bir kitap, bir dizi.



Yazayım yazayım diyorum, bu kadar her saati aynı olan hayatımın nesini yazayım diye vazgeçiyorum sonra..  Geçen haftaki yazımdan sonra kızım yüzümü kara çıkarıp yürümeye başladı bu da tarihe geçsin.. Hayatımızda çok yeni bir dönem, ‘tati’ ‘tati’ diyor bi de yürürken.. Havalar da güzelleşti, her gün parka götürmeye çalışıyorum, hani biraz temiz hava çarpar da daha çok uyur diye ama nerdee blog.

Ben her akşam aynı şekilde ortalama 1 saat ayakta sallama mesaisi yapıyorum, iyi güzel de kız ağırlaştıkça bu iş de pek zorlaşıyor,  tek çekilir yanı azıcık gece lambası ışığında kitap okuyorum, bu da gün içinde kendime ayırdığım tek vakit diyebilirim, eskiden serviste de kitap okurdum ama artık biner binmez bayılıyorum, arada horluyor muyum acaba diye soruyorum arkadaşlara.. En son  annemin ismime imzalatıp geçen gelişinde getirdiği Şebnem Kartal’ın bu kitabını okudum.

Kitabın kapağından bir bölümü aşağıda görebilirsiniz.


Kâğıt Kayıklar, farklı kesimlerden gelen 5 kadın ve 5 erkeğin psikoterapi süreçlerini anlatan bir öykü seçkisi. Her bir bölümle bizi başka dünyaların içine çekiyor. Bir öyküde, gençliğinde sistematik işkenceye maruz kalmış bir şairin feryadına şahit olurken, bir diğerinde kadın cinselliğinin çocuk yaşlardan itibaren toplumsal ve dinsel motiflerle nasıl şekillendiğini görüyoruz. Delilikle dâhilik arasındaki ince çizgide yürüyen bir adam, ruhsal acılarını bedeniyle ifade eden bir kadın, aile baskısına karşı direnen bir alkol bağımlısı kitapta bizi bekliyor...
İtiraf edeyim bazı hikayelerin sonunu getiremedim ama bazılarını da aksine çok sevdim. Onların hatırına okunabilir bence:)



Bir diğer bahis konusu da dizi. Son dönemde çok severek izlediğim bir TRT dizisi var - Beni Böyle Sev. Çok naif, keyifli, vurdu kırdı, silah vs olmayan müzikleri de güzel:) Orhan Gencebay'ın şarkısından adını almış, eski, güzel şarkılardan çalıyorlar. Nitekim seviyorum, Pazartesi akşamları boşsanız izleyebilirsiniz. (ben genelde kaydedip sonra izliyorum ama olsun:)

Güzel havada keyifli bir haftasonu diliyorum herkese:)

Sevgiler..

10 February, 2013

Tanrım yeni bir bilgisayar lütfeeen..

Uzun aradan sonra yeniden merhaba..

Bizim bilgisayar iyice kafayi yedi, format da atamadik, artik yenisi lazim ama 2 tane tablet pc olunca evde onu da ihmal ettik.. Ama tablet ya da ipad, gercek bilgisayarin yerini kesinlikle tutmuyor. Mesela bloga buradan yazi yazmayi hic sevmiyorum, ama napalim bu sefer arayi daha fazla uzatmamak icin yazayim dedim..İşyerinde de internetim kotalı ve işle alakalı bişeylere filan bakmaktan bloga sıra gelemiyor.

Bu arada birkac tane kitap okudum. Kahperengi, Beyoglu Rapsodisi, Gizli Anların Yolcusu,  Bora`nin Kitabi.. Arada bir de Hakan Gunday`in Kinyas ve Kayra sina baslamistim ama yegane okuma alanim olan serviste, zaten uykusuzluga direnerek okurken kafami bi turlu veremedim ve yarida biraktim. Diger 4 kitap da bir solukta okunacak cinsten. Oldukca akici.. Hepsini tavsiye ederim..

Sidikli Kasabasini izledim, pek cok begendim. Oldukca guzel bir oyun, muzikal. Oyuncular genc yasta olmasina ragmen oldukca iyi idi. Sesleri cok guzeldi. Orkestra da cok iyiydi. Devlet tiyatrosunun bu oyununu bilet bulursaniz sakin kacirmayin..Konusu sularin tukendigi bir zamanda tum tuvaletlerin ozellestirildigi bir ulkede geciyor, para bulup tuvalete gidemeyenler eger sokakta iserken yakalanirsa sidikli kasabasina gidiyor ve akibetlerini kimse bilmiyor....Oyunu izlerken yine oyle hayran hayran bakakaldim sahnedekilere, bir de kendi yaptigim isi dusundum.. pehh neyse...


Bir de mutfakta birkac denemem oldu, cogu da yemek vakti sitesinden, ben cok gec kesfettim ama bircok tarifini begendim sırayla deniyorum, tavsiye ederim;-)


Son olarak bizim kizin son hallerine gelecek olrsak 14. ayimiza az kaldi, hala emekliyoruz.. Desteksiz olarak yurumeye pek cesareti yok bizim kizin.. Eller her yerde. herseyi merak ediyoruz ve karıştırıyoruz, iste ustteki resimde de örnekleri var;-) Ben de onunla birlikte herseyi yeni bastan kesfediyorum ve onu her geçen gün daha çok seviyorum:)

 

Iste simdilik bu kadar...

18 December, 2012

Kurt Seyt


Haftalardır blogumun sağ tarafında görünen kitapları bitirdim. Kurt Seyt ve Shura - ve Murka'yı. Neden bu kadar geç okumuşum diye üzüldüm ve önüme gelen herkese bu kitapları önerdim, hatta size de öneriyorum işte:)

Neden bilmem bi önyargı varmış kafamda herhalde Nermin Bezmen kitabı okumamışım ama yine de çok memnunum geç de olsa tanıştık diye. Shura'yı bana işyerinden arkadaşım Cihan hediye almıştı bu şekilde okumaya başladım. Kurt Seyt Nermin Bezmen'in dedesi, Kırım Türkü ve Çar'ın askerlerinden, bu kitap kendisinin ailesini, savaş dönemini, aşkı Shura'yı anlatıyor. Hem tarih, hem aşk, hem biyografik kategorilerde ayrı ayrı iyi. Anlatım dili çok güzel. Shura'yı çok sevdim ben, Kurt Seyt de inadıyla bir o kadar deli etti beni.

İkinci kitap Murka'nın resmini koymadım çünkü Shura'yı ne kadar sevdiysem Murka'ya da bir o kadar sinir oldum. Kıskançlıkları, kaprisleri, uyumsuzluğuyla beni çileden çıkardı. Kurt Seyt belki çok daha güzel rahat bir hayatı olacakken Mürvet sayesinde deyim yerindeyse süründü adamcağız. Kurt kocayınca çakallara maskara oldu resmen.

Eski Beyoğlu'nu okumak, Atatürk'le ilgili anıları okumak ne kadar heyecanlı ve güzelse, Kırım'da kalan Seyt'in ailesinin başına gelenleri okumak da bir o kadar hüzünlü idi. Ağladım okurken.

Daha güzel bitsin isterdim. Kitabı bitirdikten sonra da Shura'yı ve Nermin Bezmen'in annesi Leman'ı merak ettim. Acaba onlara sonra neler oldu, bu detayları içeren bir kitabı var mı bilen var mı, du ben bunu bi araştıriim:)


*Resim şuradan alındı.

08 October, 2012

Son Dönem Kitaplarım

Kizim dogduktan sonra aktif olarak devam edebildigim tek hobim kitap okumak. Her zaman her yerde, her saatte yapilabilmesi tabiki en buyuk neden.

Son donemlerde okudugum birkac kitap asagida..

Daha once de yazmistim: Ilki Kıssa-i Ask. Universite`ye hazirlanmak icin ve ruyasinda gordugu aski bulmak icin Istanbul`a gelen Mert ile, dedesinin fabrikasinda calismayi reddeden bu nedenle Endustri muhendisligi degil, kendi istedigi bölumu secmek icin, universite sinavlarina yeniden hazirlanan Ece`nin hikayesi. Ayrica tanismalari, asklari, cevrelerindeki insanlar, iyiler, kotuler. Daha genc yaslarda okusaydim daha cok severdim diye dusunuyorum, Turk filmi tadinda gayet akici bir kitap.


Ikincisi Bir Yumak Mutluluk, Kucuk Mucizeler Dukkani`nin devami niteliginde. Ayni tadi birakiyor. Corap örmek icin derslere katilan 3  kisinin hayatlarini paylasmalari, birbirlerine destek olmasını konu alıyor. Serviste sabah-aksam okuyarak, cok hizli bitirdim. Yaz kitabi iste...

Bir yaz kitabi da burada.... `Ask Tanricasinin Yemek Okulu` Kurgu olarak Kucuk Mucizeler Dukkanina benziyor. Orgu dersleri yerine yemek dersler var, yine ogrencileri zamanla birbirlerinin hayatlarina dokunuyorlar, Ama bu kitapta Holly'nin anneannesi Camilla nın da oykusu var. Ufak tefek baska farkliliklar da var. Ben daha cok sevdim mesela. Cunku arada Italyan yemekleri detaylari var ve ben bir kitapta bu tip ara detaylari severim. Ayrica sonunda da battaniye orgu tarifi yerine yapilan yemeklerin tarifleri var. Tiramisu denenmek ici sira bekliyor.


Diğer kitap ise Uyumsuz Defne Kaman`in Maceralari Su. Bu kitap basli badina bir post konusu olur, cunku cook sevdim ben:) Kadıköy sokaklarını, Umay Nine ve Defneyi. Komser Ümit Kaman ve kitapçı Semahati. Ayçöreklerini, şeftali çekirdeğini ve kitabın herşeyini:) Ve sırayla Buket Uzuner kitapları okumaya başladım...Sonrasında İki Yeşil Su Samuru'nı bitirdim. Ona da bayıldım. Hikaye, yazım dili, karakterler (özellikle Selen 'i), hikayenin sonunu.. Uykusuz gecelerimden sonra serviste de uyumamamı sağlayan kitaplardı. Sırada diğerleri var.


Son okuduğum kitapsa Mahkum Prenses. Geçen yıllarda Boleyn Kızı kitapları çıktığında benim hiç ilgimi çekmedi, bu kitabı da bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okudum ve beğendim.Aragonlu Catherine'in hikayesini oldukça akıcı bir dille anlatan kitap çok kalın olmasına rağmen çok kısa sürede bitti ve merakımdan oturup o süreçteki dönemi araştırmamı sağladı. Boleyn Kızı'nın henüz okumadım, onu da denk gelirse okumak istiyorum.

Arada sıkılıp bıraktıklarım da oldu. Şimdi listemdeki kitaplardan sırayla gitmeye çalışıyorum, bazen internetten sipariş veriyor bazen de arkadaşlarımın kitaplıklarına dadanıyorum:)

Sizin önereceğiniz kitaplar var mı?



PS. Fotoğraflar hepsiburada.com dan ve google görsellerinden alınmıştır.

24 April, 2012

Kirpiklerimin Gölgesi


Şebnem İşigüzel'in cümlelerini çok seviyorum.Bu kitap da yine bir cümleyle birden çok şey anlatan bir kitaptı.


Yanılmıyorsam ilk çıktığında bir röportajını okumuştum ve kitabın, gazetede çıkan gerçek bir haberden esinlenerek hazırlandığını söylemişti Şebnem İşigüzel.


11 yaşında annesini öldüren bir kızın hikayesi bu, ama tek bu cümleye bakarsanız, nasıl yani diyebilirsiniz. Bu kitapta kız çocuğu anlatıyor neden böyle birşey yaptığını.


İnsanın tüylerini diken diken ediyor. Böyle bir anne olabilir mi, böyle şeyler gerçekten var mıdır diyorsunuz. Ama malesef var.


Anne olmanın gerçekten kolay birşey olmadığını anlıyorsunuz. Herkesin anne olamayacağını.


Çocukların herşeye rağmen ne kadar saf ve sevgi dolu olduğunu okuyorsunuz cümlelerde..


Yüreğiniz kaldırırsa eğer okuyun derim..

17 April, 2012

Kocalar Okulu


Nereden gördüm de nereden istek listeme ekledim bilmiyorum ama İdefix alışverişimde 3 TL olan bu kitabı da bu sefer favori listemden sepetime atıverdim. Kapağını da içeriğini de Sophie Kinsella kitaplarına benzettim. 2 günde bitirdim. Romantik komedi bir film izler gibi kolaycacık okunuyor..

Yeni çocuk sahibi olmuş olan Sophie ve Mark kitabın baş kahramanları. Sophie hem işi hem de çocuğuyla çok yoğun ilgilenirken, Mark ise deneme sürecinde olduğu işinde başarılı olabilmek için çok yoğun çalışıyor. Evle ilgili pek çok şeyi de ihmal ediyor. Sophie'nin doğum gününde de eve geç gelmesi yangını körüklüyor, ayrıca Sophie'nin eski sevgilisi Simon 'un da fırsattan istifade Sophie'ye yakınlaşmasını sağlıyor. Sophie bir gün oğlu ile birlikte annesinin evine dönüyor.

Mark da ailesini kaybetmemek için işi gücü  bırakıp Kocalar Okulu'na yazılıyor. Birkaç hafta süren eğitimde Dr Martha öğrencilerine ütünün yerini, bulaşık makinesinin nasıl boşaltılabileceğini soruyor. Dersliğe bir klozet getirip kapağını kapatmasını öğretiyor.Dişmacununu ortadan sıkmama ve kapağını kapalı tutma konusunda dersler veriyor. Eşlerini dinlemeleri, kendilerine bakmaları gerektiği vs komik örneklerle anlatılıyor. Kurs sonunda Sophie ile Mark'a neler oluyor onu da kitabı okursanız öğrenirsiniz:)

Evde oturduğum günlerde kafamı boşaltmak için okudum.. Birkaç kitap daha okudum, sırayla onları da ekleyeceğim..

12 March, 2012

Gelibolu - Buket Uzuner


Öncelikle bu kitabı alıp okumak nerden aklıma geldi onunla başlayayım. Kütüphanem artık bana yetmiyor. Koca bir kütüphane 2 sıra ve üstler de dahil olmak üzere doldu. Bir de 2 ayrı duvar rafı var, herneyse dedim ki tüm bu kitapları sakla sakla ne yapacaksın Nilüfer? En azından bir daha okumayacaklarını değiştir. Bu tip kitapları (yani yazın tatilde okuduğum Canan Tan, Hande Altaylı, Sophie Kinsella vb yazarların) topladım Bakırköy'e gittiğimde oradaki kitapçılardaki 2. el kitaplarla değiştirdim.  Çok fazla seçenek olmuyor ama bunu buldum mesela, İnci Aral'ın birkaç kitabını aldım vs.


2. el kitap almayı seviyorum ben.. Mesela bu kitap 2002 de Seren diye birisi tarafından alınmış. Acaba kimdir, nerededir, şimdi ben okudum belki sonra da çok alakasız başka birisi okuyacak. İlginç bence..

Herneyse, bu benim okuduğum ilk Buket Uzuner kitabı ve dilini çok sevdim. Ayrıca özgeçmişinin ilk cümlesi yukarıda görüldüğü üzere ' Büyüdüğümde astronot ve denizaltı kaptanı olmak isteyen bir çocuktum' diye başlıyor ki, çok sevdim kendisini anlatışını da:)

Uzun Beyaz Bulut- Gelibolu, yolları kesişen Alistair John Taylor, İhtiyat Zabiti Ali Osman Bey ve Gazi Alican Çavuş'un gizemli hikayesi. Bu hikayeyi çözmek için yıllar sonra Yeni Zelanda'dan çıkıp gelen Viki sayesinde biz de gerçekleri öğrenmiş oluyoruz..



Yukarıda Alistair John Taylor'ın ailesine yazdığı mektuptan bir kesiti görüyoruz. Zaten kendisinin de savaş sonrası bir mezarı bulunmuyor ve Viki de onu aramaya geliyor. Gazi Alican Çavuş'un kızı Beyaz Hala ile buluşuyor. Kitabın ortalarında bütün düğümün çözüldüğünü öğrenip off bundan sonra ne olacak ki dedim.




Ama okumaya devam ettim, sonrasında olanlar da beni şaşırtmaya devam etti ve en sonuna kadar sıkılmadan okudum.. 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin yıldönümüne yaklaştığımız şu günlerde okumam da ayrı bir tesadüf. Kitapta sevdiğim bölümleri buraya yazmaya uğraşmaktansa fotoğrafını çektim. Çok da iyi ettim:))



Şimdi yeni gelen kitaplarıma gönül rahatlığıyla başlayabilirim artık:))





07 March, 2012

Yeni Kitap Siparişim



Doğum izni sırasında evde otururken hedeflerimden biri de bol bol kitap okumaktı. Kısmen yerine getirebiliyorum, kütüphanemde sırada bekleyen birkaç kitabı bitirdim. Ama nedense sanki onlar eskimiş gibi yenilerini de alıyorum. Hala bende sırada bekleyen bi 15-20 kadar okunmamış vardır. Herneyse konumuz yeni gelen kitaplarım.

Çok almadım kendimi frenledim. Aslında buna sebep Güzel Uykular Alara kitabının fiyatı da olabilir:)) Zira kocam artık internet siparişlerimden ve gelen kargolardan bıkmış durumda.. (neyseki işe başlayınca kargolar da işyerine geliyor:P) Herneyse, bu kitap İş Bankası Yayınlarından ilk çıktığından beri hoşuma gidiyordu (henüz o zaman evli bile değildim) Kızım olunca da fırsat bu fırsat almak istedim. 365 gün için farklı masallar var. Ben şimdiden akşamları kızıma birşeyler okuyorum. Ne kadar yararlı bilemem ama benim sesimi tanıması, daha erken konuşması ve farklı kelimeler duyması nedeniyle yararlı olabileceğini okumuştum bi yerlerde:)

Kocalar Okulu ise tamamen çerezlik, fiyat olarak listedeki en uygun kitabım (3 TL - ooo-O... burada Bugün ne giysem efektini koyuyorum duydunuz mu? )



Kirpiklerimin Gölgesi uzun süredir istek listemdeydi, aldım. Bazı yazarların kitabını almak için konusunu bile okumama gerek yok. Şebnem İşigüzel de bunlardan biri. Bütün kitaplarını okumak istiyorum.. İyi yazıyor..

Kıssa-i Aşk bu kitabı da yazarı Hayati Özkaya çok sevdiğim ve örnek aldığım bir insana, hocaya, yakınıma ait olduğu için aldım.  Okumaya ilk başlayacağım kitap da bu. Oldukça merak ediyorum.. Bitirince de yorumumu paylaşacağım..


Ölümüne Sadakat ise şuradaki yazıyı okuduktan sonra listeme eklendi.. Okunma sırasını bekliyor..

Daha fazla uzatmayayım da hazır bu hevesle sayfalara gömüleyim..


07 December, 2011

Ayse Kulin /Nefes Nefese



Kafamin cok mesgul oldugu bazi zamanlarda risk almayi pek sevmiyorum ve okumayi sevdigim yazarlardan birinin kitabina baslayiveriyorum. Gecenlerde sinema cikisinda D&R`a ugradigimda yine boyle yaptim ve cep kitaplari bolumunden Ayse Kulin`in Nefes Nefese`sini aldim. Boylece okumadigim az sayida kitabi kalmis oluyor kendisinin.

Bu kitap gercek bir yasam oykusu olmamasina ragmen 2.Dunya Savasi sirasinda Avrupa`da gorevli olan diplomatlarin kiyima maruz kalan Yahudilere yaptiklari yardimlari anlatiyor.Her ne kadar gercek olmasa da bu diplomatlarin varligi gercek ve Ayse Kulin kitabinin basinda kendilerinin isimlerini ve gorevli oldugu tarih&yerleri listelemis.

Nefes Nefese de yazarin diger kitaplari gibi sizi surukleyip baska dunyalara goturuyor, ben saatlerce basindan kalkamadim. Bu soguk kis gununde evde oturanlara ve henuz okumamis olanlara tavsiye ederim...

25 November, 2011

Bebek bakım kitapları



Hamileliğimde herhangi bir kitap almadım, gebelik.org ve bazı web sitelerinden yararlandım. Doktorum da genel olarak çok güvendiğim ve tüm sorularıma gerekli yanıtları veren biri olduğu için kitap almaya gerek de duymadım. Ama bebeğin doğumu yaklaşınca bu sefer kendi vücudumda olan değişiklik değil hayatımıza yeni katılacak yepyeni bir insanla ilgili değişiklikleri öğrenmem gerekeceği için baktığım web siteleri yanında birşeyler de okuma ihtiyacı duydum. İşte şimdiye kadar aldığım ve okuyor olduğum 3 kitap. Bölüm bölüm okuyorum. Çünkü şimdilik beni en baştaki ayları ilgilendiriyor:)

Üçünü de önerebilirim. Bebeğinizin İlk yılında sizi neler bekler, sayfa sayısında da bakınca en kapsamlısı ve gerçekten de işe yarar birçok detay mevcut. Çok sevdiğim bir arkadaşımın hediyesiydi ve çok güzel bir hediye oldu:)

Merhaba bebek'in daha önce afişini görmüştüm bir avm'nin tuvaletinde:) Sonra Doorstepping'de de okuyunca almaya karar verdim, daha kısa anlatmış olmasına rağmen bu da yararlanıyor oldugum güncel bir kitap. Baştan sona okuyarak değil de önsözündeki ilgimi çeken bölümlerini daha çok okudum.. Önerebilirim.

Kız Bebek bakımı ise en renklisi, resimli eğlenceli bir kitap. Aynı serinin erkek bebek için olanı da var. Genel olarak bebek doğmadan önce ve doğduktan sonraki 1,5 yaşına kadar neler olacağına dair (alışverişten, doktor kontrolü ve acil durumlarda ne yapılması gerektiğine kadar) bilgi alınabilecek bir kaynak:)


Ama tabiki gerçek hayatta her bebek için uygulamanın farklı olacağına emin olduğum için yaşayıp göreceğim.. Şimdiden yanımda doğum için ve bebeğin ilk günleri için bekleyen iki melek var neyseki:) Ama bana birşey yaptırmamak için biraz fazla abartıyorlar kendileri.. Ben de yakında uykusuz kalacağım günlerin şimdiden acısını çıkarıp bol bol tembellik yapıyorum...

01 October, 2011

Millenium serisi


Heryerde konuşuldu, sürekli yazıldı, çizildi.. Filmi de çekildi çoktaan izlendi.. Ama ben bunların hepsine kayıtsız kalmıştım bugüne kadar.. Taa ki bir arkadaşımın elinde görene kadar. Kendisi okumuş bitirmiş, e hadi ben de okuyayım bari dedim. Deyiş o deyiş.. Gerçekten elimden bırakamadım. İlk kitabın ilk sayfalarında bırakmazsanız kitapları bir daha elinizden bırakamıyorsunuz.. Oldukça akıcı kendimi kitaba öyle kaptırdım ki. İlk ikisini de 1er haftada neredeyse sadece serviste okuyarak bitirdim, yolculuk sona erince üzülüyordum o derece yani:) 3. kitabı ise bugün aldım bakalım bu nasıl bir etki yaratacak.

Konuya kısaca bakarsak Henrik Vagner 35 yıl önce ölmüş olan yeğeninin katilini bulması için gazeteci Mikael Blomkvist'ten yardım alır. Mikael 'in de karışık bir dönemine denk gelmiş olduğu için çok da ümidi olmayrak bu yaşlı adamın teklifini kabul eder. Bu arada yolları Lisbeth Salander ile kesişir ve birlikte çalışmaya başlarlar.. Kitabın 2. si çok daha farklı Lisbeth'in hayatından korkunç kesitler var..

Aslına bakarsanız şu hamile halimde okunur muydu bilmiyorum çünkü bende okurken katilleri merak etmekten kendimi alamıyorum, neyseki film değil de kızım görmüyor, ama hissediyor mudur acaba.... 3. yü de bitireyim bundan sonraki ilk kitabım şöyle mutlu, huzurlu sakin birşeyler olacak.. Önerilere de açığım hatta:))

21 July, 2011

Taze kitaplarım


Son dönemde aldığım kitaplar bunlar işte, yavaştan da sırayla okuyorum, okuduklarımı kısaca yazayım, diğerleri de sırada..

Öncelikle Bir Türk Ailesi'nin Öyküsü'nü yazmak istiyorum. Çünkü ben inanılmaz sevdim. Tesadüfen D&R'da arada derede bulduğum bir kitap, bugüne kadar da adını hiç duymamıştım. Bir haftasonunda bitirdim. Gerçek hayat hikayesi olması, anlatım dilinin güzel olması (kitap İngilizce yazılmış, sonra Türkçe'ye çevrilmiş, başlarda sebebini çok merak ettim, acaba yazar orada doğmuş da kendi büyüklerinin öyküsünü kendi bildiği dilde mi anlatmış dedim, okudukça cevabını öğreniyorsunuz), sonunda çevirmen ve yazarın oğlu Ateş Orga tarafından yazılan sonsöz, herşeyiyle beni çok etkiledi, bitirir bitirmez de okumayı seven bir arkadaşıma verdim tatilde okusun diye, size de tüm samimiyetimle öneriyorum...

Piruze'ye gelirsek, Sinan Akyüz'ün ilk kez bir kitabını okuyorum, diğer kitapları da hep çok satanlar standında olurdu ancak nedense beni hiç çekmemişti. Bu kitap da illa okuyun diyebileceğim bir kitap değil ancak çok akıcı olduğunu ve film izler gibi kısa sürede bitireileceğinizi söyleyebilirim, ayrıca kendisi de gerçek bir yaşam öyküsünden alınmış. (Bana Kızım Olmadan Asla'yı çağrıştırdı biraz) Babasının diplomatik görevi sırasında Şam'da tanıştığı bir adamla, ailesinin onayı olmamasına rağmen evlenmeye karar veren Piruze'in hikayesi...


Kalbimin Sahibisin, normalde hiçbir şekilde dikkatimi çekemeyecek olan bir kitap.. Ama bizim şirkete her ay stand kuruluyor ve bir sürü kitap satılıyor, neredeyse internettekiyle aynı fiyata. Ben de sıkı bir alıcı olduğumdan standda duran amca bana kitaplar öneriyor, beğenmediklerimi başka birisiyle değişiyor, benim için de iyi bir alışveriş oluyor, işte bu kitap da oradan.. Yazlık, okuması keyifli, çok da birşey katmayan, ama daha genç yaşlarda okusaydım daha çok eğlenebilrdim diye düşündüğüm eski bir Amerikan filmi tadında kitap.

Peçete, Karpuz ve Maymun,  arka kapağını okuyunca çok şey vadeden ama kitabın kendisini okurken pek de birşey bulamadığım bir kişisel gelişim kitabı. İşimle alakalı diye okudum, 2 saatte filan bitti. Öneririm diyemeyeceğim..



Kibele'nin Sırrı yine aynı standdan aldığım, alırken daha fazla beklentimin olduğu ama okudukça gereksiz detaylara yer verildiğini düşündüğüm bir kitap. Fazla fantastik detaylar var, benim dikkatimi yer yer dağıttı ama yine de fena değil, okunabilir..

Az, o kadar çok yerde gördüm, internette o kadar çok yorum okudum ki, dayanamadım, ben de okuyup göreyim dedim ve aldım, sevdim ben. Sevdim dediysem, yazarın anlatım şeklini ve olayları bağlaşıyını, 1 cümle ile ne kadar çok şey anlatabilişini sevdim. Öyle bir kitap ki, 5 sayfa sonrasını okuyunca arada olanları çok rahat kaçırabilirsiniz. Pozitif, yazlık bir kitap değil, tam tersine, insanın bu kadar da olmaz diyeceği olayların olabildiği türden, ama ben diğer kitaplarına da şans vermeye karar verdim. (tabi muhtemelen hamilelikten sonra:) şu anda yüreğim çok fazla kaldırmıyor bu kadar gerçeği! ) Bu arada sonunun daha güzel bağlanabileceği düşüncesindeydim ama olsun. beğendim yine de..

Okuduklarım bunlar: Şu anda Sürgün'e yeni başladım, diğer kalanlarla devam edeceğim. (Her Şey Aydınlandı, Öp ve AnlatYüz 1981 Zulümhane )

Bol kitaplı günler..

14 September, 2010

Az Aslında Çoktur


Bu yaz evimde bir hareket başlattım, ' gerçekten ihtiyacın olmayan bir şeyi alma hareketi' . Belki biliyorsunuz, Haziranda taşınmıştım. Yeni evim eskisine göre oldukça büyük ve eşyalarım içinde kayboldu, şeytanın dürtmesiyle alışveriş isteyen bünyemi durdurdum. Çünkü eşya insanın sırtında yük. Bu ev için alacağım sonra ilerde daha küçük bir eve taşınırken atacak mıyım? Yok dedim kendime, ne kadar az, o kadar iyi. Benim tüm ihtiyaçlarımı karşılıyor mu olanlar? evet.. Eee o zaman... Gardrobumda da uyguladım aynı hareketi. Aralarda sıkıştıgından bulamadığım t-shirtlerim var, döktüm bir gün herşeyi, tek tek ayırdım. Çok mu alışveriş yapıyorum (hayır, bir kadın asla fazla alışveriş yapmaz:) ama bir bakıyorum 3-4 yıldır hiç giymediğim bluzlar bir gün giyerim diye bekliyor. Giymeyeceklerimi ayırıp, giyebilecek kişilere verdim, böylece dolabım da ferahladı. Gereksiz evrakları da aynı şekilde ayırdım kütüphanemden..

Son günlerde de benim bu durumumu özetleyen bu kitabı okudum. Yazarın değindiği temel nokta *Gerekli olanı belirle, *Gerisini ele.  Kitaptan bir bölümü sizinle de paylaşmak istedim...

Basit üretkenliğin 6 ilkesi

1-Limitler koyun
2-En gerekli olanı seçin
3-Basitleştirin
4-Odaklanın
5-Alışkanlıklar yaratın
6-Küçük adımlarla başlayın..

Başlamak için 12 Temel Alışkanlık

1-Her sabah En Önemli İşlerinizi belirleyin.
2-Bir iş yaparken diğer işlere geçmeyin.
3-Gelen kutunuz boşalana kadar düzenleyin.
4-E-postalarınızı günde sadece 2 defa düzenleyin . (Bu biraz ütopik:P)
5-Günde 5 ila 10 dakika egzersiz yapın.
6-İnternete bağlı olmadan, dikkat dağıtıcı faktörlerden uzak şekilde çalışın.
7-Bir sabah rutini belirleyin.
8-Hergün daha fazla sebze-meyve yiyin.
9-Masanızı düzenli tutun.
10-Kısa listenizde yer almayan sorumluluk ve ricalara hayır deyin. (hiç kullanamadığım bir kelime)
11-Günde 15 dakikayı evinizi düzenlemeye ayırın.
12-E-postalara 5 cümle limiti koyun.

**Yazarının ayrıca blogu da var ( işte burada )

31 August, 2010

Kitap Ödüllü Yarışma


Çilekli pasta ve Noni'de görmüştüm yarışmayı ama Kitapkolik'ten de yorum gelince artık benim de yazmam şart oldu.Ödüllü bir kitap yarışması var, unutmayın 5 Eylül son gün:)  kuralları çok basit:

Çekiliş hakkı kazanma şartları:


*Bu yarışmanın duyurusunu twitter, friendfeed veya facebook profillerinde duyuranlar 1 çekiliş hakkı kazanacaktır.

*Web sitesinde ya da güncel blogunda yarışmayı tanıtanlar (sitemizin linki tıklanabilir olmalıdır) 5 çekiliş hakkı kazanacaktır.

*Kendisine ait olmasada forum sitelerinde konu açarak yarışmayı tanıtanlar 2 çekiliş kazanacaktır.

*Okuduğu kitapları tanıtan özgün yazılar yazan kişilerin yazıları uygun bulunup Kitapkolik.Net te yayınlanması halinde ise 4 çekiliş hakkı kazanacaktır.

Ayrıntılı bilgi için buraya lütfen.

18 August, 2010

Veda / Ayse Kulin

Tatile de geliyor sıra ama bugün bitirmişken sıcağı sıcağına bu kitabı yazayım dedim. Ne zamandır bu kadar akıcı bir kitap okumamıştım. Ayşe Kulin’in anlatımını çok severim zaten, daha önce de Adı Aylin, Foto Sabah Resimleri, Güneşe Dön Yüzünü, Sevdalinka, Türkan ve Füreya’yı okumuştum. Ama geneli lise çağlarıma denk geldiği okuyup unutmuştum yıllardır da bir kitabını alıp okumak aklıma gelmedi. Veda’yı ise yine şu cep kitaplarının 9.90 TL’ye düşmesi dolayısıyla D&R’da sepetten alıp kütüphaneme koymuştum. Yaklaşık 1 yıldır birbirimize bakıyorduk. En son tatilde okunacak kitap ararken gözüme çarptı ve birkaç gün içinde bitirdim. Kitap, Osmanlı’nın yıkım günlerinde, İstanbul’da Maliye Nazırı Ahmet Reşat Bey’in konağında geçenleri anlatıyor. İçinde aşk da var, savaş da var, yokluk da var. Ama farklı bir bakışla anlattığı için okuyucuların da farklı bir yönden bakmasını sağlıyor, belki biraz taraflıdır, olsun. Şimdi sırada devamı niteliğindeki Umut var. Arayı soğutmadan ona başlayacagım. Size de bu sıcaklarda bol kitaplı günler dilerim:)

05 July, 2010

Ayça Şen


' Çocukluğumun geçmesinden en çok böyle zamanlarda korkardım; annem ve diğer sevdiklerimin tıngır mıngır müzikli konuşma sesleri eşliğinde yatakta uyumayı beklerken, kalp, mide ve taşaklarımın alt bölgesinde duyduğum o hoş karıncalanma hissinin büyüyünce yalnızlığa dönüşecek olmasından. Çünkü çocukken muhakkak, reşit olana kadar yalnız bırakılmayacağınızın garantisi vardır.'

* Bu kadın güzel şeyler yazıyor.

20 April, 2010

Elimdeki kitaplar


Kapagına baksam, asla alıp okumayı düşünmezdim bu kitabı ama son Trabzon ziyaretimde sevgilimden okudugu kitapları eve taşımak üzere aldıgımda bunu çok beğendiğini öğrendim ve ehh hadi okuyalım bakalım dedim. Hiç de pişman olmadım. Film gibi kitap. Hatta bence fazla sürmez filmi de çekilir:) Ben bile sahnelerini hayal ettim kafamda. 4 farklı dalda ustayı bir araya getiren bir hikaye.Onları bir araya getiren Kukla Ustası her birinin zayıf yönlerini iyice araştırarak, reddedemeyecekleri teklifler sunup, kendi oğlunun intikamını almaya çalışıyor.  Kitaptaki kahramanlardan biri İstanbul'da bulunuyor. Bu da dikkatimi çeken bir başka nokta:)

İstanbul demişken, şu anda elimde Bir Nefes İstanbul var, çok sevdim onu da. Henüz bitmedi ama her cümlesini severek okuyorum:) Çok sıcak bir anlatımı var. Şiddetle öneririm..

06 April, 2010

Nehir Günlüğü

En son bu kitabı okumaya başlamıştım geçen hafta ve 4 günde bitirdim. Su gibi akıyor gerçekten. Kitabın kahramanı Mia kanseri atlatmış ve boşanma sürecinde olan bir kadın. Kafasını toplamak için arkadaşının büyükannesine ait nehir kenarındaki evde kalıyor bir süre. Ve büyükanne Kate'e ait günlükleri buluyor, onun hayatına dair ayrıntıları öğrenmeye adıyor kendini.. Çok güzeldi, bana Rüzgarın Gölgesi'ni anımsattı biraz. O kitabı da çok sevmiştim:) havalar aydınlandı ben yine başladım yollarda kitaplara..

Trabzon'u sorarsanız, çok güzeldi herşey ama dönüşü çok zor oldu:) Tek iyi yan Şafak 39:)

02 April, 2010

Ben geçtiğimiz hafta

*Bol bol gezdim.
* Şu oyunu izledim.
* Kocamı özledim.
*Havaların güzelliğini fırsat bilip spor yapmaya kaldıgım yerden devam ettim..
* Kocamı özledim.
*Pişirdim.
*Onu özledim.
*Ne zamandır görmediğim arkadaşlarımı gördüm, çok güldüm.



* Yukarıdaki kitapları aldım, ilkini okumaya başladım.
*Onu çok çok özledim.
*İşte bu yüzden Trabzon'a gidiyorum :)






* Çok özledim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...