Showing posts with label istanbul. Show all posts
Showing posts with label istanbul. Show all posts

02 November, 2009

Fastwok



Gideli birkaç hafta oluyor ancak şimdi fırsat buluyorum yazmaya affedin.. Aklıma bir sürü şey geliyor, sonra uçup gidiyor, e bir yandan ders çalışmaya devam, bir yandan düğün yaklaşıyor (nişandan şurada bahsetmiştim) onun hazırlıkları var.. Neyse gelelim yediklerime:)

Tabi hepsini ben yemedim canım.. Kardeşimle gitmiştik Asmalımescit'e ve ne yiyeceğimizi düşünürken birden oturduk buraya (ben severim değişik yemekleri ama kocamcım sağolsun bu konuda pek açık değildir, gerçi benim çevremde pek yok değişik tatlara açık erkek! ) uzatmayayım ben. Fastwok küçücük şirin bir Çin lokantası. Hava güzeldi biz dışarda oturduk ama içerisi küçük bu soğukta içerdeki atmosfer nasıldır bilemem:)

Ben klasik olarak tatlı ekşi soslu tavuk istedim. (ölüyorum bu tada:P) Kardeşim de Mançurya usülü tavuk yedi. Ortaya da Çin mantısı istedik.. Ben mantıyı pek beğenmedim ama yemeklerin ikisi de çok lezzetliydi.. Çalışanları çok güler yüzlüydü, fiyatlar da makuldu.. (yemekler 12 TL civarında) Aslında frozenları da çok güzelmiş ama biz zaten üşüyerek oturdugumuz sokakta daha fazla donmamak için deneyemedik.. Bi sonraki sefer gitmek için bahane olsun o da:)

06 October, 2009

Footprints







Aslında bugün birkaç birşey yazmak istiyordum ama tüm gün devlet dairelerinde sürünüp çalışmayan sistemlerin çalışmasını bekleyip, saçlarımı yolduğum için ruh halim hiç elvermedi.. Ben de geçen hafta gittiğim Yapıların Ayak İzleri isimli sergiden fotograflar koyayım dedim..



Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri'de ziyaret edebilirsiniz:)

03 October, 2009

Bienal Deneyimim



Gecen hafta ilk kez Bienal'e gittim.. Bakalım bu bienal ne menem bir şeymiş dedim.. Daha doğrusu hem kardeşime eşlik etmek hem de merakımı gidermek istedim. İlginç bir deneyimdi gerçekten, başka da bir kelime bulamıyorum. Fotograf sergileri hoşuma gitti, bazı çalışmaları sevdim ama Noni'nin de anlattıgı gibi ben de pek bir şey anlayamadım bazı çalışmalardan.. Gezenlerin de neler anladığını merak ettim doğrusu.. Benim kardeşim de güzel sanatlar mezunu ve daha önceki bienallere göre o da biraz sıkıldı, eh dedim tek sorun bende değil o zaman.. Belki seneye tekrar gidersem bir şeyler anlayabilirim:P



Bu arada kendi fotoğraflarımı çekerken biraz utandım ama ne yapayım bazı yerlerde arka fon o kadar güzeldi ki dayanamadım:)





Bu fotograftakileri çok sevdim mesela, içki masasına oturup sohbet edesim geldi:)


Üstteki fotografta da benim en sevdiğim ve en fazla vakit geçirdiğim çalışma olan Wafa Hourani'nin Kalendiye 2087 isimli enstalasyonu.. Yani kısaca mülteci kampının gelecekteki hali.. Oradaki maketleri çokça inceledim. Hoşuma da gitti.. (bir yerinde canlı Japon balıkları bile vardı)


Bienal'in başlığı ' İnsan Neyle Yaşar?' dünyanın her yerinde birbirlerine bağlanıp aynı ağlar içerisinde örüldükçe ayırt edilemeyecek derecede benzer hale gelen iki ana konuyu, siyaset ve ekonomiyi akla getiriyormuş.... Ki benim aklıma pek gelmedii.. Ama ne yaptım kitapçık satın aldım, ve okudukça daha çok şey anlayabileceğimi düşünüyorum:))




Antrepo çıkışında Tütün Depo'suna gitmeye benim yüreğim elvermedi, o gün için sanata fazlasıyla doymuştum ve midemde zil çalıyordu.. Ancak aldığımız biletle 3 mekanı da (aynı gün olmak zorunda değil) gezebiliriz.. Belki daha sonra kitapçığı da okuyup diğerlerini de görürüm..

12 September, 2009

Acil Yardım Çağrısı

Salıncakta İki Kişi ve Yass'dan gördüm şimdi. Hemen kangurum'a üye olup bütçeme uygun bir şeyler gönderiyorum hayvan barınağına. Ne olur siz de bir şeyler yapın. Çok üzüldüm ben:(

10 September, 2009

Seller Akiyor

Sevgili blog,

Neler oluyor ulkemde bir bilsen? Birkac gundur ust uste yagan yagmur koskoca Istanbul'u mahvetti. Herkes zor durumda kaldi. 30 kisi hayatini kaybetti.


Bu olaylar olurken, kendisine yarar saglamak isteyenler de oldu!



Ve de basbakan talihsiz bir aciklama yapti:

"Derelerin intikami agir olur."

Bravo gercekten.

*Fotograflar: http://www.milliyet.com.tr den alindi..

14 June, 2009

Bir mekan ve bir tatil


Gecen hafta annem iş için 3 günlüğüne buradaydı, bir akşam dışarı çıktık birlikte. Genelde kardeşimle bana orta oldugu için Taksim'e gidiyoruz. Taksimde de Çiçek Pasajı, Nevizade ya da Fransız sokagı. Bu sefer annemi daha farklı bir yere götürelim dedik. Ben Leb-i Derya'yı çok severim ancak rezervasyon için geç kaldıgımızdan cam kenarları hep doluymuş. Nu teras'ı deneyelim dedik. Çok uzun süredir merak ediyordum. Nu Pera yazları teras katında Nu Teras olarak hizmet veriyor. Çok güzel bir mekandı. Annem hayran kaldı. Biz de çok iyi vakit geçirdik. Gittiğimizde henüz hava kararmamıştı. Önce annemin seçtiği şarapla başladık. İnsan zaten o manzara karşısında içmeden sarhoş oluyor:) Hava karardıktan sonra da başka türlü güzel. Yemeklerin de tadını begendim, ancak öyle bir yerde daha güzel sunumlar beklerdim. Fiyatları ise her zaman gidilecek cinsten değil. Yemekler 30TL civarında, içki olarak biz şarap tercih ettik, çeşitli fiyat aralıgında bir çok çeşit var. Ancak içecekler de diğer çok ucuz sayılmazdı. Tabi mekana para veriyorsunuz böyle yerlerde. Her zaman gidilemese de özel günler için tercih edilebilir. Annem çok begendi, ben de mutlu oldum:)


Tatil derken de, yıllık izne çıkıyoruz bu hafta:) İlk yıllık iznimizi klasik olarak Adana'da geçireceğiz. Sevgilim de ben de aile ve arkadaşlarımız özledik:) Belki bu araya bir günlük deniz ve yayla macerasını da sıkıştırırız:) Umarım bu hafta içi oradan yazarım. Yazamazsam haftaya görüşürüz:)

24 November, 2008

Kariye Müzesi





Geçen haftalarda bir arkadşımla birbirimize söz vermiştik. Ayda 1 kere buluşup İstanbulda hiç görmediğimiz yerleri görmeye. Hava vs şartlarını bahane etmeyip bu cumartesi ilk buluşmamızı gerçekleştirdik. İlk olarak Kariye müzesini görmeye gittik.. Açıkçası ben daha önce hiç duymamıştım burayı.. Onun merakı ilk rotamızı çizdi. Edirnekapı'da buluştuktan sonra okları takip ederek çok kısa sürede yürüdük. Köşeyi döndünce şu yukarıdaki manzarayla karşılaştık. Evlere bayıldım ben.. İçlerinden bir tanesini de gözüme kestirdim:))








Bu evlerin arasından yürüyüp sola dönünce müze karşınıza çıkıyor. Ortada turistler için çeşitli hediyelik eşyalar satan yerler ve çay bahçesi var. Tepeden manzara harika. İlk andan itibaren beklentilerimin üzerinde herşey.. Müzeye girmeden önce etrafında bolca fotograf çekildik. Cumartesi olmasına rağmen etraf bomboştu. Sanırım havanın durumunun etkisi vardı bunda. Müze girişi 15 ytl idi, ancak ben 20 ytl'ye müzekart aldım. Bir yıl boyunca da müzeleri ücretsiz gezme hakkım oldu.. Bu konudan da bahsetmek istiyorum. Müzekartın üzerinde isim soyisim fotograf filan görünce, yandık dedim, herhalde şimdi başvurup daha sonra alacağım. Yanımda fotograf yok diye de üzüldüm hatta ama hiçbirine gerek kalmadan kimliğimi alıp 2 dakikada müzekartımı basıp verdiler. İnanılmaz şaşırdım. Gerçekten bu kadar kolay olacagını sanmıyordum:)









Müzede düşündüğümden fazla turist vardı. Hepsi de çok yaşlı insanlar.. Biz olsak o yaşta yatıp dinlenmeyi tercih ederiz. Ama adamlar kalkıp buraya gelmiş, ellerinde rehber kitapları ve fotograf makineleri, her tarafı inceliyorlar.. Ben utandım valla, daha yeni varlığından haberdar olduğum yere kaç kilometre öteden insanlar gelmiş.. En çok da müzede hiç bir bilgi olmamasından utandım. Girişte ya da moziklerin önünde en ufak bir broşür, kitapçık, bilgi veren herhangi bir nokta dahi yok. Keşke ben de önceden iyice araştırıp gitmeymişim dedim.




Ben de eve geldikten sonra araştırma yaptım. Ayrıntılı bilgiye şuradan ve şuradan ulaşabilirsiniz:)

14 October, 2008

Abba

Artik su son postumu her gordugumde yeter yaziim diyorum ama bugune kadar geldik iste. Gecen hafta genel olarak skintidan patlamis olsam da soyle bir baktigimda Sali gecesini Hayal Kahvesinde Badem konserinde, Cuma aksamini da Istanbul Gosteri Merkezinde Mamma Mia izlerken gecirmisim.. Ama naapim sevgili blog, hava guzel, is stresli, ee dolayisiyla insan is disinda daha sosyal olmak istiyor. Cumartesi gunu dovme yaptirmaya karar vermis, is cikisi hep birlikte Taksime gitme planlari yapiyorduk. Ancak benim haftaya Adanaya dugune gidecek olusum ve sirti acik kiyafetim sonrasinda sirtimda kipkirmizi gorunen bir dovmenin hem pek hos durmayacagi hem de annemlerin (saglik acisindan) kiyameti koparabilecekleri aklima geldi ve bir sonraki aya ertelemek zorunda kaldik. Ama benim icimde kaldi Taksim’e gitmek. Ne zamandir gunduz gidemiyorum oraya ve ne zamandir da soyle rahat rahat pasaj gezemiyorum. Esin burada olsaydin kesin seni arayacaktim:) Ama kendime eslik edecek birini bulamadim (icimden de tek gitmek gelmeyince) evde uykulu bir vaziyette dolastim..

Gelelim konser ve gosteriye, Hayal Kahvesindeki Badem Konseri 22.30 da baslayip 00.30 civarlarinda bitti. Gayet eglenceliydi.(hafta ici olmasina ragmen) Saka maka butun sarkilari da biliyormusum haa. Eee eslik ettigin konser daha bir guzel oluyor. Hele bi kac Miller dan sonra:) Her zamanki gibi fotograf makinesini tasimaya usenip goturmemis olan ben, Bedbirds’un telefonundan yararlanip su yukardaki fotografi cektim, burdan kendisine tesekkuru borc bilirim:P



Cuma aksami ise is cikis tum ofisce once Bakirkoy Midpointte eglenceli bir yemek yedikten sonra Mamma Mia’yi izlemeye gittik. Iyi ki de gitmisiz. Hayatimda izledigim en muhtesem seylerden biriydi. Annesinin eski gunlugunu okuyarak tahmini 3 baba adayini kendi dugunune cagiran Sophie'nin hikayesini izledik. Gosteri boyunca soylenen Abba sarkilari ve muhtesem sesler ise beni kendimden gecirdi. Canli muzik de muhtesemdi. Tum gosteriyi agzim kulaklarimda izledim yani.. Ama tabi oraya giderken oturulacak yerleri iyi secmek gerekiyor. Internetten bakinca guzel gorunuyor ama bi sonraki seferler icin tecrube oldu bana.Cikis kapilarindan birine yakin oturuyorduk ve gosteri basladiktan sonra da seyircileri almaya devam etmeleri tum dikkatimizi dagitti. Bir de arkadan tatli tatli bir ruzgar esiyordu ki, acik havada izlemis etkisi yaratti bize..Hi eger gidecekler olursa metroyla gitmelerini tavsiye edebilirim cunku araba trafigi felaket kotuydu..

*Muzikalin sonunda (yanda) Sophienin annesi ve arkadaslarinin soyledigi sarkilar ve (klasik olarak) Merhaba Istanbul, Bir daha ister misiniz diyerek inleyen 'evet' sesine karsilik tekrar yasanan cosku da gorulmeye degerdi.

*Bundan sonra arkadaslarimi ne sebeple olursa olsun ihmal etmemeye karar verdim. Zaten su sehirde cok fazla arkadasim yok, onlarla da is, trafik vs vs bitmeyen tukenmeyen bahaneler sebebiyle cok az gorusebiliyordum buna bir son verdim.

*Bi de cesitli sebeplerle kapattigim feysbukumu yeniden actim bazilariyla tek iletisim kanali oldugundan..

* Gelecek hafta hem evlilik yildonumumuz (1 yil ne cabuk gecti:) ) hem de sevgilimin dogum gunu, ne alacagima hala net olarak karar verebilmis degilim, cildiracam..

* Cuma gunu tek gunlugune Adanaya gidiyoruz. Ozan evleniyoor. Sevgilim de nikah sahidi oluyor.. Ne kadar cok dugun oldu su siralar:))

20 April, 2008

6. yıl



Gecen hafta ici bir gun sevgilim ve ben isten kaytarıp birlikte olmamızın 6. yılını kutladık. Hafta içi evde olmanın keyfini çıkardık. (gerci kendisi hep cıkarıyor da bu sefer birlikteydik) Kahvaltıdan sonra kendimizi sokaklara attık. Karsıya geçtik. Kadıköy sokaklarında bos bos dolastık. Aylar olmus gitmeyeli, özlemişiz..Eski dükkanlara girip çıktık.Sekerci Cafer Erol'a ugradık. Ben yine kendimden geçtim. Güzel bir yemek yedik. Sonrasında her zamanki gibi Modaya gidecektik ama plan degistirip vapura bindik Besiktasa gectik. Iyiki de oyle yapmısız, vapurda yıllardır görmedigimiz bi tanıdıgımıza rastladık ve aksamında Çılgın Dünya isimli oyuna davet edildik:)




Bu sezon izledigim en iyi oyundu.İstanbul Büyüksehir Belediyesinin bir oyunuydu. Canlı bir orkestrası, sahane kostum ve dekoru artı 10 numara oyuncuları olan bir oyundu.Cok guldum, cok eglendim.Mutlaka gidin.




O gun annem de geldi ve aksam onu da götürdük oyuna. (küçükken o beni tiyatroya götürürdü, şimdi ben onu:) Neyseki oyun sıkıcı degildi, yüzümü kara çıkarmadı.




Annem Adana'dan nane getirmiş. (evet taze nane) Daha neler neler getirmişti. Naneyi ne kadar özlemişim. (gerçegini) Burada güzel kokanına rastlamadım daha, kocaman yaprakları olan yeşil bir ot satıyorlar nane diye. Doyamadım kokusuna:))




16 April, 2007

aklim haftasonunda ama pazartesi:(

Iste cekilen bazı fotolar.Isten geldim, cok yorgunum, ders calismam gerekiyor.Ama bunlari bloguma koymadan rahat etmicem...


Istanbul'da lale zamani...









Cumartesi Ortakoy'u......





Takici teyzenin sandalyesini bos buldugu anda oturan ve bi turlu gozlerini acik yakalayamadigim kedi:))







Ve de vazgecemedigim waffle hatiralarindan biri:)









Mutlu haftalar:)

30 August, 2006

kınalıada

Eeee napalım insan işsiz olunca geziyor işte:)) Yaaa ama gerçekten evde oturduğum gün sayısı arttıkça daha çok hissediyorum iş arayan biri olduğumu.Eee okul bitti artık şu an önümde yapılması gereken bir-iki önemli iş dışında bişe yok.İş için de internetten başvuruyorum işte ama sonuç yok henüz.Neyse ben ada dan bahsedecektim.30 Ağustos bayram tatili olduğundan pisim ve ben dışında kardeşim ve abisinin de tatil oluşunu fırsat bilerek kınalı adaya gittik.Gayet güzel bir gündü.Kardeşim denize girdi biz girmedik ancak yine de çok eğlendik.Bisiklet kiraladık ve bir rehber bulduk:)) Soner diye bi çocuk 9-10 yaşlarında.Orada yaşıyormuş.Peşimize takılıp adayı gezdirdi bize.Çok güldümm çok:)) Yıllar önce büyükadaya da gitmiştim.İkisi de çok güzel, evleri, deniz, manzarası, insanlar, roma dondurması, arabaların yokluğu... Bende zaten sakin bir hayatı inanılmaz seven biri olarak.Tüm hayatımı orda geçirebilirim valla.(Daha önce Foça için de aynı şeyleri düşünmüştüm.)Şimdi değil belki ama ilerde gerçekten yapmayı düşünüyorum.Böyle işte.Bakalım yarın napacam.Annem de gitti.İyice alışmalıyım artık buradaki yaşantıma.Kendi evime kendi hayatıma...Bu arada eve yeni taşındığımız ve uydu antenini de henüz taktıramadığımız için tv izleyemiyoruum. Kitaba vurdum yine kenidimi.Kumru ve Kumru'yu (Tahsin Yücel) bitirdim yeni.Gayet akıcıydı.Dün Taksim'de bir kitapçının vitrininde elinde kahve, kitap okuyan bir kız vardı.Ben şaşırmışken sevgilim açıkladı ki kız bu işten para alıyormuş.Diyorum ki eğer iş bulamazsam bende rakip bir kitapçıya mı başvursam?

03 August, 2006

aaahhh bu şarkılaaaarıııınn gözü kör olsun


istanbul'dan geldim ve birden burdaki sorunların ortasında buldum kendimi ve gelir gelmez güzel anılarımı yazacağıma şarkı sözleriyle girdim olaya.Geldim işte.Özlemişim Adanayı, evimi, arkadaşlarımı... Ama gelir gelmez de pisimi özlüyorum:( Gayet güzeldi ve çok hızlı geçti günler.Gerçi pisimi gecenin yarılarında maç anlatmaya çağırdılar (işleri çok yoğundu ancak yine de güzeldi:)) Onunla elele tutuşup kimseyi umursamadan gezmek bile yetti..Uyumak, kahvaltı etmek, nutellalı ekmek yemek, sokaklarda fındık aramak, köşebaşlarındaki kedileri sevmek, kısır yapışını izlemek, o kısırı afiyetle mideye indirmek...vs. vs. çok güzeldi.Sonra kardeşimle de çok iyi vakit geçirdik.Yalovaya gittik cumartesi günü.Tog'un bir projesi için yaşlı bir kadnla (Macide teyze) mülakat yapması gerekiyordu.Bende hem deniz otobüsünü görmek, hem yalovaya gitmek hemde karrdeşimle zaman geçirmek maksadıyla gittim ve çok iyi vakit geçirdim.Öyle bir insanla tanışmak da beni çok mutlu etti.Macide teyze emekli fizik öğretmeni kocasıyla üniversiteden tanışıyorlar ve uzun yıllar evli kalıyorlar.Hayatlarını çevrelerindeki öğrencilerine, kızılaya, hastanelere ve yardıma muhtaç insanlara adıyorlar.Ancak macide teyze kocasını kaybetmiş bir kaç yıl önce.81 yaşında olmasına rağmen tek başına devam ediyor yardımlarına.Ama öyle oturduğu yerden ahkam keserek değil, bu yaşında olmasına rağmen inanılmaz dinç ve hergün bi kermeste, bi yardımda...Kendisine bir laptop almış ve kitabını yazıyor.Ancak 2.el bi laptop.Onu iyice öğrendikten sonra yenisini almayı düşünüyor.Nasıl bir enerjisi var anlatamam.Tam bir Atatürkçü.Hatta Çınarcıktaki Atatürk heykelini de o yaptırmış.Yani kısaca inanılmaz bir insanla karşılaştım ve benim için unutulmaz bir gündü.Sonraa geldim işte memleketime.Vee gelişimin şerefine bizimkilerle muzzye gittik fasılda coştuk şarkılar söyledik.Onları seviyorum yaa.(See de dertlerime derman bulmak için elinden geleni yaptı yaa sağolsun:))Moralim de düzeldi işte.Kalabalık bi grupla bağırarak şarkı söylemek iyi geldi.....Sonra bugün KLo nun dersinde telefonum çaldı ama neyseki duymadı.Ölüp ölüp dirildim valla.(duysaydı bana 'close the door from the outside' diyerek kapıyı gösterirdi:) Gerçi beni her ders ööle demekten beter ediyo..Yani bi derste benim adımı sölemese işleri düzgün gitmiyo heralde.Her ders soru soruyo yada iğneleyici kelimeler sarfediyo.Eee benim de dilim durmuyo malesef:( Neyse artık haftaya son diye kendimi tutuyorum.Okul hayatım sona eriyoooorrrr.Yaani aslında sınavlar var daha ama artık derse girmiyorum.Bi yandan üzülmüyor değilim ama yeter artık hayatıma bir yön vermek istiyorum.Çok uzadı biliyorum ama bugün sinemaya gittim:Bana saati tek uyan film Beni Keşfet(Undiscovered, keşfedilmemiş olması gerekmez mi?) diye hiç duymadığım bir filmdi ancak hoştu.Filmin başı çocukla kızın metro istasyonunda karşılaşmasıyla başlıyo çocuk metrodan inerken eldivenini düşürüyo, kız da metroya binerken alıyo eldiveni ve çocuğa sesleniyo ama kapı kapanmak üzere olduğu için çocuk eldivenin diğer tekini de kıza veriyo ve bu ikili birkaç yıl sonra başka bir şehirde çocuğun şarkı söylediği barda karşılaşıyor.Çocuk şarkısının sonunda eldivenimi kaybettim bulan varmı diye anons ediyo ve burdan itibaren devam ediyo.Değişikti işte.Pisimle ilk zamanlarımız geldi aklıma.Çok eğlenceli, sürekli karşındakinin ne tepki vereceğinden emin olamamanın verdiği heyecan...Güzeldi yani.Ooof amma uzun oldu.Ben şimdi bitirip biriken maillerimi kontrol edeyim..Görüşmek üzere...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...