04 February, 2008

Dali



Genel olarak resim konusunda çok fazla bilgi sahibi bi insan degilimdir. Lisede iyi resim çizmek dışında bir deneyimim yok. Ama bazı resimlere bakınca kimin yaptıgını merak ederim. Lisede aylık yayınlanan bir dergide Salvador Dali'nin bir resmini gördüm ve öyle tanıştık onunla.. (yukarıdaki resim degil, istedigim resmi bulamadım).Ben bilmiyordum tabi onun kült hayatını ve bir çok güzel sanatlar ögrencisinin idolü oldugunu:P Sonra başka yerlerde de görmeye başladım akan saatleri. Hatta bir gün Adana'daki vazgeçilmez Pub'ımız Gümüş At 'ta bile karşılaştım. Geçenlerde de işte Radikal gazetesini okurken bir kitapla karşılaştım (Dali'nin Sihirli Dünyası), en kısa zamanda almalıyım dedim. İşte konusu:


'"Ben, büyük ressam Salvador Dali Domenech. Çoğunuz, beni tablolarımdan ve bıyığımdan hatırlayabilirsiniz. Peki küçük bir çocukken ne yaptığımı öğrenmek ister misiniz? O halde dikkatle okuyun."


Meğer, uzun kıvrık bıyıklı, deli bakışlı çılgın ressam olmadan önce, yani çocukluk yıllarında da öyle halim selim bir ufaklık değilmiş aslında. Yani Dali'nin Dali olacağı çocukluktan belliymiş. Sürekli yaramazlık yapan, hep kendisiyle ilgilenilmesini isteyen, çok ciddi bir adam olan babasının da pek söz geçiremediği bir çocukmuş. Ne okul umrundaymış ne başka bir şey, tek tutkusu tavanarasına kapanıp saatlerce resim yapmakmış. Nihayetinde babası oğlunun kendisi gibi bir noter olamayacağını anlayıp onu Madrid'deki güzel sanatlar okuluna yollamış. Salvador burada, Gabriel garcia Lorca, Louis Bunuel gibi ileride her biri büyük sanatçılar olacak arkadaşlar edinmiş, okuldaki ortamdan çok memnunmuş ama hocalarına karşı isyankâr tavırları yüzünden okuldan atılmış. Okula devam etmese de resim yapmayı sürdürmüş Dali. Yazıları, resimleri, desenleri derken genç yaşta Madrid'de dikkat çekmeyi ve ün kazanmayı bilmiş. Aslında onun yaşamı hep bu dikkat çekmek ve ün kazanmak tutkusu üzerine kurulmuş. Daha gençlik yıllarında hiçbir şey yapmasa kulağının arkasını boyayan, daha da yaşlandıkça toplantılara dalgıç kıyafetiyle, ekmekten bir şapkayla ya da bir file binmiş halde ya da arabasını brüksel lahanası doldurup giden ve her defasında küçük bir skandal yaratmayı bilen bir çılgın olarak kalmış Dali. yirmi beş yaşında aşık olduğu Gala'dan hiç ayrılmamış, pek çok tablosunda onun resimlerine yer vermiş, Gala ve Dali bir ikili olarak tanınmışlar hep yaşamları boyu. Salvador Dali'nin gerçeküstü resimleri de yaşamı gibi çılgın tabii. Camamber peynirinin erimesinden esinlenerek yarattığı akan formlar, eriyen saatler onun gerçeküstü resimlerinin biricik ve görülmemiş kendine özgü figürleri olmuş. Dali, kitapta bunların hepsini birer birer anlatıyor bize. Önemli resimlerini de tek tek, ayrıntılarına dikkat çekerek tanıtıyor. En meşhur resimlerinden biri olan, 1944 tarihli 'Gördüğü Rüyadan, Bir Arının Nar Etrafında Uçuşu, Nedeniyle Uyanmadan Bir Saniye Öncesi'ni New York yıllarında nasıl yaptığını anlatıyor. Sonra da resmin detaylarına dikkat çekip rüyayı gören kızın Gala olduğunu, ağzından kaplan fışkıran balığın arıyı, tüfeğin arının iğnesini simgelediğini, örümcek ayaklı filin daha sonra pek çok heykelini de yaptığı, çok sevdiği bir figür olduğunu anlatıyor. Sayfaların sonlarına eklenen küçük notlar var, 'Merak ettikleriniz' diye. Orada da Dali'nin çocukken babasıyla topladıkları deniz kestanelerine takıntılı bir merakı olduğu, hayatına Gala girmeden önceki ilk yıllarında en çok resmini yaptığı kişilerden birinin kız kardeşi El Beti olduğunu öğreniyoruz. Eğitsel faliyetler bölümünde oyun hamuruyla Dali figürleri yapmak, sandalyeleri dönüştürmek, Dali gibi tuhaf ekmekler yapmak için tuhaf fikirler var ki, gönlünde bir Dali olma sevdası uyananlar için tatminkar oyunlar bunlar... "buradan" okuyabilirsiniz. (*)
* Teşekkürler Esin ve Deniz:) önce aynı sayfada bir açiim sonradan ikinci aşamaya geçerek Deniz'in tarifini uygulayacagım..
** Fikret Mualla'yı da merak etmekteyim:)

03 February, 2008

Lucky Luke




Bu hafta büyük bir heyecanla sinemaya gittik, yeni açılan Cinebonus'ta iş çıkışı stres atmak için Redkit'i izledik..İlk salona girdigimizde bir sürü çocuk oldugunu gören abim 'Alla alla Redkit büyüklere göre, niye bu kadar çocuk var ki?' dedi ama çıkışta niye oldugunu anladık. Tam bie çizgi filmdi. Kitaplarındaki kovboy ruhunu bulamadık:)


Bi kere gölgesinden bile hızlı silah çeken adam neredeyse hiç silah tutmadı. Ayrıca seslendiren kişi de 'Köksal Engür' degildi, ki kulaklarımız yadırgadı.. Ben hep sevgilim yüzünden böyle oldum aslında. kendisi işi yüzünden bu konulara çok duyarlı oldugundan yıllardır ne zaman film izlesek beni sözlüye kaldırır 'bu ses kimin' diye. Ben önceden hiç dikkat etmezdim. (Tabi bazı sesler vardır ki mesela redkit, ya da fred çakmaktaş gibi, mutlaka bilirsiniz ve başka sessi yadırgarsınız) Ama onun dışında ben mutlu mesut filmimi izlerdim..Ama onunla birlikte sinemaya gidince bazen filmin ortasında o da bulamaz adamın ismini sonra bana sorar, hani şu filmde şu rolde oynuyodu neydi adı diye:)) Ben de işte daha hassas oldum bu konuda.



Filme dönersek: Joe'yu ise Peker Açıkalın seslendiriyordu ki gayet başarılı olmuştu. Ayrıca Avarel her zamanki gibi beni çok güldürdü.. Ben tüm kitaplarını okumadım ama tecrübeli biriyle gidince ögrendim ki tüm kitaplarındaki maceraların bir kolajıymış (ve ben olaylar olmadan ögrendim ne olacagını:P ). Bütün karakterler vardı.. Hoş vakit geçirdik mi: evet, ama istedigimizi bulamadık kısaca.. Bence boşuna para vermeye gerek yok yani.. Bilginiz olsun..




P.s. Bu arada Dizimax'i bekleyemedim ve Lost'un 4. sezonunun ilk bölümünü bulup izledim.. İnsanın elinde diger bölümlerinin cdsi olmaması ve 1 hafta beklemesi ne kadar kötü bi duyguymuş anladım:(

01 February, 2008

Nefesimi Kesecek Anlar

Blogumu acarken hiç yeni arkadaşlar edinecegim aklıma gelmemişti, öylesine bir köşeye bi şeyler karalamak için ve başka blogları okumak için açmıştım. Ara sıra da bi şeyler karalıyordum. Bigün bloguma tanımadıgım birisi yorum bıraktı..Sonra baktım diger postlarıma da bi şeyler yazmaya başladı. Sonrasında bu kişi bıraktıgı her yorumuyla ne kadar sıcak biri oldugunu belli eden, yüzümde kocaman gülümsemelere sebep olan, sayfasına girmeden duramadıgım ve sayfasından yeni kişilerle de tanıştıgım biri oldu. Eveet söylüyorum: Deniz . Kendisi şimdi de beni mimlemiş. Böylece ilk kez mimlenmiş oldum ben de kendimce yanıtlar verdim: İşte aşagıda..

Kaç tanesinin gerçek olacağını gelecek yıllarda göreceğimiz nefesimi kesecek anlar'ım

- Ulkemin daha yasanabilir bir hale gelmesi
- Bir bebek (daha yeni evlendim ve cok var ama eminim nefesim kesilecek:)

- Icinde tarçınlı kurabiye ve kahve kokuları olan bir kitapçı dükkanım olması
- Foça'da bahçeli bir ev sahibi olup sabah kalkıp topraga basmak, (su derdi olmadan) bol bol çiçekleri sulamak
- Bi sürrü bi sürrü ülke görmek, en başta da Türkiye'yi köşe bucak gezmek..
- Güzel fotograflar çekmek..
- Uzuun bir mavi yolculuga çıkmak

Hemen yapabileceğim halde yapmayı neden beklediğimi bilmediğim nefesimi kesecek anlar'ım

- Daha sık seyahat edip ailemi ve arkadaşlarımı daha sık görmek
- Bir fotograf kursuna yazılmak
- İtalyanca'mı ilerletmek konusunda daha istekli olmak
- Yediklerime dikkat edip biraz kilo vermek
- Sevdigim bir grubu canlı dinlemek
- Şeker hamuruyla pasta yapmayı ögrenmek

Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa nefesimi kesecek anlar'ım

- Emre ile yine tiyatro kulisinde ya da başka herhangi bir yerde tanışmak ve evlenmek.
- Şimdiye kadar bateri, gitar ve ud (ve kudüm) çaldım konserlere çıktım ama eger tekrar dünyaya gelseydim bir enstrümanı seçip virtüoz olmak isterdim.

- O enstrümanla senfoni orkestrasında solist olmak
- Simon & Garfunkel' ın bir konserinde bulunmak
- Sevdigim herşeyi çok çok yiyip hiç hiç kilo almamak:)
- Bir kere de olsa helikopter ya da uçak kullanmak..

İşte aklıma ilk gelenler bunlar, eminim daha çook vardır:) Eger cevap vermek isterlerse ben de Esin'e, Defne'ye ve Pastanino'ya atıyorum topu..

P.s. Bu arada gönüllü bir arkadaş bana link vermeyi ögretebilir mi:P

27 January, 2008

Hersey Sevgiyle Baslar

Bülent Ortacgil sarkısı eşliginde post yazınca baslıgını da bu sekilde koydum ama uyumlu da oldu hani.Aslında yemek ve pastayla ilgili bi şeyler yazıcam. Ama yeni bir kac püf noktası keşfettim, herkesin önceden bildigi bişey aslında :anladım ki gerçekten 'emek olmadan yemek olmaz' lafı ne kadar dogruymus.Uzun yıllardır yemek yapıyorum aslında ben, annem yıllardır calıstıgından evin küçük annesi bendim:) Pasta filan yaparken de zaman konusunda hep sıkıntı oldugundan küçük ayrıntılara çok da fazla önem vermezdim açıkçası.( Yagı önceden çıkarmak, unu eleyerek eklemek vs vs)


Sonra pasta konusunda birçok şeyi uygulamalı olarak sevgilimin annesi ögretti:) Universiteyken onlara gittigimde ev hanımı bir annenin evindeki kokuların özlemini de giderirdim böylece..Yedigim nefis pastaların yapılışını da hep ögretmiştir sagolsun.. Ee şimdi o yuzden sevgilime yemek, pasta yaparken deneyimliyim bu yüzden:)Her haftasonu çok özenerek bir yemek ya da pasta deniyorum..


Geçen hafta onun çok sevdigi elmalı tart pişirdim. Hem de çok özenerek, tüm püf noktalarını uygulayarak.. Gerçekten de şimdiye kadar yaptıgım en güzel tart oldu.. Pisi de parmaklarını yedi:)) İşte bu yüzden her işte oldugu gibi yemek yaparken de, özenerek yapınca tadı bir başka oluyor.(aynı malzemeleri koysak da !)


İşte M.annemin tarifiyle benim tartım:))


Malzemeleri:
2,5 su bardagı un
2,5 fincan toz şeker
1 yumurta
1 pkt margarin
1 pkt kabartma tozu
Limon kabugu rendesi

Harcı için: Elma rendesi (ben 3 tane kullandım)
Ceviz
Kuru üzüm (ben koymadım)
Tarçın
Toz şeker


Hamuru yogurduktan sonra ikiye bölerek yarısını yaglanmıs yuvarlak borcama serip üzerine harcı ekleyerek diger yarısını da kafes şeklinde (ya da rendeleyerek) üzerine ilave edip 170 derecede 35-40 dakika pişiriyoruz.Fırından çıkınca üzerine pudra şekeri serpip afiyetle yiyoruz:))



Üstüme gece cokmus
Ama içim ışıl ışıl
Beklerim ta sabaha kadar
Beklerim de
Geceyi değiştiremem
Gecenin gücü beni aşar
Herşey anını bekler


Hadi gel senin zamanın artık
Yürüsene benim ile
Hadi gel senin zamanın artık
Senin zamanın artık*


*(Bülent Ortaçgil- Nükhet Ruacan yorumuyla)

23 January, 2008

Stacey Kent


Biraz gec oldu ama tesadufen kesfettim kendisini..Insanin icini oksayan bir sesi ve sarkilari var.


Ben cok sevdim:))




***What a wonderful world yorumu da guzel:))

21 January, 2008

Neler oluyor?

Yine uzun suredir guncelleyemedim blogumu, bu surecte olan gelismeler sunlar oldu ki:

16 Ocak'ta İspanya dönüşü Esenboğa Havalimanı'nda bir açıklama yapan Başbakan RTE, türban tartışmaları için, ''Türkiye hala bu sorunu çözemiyorsa, bu özgürlükler noktasında ciddi sıkıntıdır. Bunu beraber aşarız. Yeni anayasayı beklemeye de gerek yok. Bunun çözümü çok kolay. Otururuz beraberce mutabık kaldığımız bir cümleyle bu çözülür" dedi.
(Uzuldum)

Ecevit'in arsivinden cikanlar:1961'de askerler Kürt sorununa çözüm üretmek üzere bir "Doğu Grubu" oluşturdu. Bu grup, bir "Doğu Raporu" hazırladı. Yıllar sonra, o koalisyonun Çalışma Bakanı Bülent Ecevit'in arşivinde bulunacak bu belgedeki "yapılacaklar listesi"nde göç önerisi vardı: "Bölgenin, kendilerini Kürt sananlar lehindeki nüfus strüktürünü Türk lehine çevirmek için, Karadeniz sahillerindeki fazla nüfusla, memleket dışından gelen Türkleri bu bölgeye yerleştirmek, kendilerini Kürt sananları bölge dışına hicrete teşvik etmek..."
(Daha bu sorun ne kadar surecek, kac kisi olecek, ne zaman cozum bulunacak acaba)

(Yeni satilan iktidar yanlisi kanalda cekilen diziye son verildi. Sinekli Bakkal dizisi yayindan kaldirildi basrol karakteri takkeliymis..Kimse bu olaylarin 1920 lerde yasandigini goz onune almiyor, cunku gunumuzde Istanbul'da hala takkeli insanlar var malesef..)"Şemsi İnkaya şöyle konuştu: "Durum mahalle baskısından sonra artık kanal baskısına döndü. 5'inci bölümünden sonra zaten dizinin bitirildiğini öğrendim. Yöneticilerin akılları başlarına diziyi izledikten sonra gelmiş. Bu kadar yıldır oyunculuk yapıyorum, bu durum çok acı geldi. Halide Edip Adıvar gibi bir yazarın 1920'li yıllarda geçen, kadın haklarını koruyan bir hikâyesini çekiyoruz ve bize 'Hayır' diyorlar. Demek ki, o dönemden bu döneme hiçbir şey değişmemiş."
(Diziyi izlemiyorum ama cok komigime gitti bu haber, olabilir mi boyle bisey.. Tabi kimse izlemesin takkeli insanlari, acaba gercek hayatta yakinda daha fazla gorecegiz bunlari etkilenmeyelim diye mi??)

"Youtube yine kapatildi, sanirim tekrar acildi (emin degilim)"

"Borsa endeksi dustu, dolar yukseldi, piyasalar her zamanki gibi altust"

"Buyuk bir haber sitesi turbanla ilgili bir anket yapiyor, sonuclar ne kadar guvenilir bilemem ama korkunc oldugu kesin" (Isterseniz siz de oy verin Haberturk'te)

"Dusen Isparta ucagindan sonra hemen hergun gazetelerde ucaklarla ilgili bir haber var: Ucak ker temizleme aleti yuzunden piste inememis tekrar havalanmis, ucak istanbul'a geri donmus, baska bir ucakla ucusa devam edilmis vs vs vs"

"Zaten birbirini vuran vurana hergun.Karisinin sevgilisi kocayi olduruyor, kocasinin sevgilisi katil tutuyor vb"

"Kus gribi geri donebilirmis"

"31.12.2007 itibariyle nufus sayimi aciklandi ve Istanbul nufusu 12 milyon cikmis.(Acaba kayitsiz olan nufus kac kisidir?)"

Neyse sabah sabah icim karardi blogumu da kararttim ama napiimmm, karanlik gunler yasiyoruz:(

14 January, 2008

Fuar ve Adana




İstanbul, Bursa ve İzmir’de her yıl kitap fuarları düzenleyen TÜYAP, geleneği 15 Ocak’ta ilk kez Adana’ya taşıyacak. 100 yayınevi ve 300 yazarın katılacağı Çukurova Kitap Fuarı’nda söyleşi, panel, sergi, şiir dinletisi gibi toplam 60 etkinlik yapılacak. Altı gün sürecek fuarın tamamına katılacaklar için Adana; Seyhan Nehri ve Gölü, tarihi evleri, nehir kıyısındaki yürüyüş yolları, şırdancıları, kebapçıları ve ciğercileriyle güzel bir gezi vesilesi. (Hürriyet Gazetesi, cuma eki..)

Düşündüm de, yıllar önce kardeşim İstanbulda okurken buraya geldigimde, saldırırdım her yere gitmek, her faaliyeti görmek için..Birinde Kanlıca'dan Tüyap kitap fuarına gitmiştik..Coook uzun bir yolculuktu.Ama degmistii.. Cok guzel kitapları cok ucuza almıstım..Hele de hafta içi bir gün olması, cok kalabalık olmayan bir ortamda saatlerce kitapların arasında gezme zevkini yaşatmıştı bana..Gazetede okudum, bu yıl ilk defa Adanada olacakmış kitap fuarı, keşke orada olsaydım da gidebilseydim..2 yıldır burada yaşıyorum ama daha önce misafir olarak geldigim kadar gezemiyorum...İşte küçük şehirde yaşamanın ayrıcalıkları bir başka güzel:)






*Bi kere gün içinde bir çok plan yapıp, bir çok yere gidebiliyorsunuz.

*Trafik nedir bilmiyorsunuz..
*(Özellikle de İstanbulu gördükten sonra) Hiç bir yer kalabalık degill..
*Herşey çok daha ucuz..(Gerçi giyim konusunda buraya haksızlık yapmayalım)
*Yeşil alan çok daha fazla..
*Herhangi bir etkinlik oldugunda (tiyatro, konser vs.) hemen haberiniz oluyor.Gitme şansınız buradakinden çok daha fazla oluyor..(Sevdigim bir çok ünlü her hafta bi yerlerde sahneye çıkmasına ragmen daha neredeyse hiçbirini izlemedim, ama Adanadayken öyle miydim:( )
*Gittiginiz kafe sayısı çok fazla olmadıgı için bir çok yerde tanınıyor ona göre bir hizmetle karşılanıyorsunuz.
*Alışveriş merkezi buralara göre az oldugundan mecbur dışarda plan yapıyorsunuz..
*Bir çok yere yürüyebiliyorsunuz..
*Daha anlayışlı insanlarla bir aradasınız..(büyük şehirlerde herkes patlamaya hazır bir bomba)
*Arkadaslarınızı ve akrabalarınızı daha az aksatıyorsunuz.
*Kendinize daha çok vakit ayırabiliyorsunuz.
*Yolda yürürken birileriyle karşılaşma olsılıgınız çok daha fazla..

Tabi bununla birlikte eksi yönleri de var, ama ben onları düşünmek istemiyorum:))
Adanayı özledim galiba yine.. (bir de kebabı - bulgur pilavsız olanından:))


**Ortadaki fotografı üniversitedeyken çekmiştim.Digerleri google'dan alınmıştır.

09 January, 2008

Honky Tonk Woman




Simdi bu baslik da ne, gecen postumun sonunda Rolling Stones'un bir parcasini koymustum ve bu kadar yorum yapilinca ben de yine baska bir parcasinin ismiyle baslik yazim dedim..(yine yorumlarinizi bekliyorum demek oluyor bu:))





Efendim dogum gunum gayet eglenceli gecti.Gunduz klasik olarak isyerindeki arkadaslarla pasta yedik.Aksam icin de saolsun biricik sevgilim ve kardesim bana guzel suprizler hazirlamislar.Cuma gecesi Bebek'teki Catz'e gittik, cok begendim, cok eglendim. Yemekler ve servis gayet guzeldi, yemegimin fotografini cekemedim cunku elektrikler kesikti..Sansima kufretmeye baslamistim ki sonrasinda geldi de yuzumuzu gorebildik.. Hava cok soguk oldugundan etraf bombostu..Trafik de gayet iyiydi, yani hersey yolunda bir dogum gunuydu aslinda benim icin..



Ayni aksamin gecesinde de hep birlikte 'Siki Dostlar' adli oyunu oynadik, tamamen komediydi...Oyunda oynayan her kisi hakkinda sorular soruluyor, siz de bilmeye calisiyosunuz, kim kimi ne kadar iyi taniyor onu anlamaya calisiyorsunuz ama cikan sonuclar cok sacma..Mesela bizim oyunda, o gece tanisan 2 arkadas birbirini cok iyi taniyor cikti!! Yani tamamen kisi hakkinda cikan sorulara bagliydi, cok sacmaydi ama biz cok eglendik...



Su yanda gordugunuz, biricik kardesimin bikmadan usanmadan dusunup hazirladigi calisma benim hediye paketimin uzerindeydi, ve bu resim benim dolabimi anlatiyor.Yillardir giyip vazgecemedigim ve bir turlu degistirmedigim basic esyalarim ve birakamadigim markalarimin logolarindan olusan bir calisma asmis uzerine, cok guldum..(altina da cook guldugum bi seyler yazmis, orasi da bana kalsin:))



Bu yil icin bazi kararlar daha aldim ki bunlardan biri de gardirobumla oynamak, basic esyalardan vazgecip, daha ucuk aksesuarlar almak.(tabi alirken, bunu neyle takarim, giyerim diye dusunmemek lazim ama bakalim uygulayabilecek miyiz)..Aslinda ben bu yil Italyanca kursuna devam etmeyi dusunuyordum ama hem yeni bir duzen kurdum, su anda maddi olarak sarsmasin hem de dinleneyim bir yil diye vazgectim. Ama naaaptimm? Dun spor salonuna basladiiimmm:)) Cunku bu yil kendime bakmaya karar verdim artik... Hem su calismaya (bilgisayar onunde oturmaktan baska bise yapmamaya) basladiktan sonraki kilolarimi veriim, hem de artik gobusume gule gule diyim istedim.. Isyerinden 4 arkadas gidiyoruz, ve umarim birbirimizi gaza getirip uzun sure devam ederiz. (Zira herkes cabuk skilirsiniz diyor, ama ben kararliyim) Bu arada dun kas, yag vs olcumu yapildi ve kas kutlem gayet iyi cikti, bu da bana ayri bir cesaret, guven bir sporcu havasi katti:)) Artik kimse beni tutamaazz....




Hem o aletlerde o kadar surunup ne kadar az kalori yakabildigimi gordukce, agzima lopur lopur attigim kalorileri dusunup vicdanim sizladi.. Simdi ogle yemeginden geldim, canim her zamanki gibi uzerine sekerli bir seyler istiyor.(cikolata, supangle vs vs)



...Hayir yemiceeemmm...

04 January, 2008

Yas gunum




Ben bugun dogdum:) Cook isim var yapmam gereken ama yine de icimde bir mutluluk var:))


Bu sarkiyi dinliyorum bi yandan da..



*Fotograf getty images'den alinmistir.

**Yeni yasimda yeni dilegim bu yil guzel fotograflar cekip blogumda sadece kendi fotograflarimi kullanmak:))

01 January, 2008

Yeni yıl


Insanın öğretmeninin doğa, kitabının insanlık ve okulunun yaşam oldugu bir gun gelecek mi?


Olacak mı öyle bir gün?

Halil Cibran (Vadinin Perileri isimli kitabından)




Herkese mutlu yıllar:)

29 December, 2007

Fındıklı Breçel

Ne zaman fırında bir yemek yapsam, aa fırın yanmısken sunu da bir yapıvereyim diyorum (sankı fırın çok zor yanıyormus gibi:)) Hafta içi akşamları genelde bi şeyler yapıyorum yeni tarifler deniyorum ama yapay ışıkta çektigim fotograflar çok güzel görünmediginden bloga ekleyemiyorum mecbur haftasonunu bekliyorum:P



Bu arada biz fotograf olayını abarttık, her boşlukta bi yere gidip bişeyler çekebilir miyiz diye düşünüyoruz..Henüz makinenin tüm özelliklerini öğrenemedim bile..E yavaş yavaş..Ayrıca yemek fotografı çektikçe, bir çok blogta gördüğüm fotografları çekmenin de ne kadar zor oldugunu anlıyorum.Çünkü takip ettiğim bazı bloglarda inanılmaz güzel fotograflar var ve kolaymıs gibi görünüyor ama hiç de kolay degilmiş..Daha çook acemiyim ben:P



En son, Fındıklı Breçel yaptım.. Bu tarifi Radikal'den çıkan Tatlı Kitap'tan aldım..(gayet güzel tarifler var sırayla denemeye çalışıyorum..)Breçeli ben ilk defa duydum bisküvi gibi bir kıvamı oluyor.Tadı benim çok hoşuma gitti..



Malzemeler



-250 gr margarin
-100 gr pudra şekeri (4/5 bardak)
-1 adet ymurta
-4 su bardagı un
-1 tutam vanilya
-1 çorba kaşıgı kakao (artırılabilir)
-1 adet yumurta akı (çırpılmış)
-100 gr ince çekilmiş fındık



Yapılışı



Margarini ve şekeri mikserle iyice çırpıyoruz.Yumurtayı ekleyerek çırpmaya devam ediyoruz.Unu vanilyayı ve kakaoyu da ekleyerek bisküvi hamurunu elde ediyoruz..Fırını 180 derecede ısıtıyoruz.Hamuru tezgahta açarak istedigimiz kalıpla şekil veriyoruz..Yaglı kağıt serili bir tepsiye yerleştirdikten sonra üzerine fırça yardımıyla yumurta akı sürerek çekilmiş fındık serpiştiriyoruz. Fırında yaklaşık 20 dakika pişiriyoruz..

*Benim kalıplarım kandil simidi şeklindeydi (ortası boş simit) gayet de güzel oldu..Çok kocaman parçalar halinde olunca böyle güzel olmazdı sanırım..

**içinde kabartma tozu olmadıgından pek kabarmıyor o yuzden de tepsiye dizerken çok fazla aralık bırakmaya gerek olmuyor.

***1-2 gün kaldıktan sonra da tadı gayet güzeldi.(Su anda 2 günlük ama kahvemin yanında gayet hoş oldu:)



Afiyet olsun...

27 December, 2007

Hayat


Hayat, cinsel ilişki yoluyla bulaşan ve ölümcül bir hastalıktır.

Ölüm oranı yüzde yüzdür.

L. D. Laing

26 December, 2007

Hediyelik


Yilbasi postumda hediye cekilisimizden bahsetmistim.. Evet bir cekilis yaptik, bana hediye alan arkadas isyerindeki en az samimi oldugum kisiydi.. Ama ben o kadar cok konusan biriyim ki ve de sabahlari birlikte geldigimizi de dusunursek, daha bana uygun bi hediye beklerdim ama oyle bir sey geldi ki, neyse ki iyi rol yapiorum da cok begenmis gibi davranabildim:P Simdi bende biliyorum hediye hediyedir, onemli olan dusunmektir vs, ayrica da boyle icinden gelerek degil de cekilis sonucu hediye almak cok daha zor farkindayim ama kardesim bu kadar da mi tanimiyorsun beni.. Simdi gelen hediye kahverengi siyah arasi icinden siril siril sular akan ve de pille ya da fise takarak calisan, ortasindan da tavernamsi degisik renklerde isiklar cikaran bir sus esyasiydi...Onun resmini buraya koymak isterdim ancak hala kutusunda duruyor.. (Bu arada eminim Bedbirds bu satirlarla ilgili ve hediyeyle ilgili cok dinledigim yorumlarini yapacak, biliyorum ama napiim yazmadan duramadim, bunlar da benim dusuncelerim:P)

Bu arada cekiliste kendimize bir alt bir de ust limit koyduk ki, herkese gelcek hediyeler ayni civarlarda olsun diye..(gerci bence bu kadar sinirlandirmak cok komikti ama yine de uyduk.. Bu arada bana diger gelen ve cok sevdigim hediyelerden bahsetmek istedim:) Su yandakini bana Dino aldi cok guzel bir kurabiye kalibi ve icindeki kucuk aparatlar sayesinde kalibin ortasindaki delik bi cok sekilde olabiliyor.. Cok kucuk, cok sevebilecegim, dusunulmus bir hediye:)) Tabi hediye almaktaki en onemli faktor karsindakini de iyi tanimaktir.. Iyi tanidigim birine cok kolay hediye secerim, daha onceki konusmalardan mutlaka aklimda kalmis bise vardir, gider onu alirim.. Zor durumdaysam ve karsimdaki kitap okumayi seven biriyse cook sevdigim bi kitabi alirim.(En basta Ayn Rand'dan Hayatin Kaynagi gelir..Sonra da aklimda kalan diger guzel kitaplardan biri) Biliyorum cok klasik bir hediye ama ben cok guzel bi kitap okudugumda, bunu kesin kardesim ya da su arkadasim da okumali vs diye dusunurum.. Eger kitap okumayi sevmiyorsa da mesela yilbasi icin tabu, puzzle vs guzel bir hediye olabilir.. Hediye alinacak kisi bir kiz ise aslinda isimiz cok daha kolaydir, zira sIk bir aksesuar, mudo conceptten, ikeadan ya da Tchibo'dan alinacak herhangi bisey, sevimli bir pijama vs.. bir suru secenek var.. Ama bir erkege hediye almak cok daha zor.. Eger ilgi alanlari fazlaysa yine sorun yok ama onun disinda tikanip kaliyorsunuz... (bu arada ben cekiliste cikan arkadasima Tchibo'dan aldim hediyesini, erkekler icin de gayet ilginc hediyeler bulunabiliyor)


Bu arada patronumuz saolsun herbirimize tek tek hediye almis..Kizlara pijamalar ve altlarina evde giyilecek babetleri erkeklere de parfum almis, hepsi de biribirinden guzeldi valla gozlerimiz kamasti:) Bir de ayni odada calistigim cok dusunceli bir arkadasimiz da hepimize hediye alip agacin altina birakmis (kimin biraktigi sonradan anlasildi)) Zaten onun herkese sectigi hediyeler herkese bireysel olarak dusunulup secilmisti.. bana yandaki 'sac'i almis cok guldum.. Henuz deneyemedim ama en kisa zamanda biseyler pisirecem:))






Kissadan hisse, bu hediye olaylari aslinda komplike, ama ben yine de cok severim hediye almayi da vermeyi de.. Bana gelen hediyelerden fiyat ya da marka degil ama beni dusunerek alinmis bir hediye beni inanilmaz mutlu eder:)) Bende alirken buna dikkat ederim:)) Cok da eglenirim..



P.s. Yilbasi ve dogum gunum yaklasirken bu nasil yazi boyle..Kimse ustune alinmasin lutfen:)

21 December, 2007

bayram


Benim canavarlarım Adana'dan geldii, guzel bir bayram geciriyorum..

Size de mutlu bayramlar....

18 December, 2007

Meri Kristmis



Yine yilin en sevdigim zamanlari geldi iste.. Yilbasi yaklasiyor (e dogum gunum de yaklasiyor:)) Hediyeler, yeme-icmeler, kutlamalar vs vs... Bu yil yilbasi benim icin de farkli basladi cunkuuu calistigim yerdeki patronlarim Amerikali oldugundan kelli, gunler onceden cam agacimizi susledik.(pasparlak guzel susleri gorunce Dino ve ben atlayip agacin sevdigimiz yerlerine konuclandirmistik ki: D.-patronum olur kendisi- agac suslemenin o kadar da basit olmadigini anlatti bize:)) Ah biz gorgusuzler!! tamam isigi dogru dolamistik ama uzerine su simli susleri de dolmamamiz gerekiyordu, oysa biz rengarenk, kardan adamli, toplu, noel babali susleri asmistik. Neyse tum susleri cikartp olmasi gerektigi sekilde (!) yeniden taktik (bence onceki hali daha guzeldi:)) Agacin altinda milyonlarca fotograf cekildik.. (ben fotoydum o yuzden ben pek olmadim fotograflarda) Daha onceden cekilis yapmisttik ve hediyeler verildi, ama o ayri bir post konusu, hediyelerimi de uzunca anlatmak istiyorum..




D. tatil icin ulkesine gideceginden christmasi erken kutladik biz.. (tam onlarin adetleriyle.) Bize yabanci gelen bir cok seye kucuk cocuklar gibi eglenerek katildik Dino ve ben.
Guzel ve degisik bir gundu..

P.s. 1.Gectigimiz gunlerde 'Yangin Duasi' adli oyunu izledim... Oyunu ayakta alkislayan on siradaki iki kadini yakalayamadim.. Cunku biz grupca merak ettik ne anlamislar diye.. ayrica oyunun tanitimina muhtesem yorumlar yazan arkadaslara da selam ediyorum.. O nasil bir oyundu oyle..

P.s.2. Ekimin basindan beri bekledigimiz internete kavusamadik artik Turk Telekom bana kalitemi bozduracak!!!

12 December, 2007

Bekir Coskun'un yazisi

Sıra size gelecek...

SADECE son bir haftada gidenler:
Yargı...
Türk-İş...
Medyanın yarısı...
YÖK...
Sıra size gelecek.

*

Meslektaşlarımız örtme-gizleme çabası içinde yine, yeni YÖK Başkanı için "muhafazakár liberal demokrat" tanımı yapıyorlar.
Hem "muhafazakár" hem "liberal" nasıl olunur?
Delikli şemsiye gibi...
Yazgıya bakın; o yaptığı araştırma ile "Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olacağını" biliyor, Abdullah Gül de onu çağırıp "YÖK Başkanı olacağını" biliyor.
İşin hikmetine bakın ki; bu kadar rektör-dekan içinden, yeni YÖK Başkanı şart olan "dekanlık-rektörlük" şartını taşımıyor ama, "türban serbestliğinden" yana...
Yani YÖK’te "türbandan yana dönem" başladı.
Bence "değişik" bir hoca yeni YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan.
Diyelim ki "cami sayısı üzerine" araştırması var, minareleri saymış...
İslami makalelere özel bir ilgisi var, dolayısıyla birçok İslami makalenin sahibi.
Birçok gazetede bu bilgi yoktu; ama Malezya İslam Üniversitesi’nde iki yıl görev...
Ve "vahi" üzerine çalışmalar...
Sonunda "vahi" geliverdi zaten:
"YÖK Başkanı oldunuuuuz..."

*

Neticede YÖK de gitti.
Bu elbette son değil; bundan sonra iktidarın etkili olamadığı ne kadar üniversite yönetimi varsa...
Akademiler, yüksek okullar...
Bilim kurum ve kuruluşları...
Elbette "ılımlı İslam"ı benimsememiş bilim adamları...
Arkasından:
Sivil toplum örgütlerinden, spor kulüplerine kadar...
Medyanın kalanı...
Sermaye...
Tepeden tırnağa her şey gidecek.
Artık kaçınılmazdır.
Sıra size gelecek...

**Baska ekleyecek bisey bulamiyorum...

07 December, 2007

sekerparem, hediyem ve ben:))

Oldu en sonunda oldu benim de dijital fotograf makinem oldu:)) Sevgilim bana yilbasi hediyesini verdiii.. (biraz erken oldu aslinda genelde bunu ben yapardim erkenden hediyesini verim de kullansin diye ama galiba o da bana benzemeye basladi.) Gec te olsa filmli makineden dijitale terfi edebildik.. Gerci ben ufacik, minicik cantamda tasiyabilecegim bir makine isterken, gayet kocaman profesyonel bir makinemiz oldu..(tabi sevgilim biraz kendini de dusundu burada ama ben bu olayin tarafini gormezden geliyorum..:))



Bende onceki gun yaptigim sekerpareyi cektim hemen... Mutfakta vakit gecirmeyi severim ben, sonunda bunlari da fotograflayabilecegim icin mutluyum:P



Annem calistigi icin, kardesim ve ben ilkokuldayken mutfaga girip cesitli deneyler yapardik..Yaptigimiz basarili deneyimlerden bir tanesi annemin bazi yerleri pasta lekeli sari kapli 'Bereketli Olsun' kitabindan sekerpareydi...



Iste benim sekerparem.. ve makinemle ilk fotografim..



Tarif cok farkli degil ama her zaman tam kivaminda oluyor:o)



Malzemeler: 2 yumurta

2,5 su bardagi un

125 gr margarin

1 corba kasigi pudra sekeri

Limon kabugu rendesi

Yarim paket vanilya

1 cay kasigi kabartma tozu

Badem (sevgilim Adanadan gelen kocaman cerez kabindaki butun bademleri ayirdirdigi icin ben de bu sekilde degerlendirdim:))



Surup icin: 2 su bardagi su*

2 su bardagi seker*

1 tatli kasigi limon suyu
* (2,5 bardaga cikarilabilir)



Tadi gayet guzeldi, afiyet oldu bize:))...

06 December, 2007

04 December, 2007

Tiyatro yine




Pazar gunu yine tiyatroya gittik..Ben ay basinda izlemek istedigim oyunlar icin 2 kisilik bilet aliyorum ve eger sevgilimin (kocamin:)) isi yoksa birlikte gidiyoruz, ya da baska bir arkadasim eslik ediyor bana. Bu haftasonu neyseki onunla birlikte gidebildik. Pazar gunu AKM'de Cayhane'yi izledik. Buyuk salondaki oyunlari cok daha fazla seviyorum ben.(Gecen yil Amadeus da oradaydi) Zaten genelde kalabalik kadrosu olan oyunlar buyuk salonlarda oluyor.Bu da demek oluyor ki kalabalik kadrolu oyunlari seviyorum:)) (Bu arada daha once Belediye Tiyatrosunun kalabalik kadrolu bir oyununda gorev aldigimi soylemis miydim? )Sahnede bir akicilik oluyor oyunu hic nefes almadan izliyorsunuz..Cok nadirdir, az kisilik olup o kadar akici olan oyun...(bkz. Carmela ve Paolina /Adana Devlet Tiyatrosu-en buyuk zevkle izldigim oyunlardan biridir) Ve de Istanbul Devlet Tiyatrosunun oyunlari genelde az kisilik oluyor. Ben cok severim izlemeyi ve de asla onyargili davranmam ama genel olarak insanlar eglenceli oyunlardan daha cok zevk aliyor.(gerci Istanbulda tiyatro bileti bulmak o kadar zor oluyor ki yani bu oyunlar agir diye sikayet edip hemde hic yer bulamamak da iste tam bir ikilem) Herneyse pazar gunku oyuna gelelim 'Cayhane'yi izledim.Uzun bi oyun olmasina ragmen yine sahnede olan hareketlilik sayesinde gayet iyi vakit gecirdik..Ve de herkes oyunun sonunda basrol oyuncusu 'Bulent Emin Yarar'dan (Sakini) soz ediyordu..Iste bu iki saatlik canli performansinda herkesi kendine hayran birakan insan gercekten ayakta alkislanir..Su gibi akti oyun ve bunda cok buyuk katkisi vardi Sakini'nin. Gecen yil da Genco Erkal'in Oyun Sonunda oynuyordu ve o oyunda da cok begenmistim ama tabi bizler sadece televizyondan tanidigimiz insanlari biliriz yaa. Oyyle begenip unutmustum..Sonra Sakini roluyle de kendisine hayran birakinca baktim kimmis diye..Megerse benim izleyip cok begendigim bazi filmlerde de rolu varmis..(Hatta kendisini Altin Koza Film Festivalinin en iyi filmi secilen Bes Vakit'te izleyip cok begenmistim, arastirinca ismini ogrendim iste) -O filmdeki kimsenin oyuncu olduguna inanamiyorum cunku hepsi sanki gercekten o koyde yasayan insanlarmis gibiydi-
Ayrica yine cok severek izledigim Korkuyorum Anne'de de oynamis kendisi (kasapmis).O filme zaten basli basina hayran kalmistim... Yani iste boyle, izledigim bir tiyatro oyunuyla bir oyunucuya hayranligim artti ve neden simdiye kadar bu kadar filmini ve oyununu izleyip ismini bile bilmiyormusum dedim!!



***

Bence bu haftasonu siz de bir oyuna gidin, umarim siz de iyi bir oyuncuyu izleyebilirsiniz:)

21 November, 2007

Ben Anadolu..


Hafta sonlari sevgilim yogun calistigindan bende kardesimle plan yapiyorum, hem boylece ozlem gidermis oluyoruz:) Gecen haftasonu Kenter Tiyatrosu'nda 'Ben Anadolu' yu izledik.Ilk defa Yildiz Kenter'i canli olarak izledim ve 2 saat boyunca bir yandan oyunu izleyip bir yandan da (bu kadin bu yasta nasil bu kadar dinc, bu kadar guzel diye) dusunup durdumm...60. sanat yiliymis yaa. O kadin nasil durdu 2 saat tek basina o sahnede..Yani simdi oyunu mu izledin bunlari mi dusundun derseniz, dikkatimin dagildigi yerde bunlari dusundum:P Gayet eglenceli bir Pazardi, tiyatro cikisinda sicacik kestanelerimizi alip yuruduk biraz....

12 November, 2007

Ve beklenen Dugun



Simdi cok gecikti biliyorum yeni postum ve de cok eksiklik hissettim aslında ben de yazamadigim icin. Napalim artik, kısmet buguneymis..Dugun sabahindan baslarsak kalbim gup gup gup atti tum gun. Herkes bi de benle ilgileniyor ya ben sıkılıyorum boyle seylerden.Kuaforde filan da oyle oldu.Hani genelde gelinler boyle sacini basini begenmez makyajından memnun olmaz falan yaa, bizde tam tersi oldu.Benim isim erken bitti, oturdum kuzenleri falan bekleedim:) Sonra bizim evde ufak bir toren oldu..Dugunde istemedigimiz icin evden cıkmadan dayım ve amcam kusak bagladı, tabii burada annemle ben yine basladık aglamaya:) Kardesim gozlerimi silip durdu.Herneyse daha sonrası hep gulucukler... Tabii biz once fotografciya gittik.(2miz de istemememize ragmen) Cunku bana studyo fotoları hep yapay gelir..Ben sadece dugunde benim haberim olmadan cekilsin istedim.Neyse yine 2mizin disindaki sebeplerden gidildi stuyoya, fotogracıya ve verdigi direktiflere kahkahalarla gulundu (icten tabii), sonra dugune dogru yola konuldu.. Yemyesil bir alana, yerde kırmızı halı, ustumuzde booyle cicekli kopruler, yanimizda yanan ısıl ısıl volkanlar ve bir Otis Redding sarkisi esliginde giris yaptık.Tabii bu sarkı sadece piste kadardı.Piste geldigimizde ilk dansimız Blues Brothers'dan 'Everybody needs Somebody' oldu ve biz rock'n rolla basladigimizda pistin kenarındaki arkadaslarimiz ellerindeki onlarca beyaz balonu havaya ucurup sarkının 'Everbody, everybody' bolumunde de bize eslik etmek icin hoplayip ziplamaya basladılar..Gercekten gorulmeye deger bir manzaraydı... Ve hayatımda yasadıgım en muhtesem andı.. Daha sonrasında arkadaslarimiz bizi kirmayip canlı muzik yaptılar..(Simdi bizi kirmayip derken, kendileri profesyonel sayılırlar, Adananın en iyi rock barında caliyorlar..)Daha sonra da benim sevgilim (yani kocaam) ve onun grubu rock'n roll calmaya devam ettiler.Hatta ikimiz de onceden Adana Kanal-A da calistigimizdan haberlerde ve magazinde de cikti dugunumuz 'Damat caldı, gelin oynadı' baslıgıylaa. Yanıı gayet sıradısı bir dugun oldu...Emmnonun gitar calarken, benim de hoplayıp zıplarken o kadar cok fotografım var ki... Sonrasındayine Beatles, Rolling Stones, Doors vs vs caldi biz de dans ettik. Nikah muzigimiz Doors'dan Love Street idi (ben cok severim. Pastamızı keserken de Who do you Love? caldi.. Yaa ben simdi o ani nasil kelimelerle anlatayım kii.. Ben bile o ani su anda cdden izlerken aaa ben oyle de mi yapsim, onla da mi dans etmisimnmm, aa teyzem de mi kalkıp oynamıs seklinde tepkiler vererek su anda farkeetiim.Sarhos gibiydim o gun... herkes ve en basta biz coookkk eglendik.Zaten fotograflara ve video goruntulerine baktıgımda 32 disimi sayabiliyorum.... Cook dua ettimmm...Etmeye devam ediyorum.Tanrı mutlugumuzu hicbir zaman bozmasin ve de darisi tum bekarlara olsun diye...Dugunden sonra ise Adana Hilton ve daha sonrasında Antalya Kemerde gecirdigim kısa balayının ardından iste Istanbula gelip damdan dusmus gibi oldumm...






...Bizler erdik muradımıza, sizler cıkın kerevetine.. (dogru mu yazdım:)? !)

01 November, 2007

-KINA-



Evet sonunda yazabiliyorum, (isyerindeyim ve malesef uzun bi aradan sonra cok fazla is yigilmis bi turlu bloguma girip yazi yazamadim. Evimize ise Turk Telekomun grevinden dolayi henuz internet baglanamadi:( Ben de bu kisa zamanda yavas yavas anlatmaya baslayayim dedim. Kinadan basliyorum anlatmaya cunku dugun ayri bir post konusu.
Sevgilimle ben (artik kocam ama bi turlu dilim alisamadi) dugunde kendi istedigimiz muzikleri calacagimizdan kina olayinin organizasyonunu annemlere biraktik. Bu yuzden de klarinet, darbuka, keman vs den olusan bir grup vardi.Gayet eglenceli ve guzeldi. Halbuki ben hic ciddiye almamistim bu olayi.Adanaya gitmeden 2 gun once Zara'dan buldugum zoraki kirmizi bir elbise almistim.Tabi o atmosferde sac-makyaj vs ile benim o mecburen almis oldugum elbiseyi herkes tek tek sordu, nerden aldin biri mi dikti, cok guzel olmus vs vs? Kina da acik havadaydi, gol kenari ve yuksek bir yer oldugundan o gun hava biraz ruzgarliydi, ama biz surekli oynadigimizdan pek usumedik:) Ben aslinda cok guzel oynayamam ama o gun gelin kontenjanindan yararlandim:) Herkesin gozu uzerimdeydi, e kiyafet falan insanlara guzel gelmistir.. Kucuk kuzenlerim surekli pesimdeydi, ee onlar icin degisik geliyo tabii.Evde birlikte yerlerde yuvarlandiklari, tepindikleri, zipladiklari kuzenleri evleniyo..Onlarla da cok ilgilenmeye calistim, (cocuklar cok sever boyle gelin filan -ben de kucukken cok ozenirdim, o yuzden onlari da eglendirmeye, yanimdan ayirmamaya calistim- )
Hersey geleneklere uygun oldu...Ben tum gece guldum (hatta benim cok geveze arkadasim Onur: tamam anladik evleniyorsun diye bu kadar mutlusun ama insan biraz aglar diye dalga gecip durdu) Sonra kina fasli basladi. Emmo da ben de kina yakmak istemiyorduk aslinda zaten elimizi de acamamiz gerekiyormus, onun annesi benim elime benim annem de onun eline altin koydu oyle actik elimizi (tabii bizim bunlardan hic haberimiz yok biri elini kapa diyor, biri elimi tutuyor...) Yani orda ellerimiz kukla gibiydi... hii bu arada bana bindalli (deniyor sanirim) giydirdiler. Kafamin etrafinda mumlarla donduler. Ben hala cok mutluydum. Ne zaman annemi aglarken gordum, o zaman aglamaya basladim iste:( Napiim dayanamadim... Yani hersey geleneklere gore olmus oldu.


Bu arada ben gece elime kucucuk ici bos bir kalp seklinde kina yaktim, cok guzel oldu. (kendi kinam oldugu icin yakmadan icim rahat etmedi:))
Annem her ne kadar isi ve bi cok konuda yeniliklere cok cabuk adapte olan modern bir insan olsa da bi cok eski adeti de iyi bilir ve kendine uygun olarak uyar da :) Dolayisiyla biz de uymus olduk ama hic de fena olmadi, hersey cok eglenceliydi. Isteyenler kurtlarini da dokmus oldular, dugunde dokemeyecekleri icin. (tabi biz oyle sandik)
Cikista birlikte bi seyler icmeye gittik, sonra kesmedi ve her zamanki gibi gecenin korunde kebap da yedik..
Bol dedikodulu, bol kahkahali ve bol muhabbetli bir geceden sonra uyuyabildik...

P.s. Hala etraftan fotograflari toplamaya calisiyorummmm...
P.s.2 Daha sonra bu posta eklicem fotograf...

25 October, 2007

evlendiikk:)




Mutluyuzzz......

***Ayrıntılar cok yakında...


07 October, 2007

ayrıntılar

Son zamanlarda malum, evle ilgili ufak tefek isler yapiyorum, kalan eksikleri alıyorum, duzeltiyorum, bozuyorum, degistiyorum, yapiyorum, ediyorum.. Insanin kendi evi olmasi gercekten guzel bise. (bi ev arkadasi vs olmamasi, kararları kendi vermesi) -Gerci simdilik sadece gunduz gidip geliyorum ama olsun simdiden guzel:)- Dun annemin cok yakin bir arkadasi ziyarete ve yardima geldi.Evin son halini gormemisti. Cok begendi.Herseyiyle cok sıcak buldu. Sanki yeni tasınılacak gibi degil de yasanıyormus gibi dedi..(kendisi dekorasyon konusunda gurudur.İsim verip desifre etmek istemem burdan:)

Bu arada ben birazcık kilo verdim bu kosusturmada ama hala gelinligim tam oluyor uzerime:)) Cunku hazırlık yapıyorum derken evde yemek yapamıyorum habire hazır bi seyler yemek zorunda kalıyorum o yuzden dengeliyor sanırım:P Yalnız, son zamanlarda yedigim en guzel hazır yemek çig borekti. Ne zamandır canım istiyordu, bugun tesaduf olarak Susurluk Ayrancısında ayranla birlikte deneyim dedim, gayet basarılıydı, oneririm..(Bazı alısveris merkezlerinde var.)

*ben de yapmak istiyorum bu boregii:(
Ama aklıma Yenicedeki (Adana-Tarsus yolunda) sıkma-ayranı getirdi. En kısa zamanda gitmeliyimm...



**Adanadan arkadsımla konusuyordum: Napıosun dedim. Napiim sıcaklarla ugrasıyorum dedi:)Halen oyle sıcaklarla ugrasılacak kadarsa dugunumun cimlerin uzerinde olmasi olasılıgı hala var yani. Oleyyy. (ben dua etmeye devam ediyorum.)

** Hadi ben simdi orkestra icin sarkilar dusunmeye gidiyorum.. ee siz de yardımcı olun ama, canlı muzik olacak, aklınıza gelen herseyi degerlendiririm:))

01 October, 2007

Yazamadigim bu uzun surede,



-Istanbul'da temizlik icin yardimci bulmanin (hele de ramazan'da) imkansiz oldugunu ogrendim.

-Hatta Adana'dan kendi yardimcimizi getirip goturmeyi bile dusundum.

-Ikea'yi 14 dondum.

-Ama sonunda mutfagim icin renkli beneklerden aldim.(yuvarlak halilar, gelir gider bakardim da)

-Binlerce telefon gorusmesi yaptim.

-Herkesin 'Nilufer, Nilufer' diye biseyler sormasindan skildim.(benim icin oldugunu bilsem de!)

-Bol bol Bulent Ortacgil dinledim.

-Inci Aral'in Mor'unu (***) okudum.

-Zulfu Livaneli'nin Bir Kedi, Bir Adam, Bir Olum'u (*****) okudum..

-Umraniye'de Modoko'yu gezip, yurdum tuccarlarinin yaraticiliklarina bir kere daha hayran kaldim.(Mobilyalari tanitirken yaptiklari sovlardan bahsediyorum, uzun uzun anlatmiyorum simdi, o ayri bir post konusu eder.)

-Sishane'deki avizecileri gezdim.

-Ayni avizelerin Umraniye'de daha ucuzunu buldum:)

-Cok yoruldum..

-Yeni bir allik aldim.(rengi bana cok yakisti:))

-Besiktas-Galatasaray derbisini izledim.(Besiktasli olmama ragmen takimimi hic begenmedim.)

-Evdeki emektar bilgisayarim mefta oldu artik:( Hic bir sekilde duzelemiyor. -ama ben cozum yollari denemeye devam ediyorum-)

-Artik sadece isyerinden bloguma girebiliyorum o da cok duzenli olamiyor.

-Lost izleyemiyorum artik.

-Balayi icin Antalya'ya ucak biletimizi aldim ama hala kalacak otel ariyorum.(sonunda 3 gunluk de olsa tatil yapacagiz:)

-Nem diye bir grup kesfettim, sarkilarini begendim.(Kus evi'ni cok sevdim)

-Cok temizlik yaptim, cok yoruldum.

-Arkadaslarimin (ki Istanbul'da cok az arkadasim var...) bana bu kadar zaman ayirmalarina ve yardimci olmalarina cok sevindim:), kendimi cok sansli hissettim..

-Annemin beni ne kadar cok sevdigini milyonuncu kez anladim..

-En yakin arkadaslarimdan biri birkac ayligina Amerika'ya gitmisti, ama dayanamamis en kisa zamanda doncekmis.-Yemekleri, kokusu, gittigi okul hic hosuna gitmemis-(Yani bu kadar yurt disi icin yanip tutusmak pek de matah bi sey diilmis onu anladim..,Ama yine de ben kendim gidip gormek isterim:P)

-Gercek davetiyelerimi aldim, sevdim...

-Facebook a hala uye olamadim..

-Gelinlik provam cok eglenceli oldu.Bi suru bekar arkadasim basimda gerilen beze pirinc, bozuk para vs attilar, sonra onlar kucuk fiyonklu keseler yapilip evlenmek istenenlere verildi:)

-Dugunumde hava sicak olsun diye dua edip durdum.

-Bir kez daha aylik moda dergisi aldim.(ici reklamla dolu oldugundan) bir kez daha bir daha almicam dedim.(bi kac ay sonra yine alicam biliyorum:))












-Clearly Canadian'in degisik cesitlerini denedim.(en sevdigimin cilekli olduguna karar verdim:))








-Bu kadar....

18 September, 2007

piraye



Okul bitti, ders bitti. Artik kendi istedigim seyleri icim rahatsiz olmadan yapabiliyorum..Mesela saatlerce hic bise dusunmeden biseler okuyor tembellik yapabiliyorum, sirf keyfim istedigi icin. (onceden de saatlerce kitap okurdum ama icim rahatsiz olarak!) En son aldigim kitaplari sirayla okumaya devam ediyorum. Dun aksam is cikisi Canan Tan'in Pirayesini bitirdim. Zaten bu kitabin kaderi yolda okunmakmis. Cok kisa zamanda da bitti. Son zamanlarda okudugum en akici kitap. Oyle kapiliyorsunuz ki kitaba, ne yolda konusulanlari duyuyorsunuz, ne gereksiz gurultuleri.. Pirayenin universite hayatini, sevdigi erkekleri, evlenisini bu surecteki duygularini, onlari bazen yansitip, bazen icine atisini okudum.Kendini Piraye yerine koyuyor insan, bazen cok takdir ediyor yaptiklarini, bazen inanilmaz sinirleniyor, ama bi sekilde dahil oluyor..




Kitabi gecersek, son zamanlarda bir de evlilik hazirliklari hizlandi tabii. Iki annem de burada ve bi cok seyi organize ediyorlar. Bana da ince ayrintilarla ugrasmak ve fikir vermek kaliyor:) Bu haftasonu artik davetiye olayini netlestirdik. Ama kendi cizdigimiz davetiyenin basilmasi digerlerine oranla cok daha pahali oldugundan katalogdan (kotunun iyisi:)) bir davetiye sectim. Neticede davetiye bu.. Ama seker konusunda arastirmalara devam ediyorum, onu sade bir seker secmicem...Cumartesi gunu Eminonunun altini ustune getirdik... O konuda da bir karara vardim ama bayatlamasin sekerler diye simdiden almadim:)













*Cumartesi gelinligimin son provasi var. Yanimda en yakin arkadaslarim da olacak. Son prova eglenceli olacak..(cok degisik hersey:)


13 September, 2007

1 de yetmez 3, 3 de yetmez 5 kilo

Yiyorum..Yiyorum.. Doymuyorum....:(
Adana'dan kilo kilo fıstık geliyor..:) Heralde son 1 haftada 5 kiloya yakın fıstık yemisimdir..
Biri beni durdursunnn...

11 September, 2007

Bittiiii....

Mezun..Mezunum... Mezunuzzzz... *

*2miz:))

10 September, 2007

Saribenek


Safransari coktan bitti ama bise yazamadim daha.. Aslinda yazacak cok fazla da kayda deger bisey bulamadim. Bir cirpida okuyup bitirilebilecek eglenceli bi kitap.Istanbul'daki herkesin ozendigi isiltili hayatin ic yuzunu anlatiyor.

Ders cikarilabilir mi?

Belki...

3 ana karakter var.

Genc yasta yukselmis bir yatirim uzmani,

Eski eser kacakcisi bir kadin,

Universite mezunu bir telekiz...

Ancak asagidaki sozler ucune de ait degil.. Tum karakterler hayattaki bir cok seyi denemis, hic bir seyden zevk alamayan insanlar... Bu sozler de onlardan birine ait...

"Cok SIK gorunuyor degil mi?", diyerek basini cevirip etrafa bakti." Ama burasi bir yuva degil.Herhangi bir zenginin evinden farki olmayan, kisiliksiz bir ev..."

Cok basit bir cumle.

Belki kocaman kitaptan ala ala burayi mi aldin denecek kadar basit..
***

Ama Adana'ya gittigimde tekrar anladim her evin yuva olamayacagini.

Uzuldum biraz da artik orasi benim evim olmadigi icin.

Artik giderken dis fircami bile goturuyorum, esyalarimsa valizde...

Koydugum seyleri yerinde bulamiyorum...
Dolabim neredeyse bos...

***

Tek tesellim benim de artik kendi evim olacagi..

Umarim yuva da yapabiliriz:))



09 September, 2007

Ev - Adana

Uzun zaman oldu soyle dogru durust bi seyler yazmayali. Neden bilmiyorum, unuttum blogu, zaman cabuk gecti vs vs.. Bu surede ben yine tek ders sinavima calistim, lost izlememek icin kendime engel oldum, ev tuttuk iste.



Sonunda oldu. Istedigimiz ozelliklere sahip bir evi bulduk. Acikcasi cok fazla ev bakmamistik, canli olarak. Hep internetten bakiyorduk. Ben artik gunluk olarak sahibinden.com, hurriyetemlak ve milliyetemlaka hangi evler eklenmis, biliyordum. En son emlakciya gittik, orada da bize ilk gosterdikleri evi cok begendik:) Cok tesaduf, eve girer girmez sevgilimin ve benim icime cok sindi. (biz de ne kadar kolay begeniyoruz canım) Ancak evin butcesi bizimkinin uzerindeydi, onu da hallettik neyseki ve tuttuk evi. Tabi bu arada benim kafamda bi suru soru isareti (????,...>^^?!!!!&..) acaba cok cabuk mu hareket ettik, annemler de mi gorseydi, ev en ust kat, daha ucuza bulabilir miydik, cok mu cabuk begendik, biraz daha mi ince eleyip sık dokumaliydik vs vs. (Kaygısızlar, en sevdigim komedi dizilerinin ilk sırasında gelir, orada Memnun'un ev baktıkları sahne aklıma geldi.En buyuk karısıyla birlikte ve bakıyorlardı, hemen begenmis gibi olmak istemiyorlardı. Ama karısı bunu abartıp daha eve girmeden 'odaları kuccuk, karanlık' diye ezberledigi repligi tekrar edip duruyordu. Evi begendiklten sonra o aklıma geldi:)) Ama eve tekrar baktıgımda iyi ettigimi anladım. Neyseki fotograflarini cekip anneme gösterdigimde onlar da begendi de icim rahatladı..Bundan sonrasi icin de iste o evi daha oturulabilir hale getirmek icin elimizden geleni yapıcaz... Yorucu olacak ama cok heyecanlı... (Ustteki foto evimizin tm altının manzarası)

Bu arada haftasonu yine tek ders sınavı icin:( Adanaya gittim, tek ders sınavı kısmı berbatti ama Adana kısmı muthisti. Gercekten cok özlemisim orayi, arkadaslarimi, yemekleri... Az uyudum, cok gezdim, cok yedim.








Kebap masasından meze görüntüsü, kebap fotograflari da cektim ama ısıktan dolayı cok guzel cıkmadı... Bu görüntüler Sercan da cekildi.






Ziyapaşa bulvarına nazır pasta yeyip ustune Türk kahvesi ictik....













Ev yapımı ayrandan pek haz etmem, o icindeki yogurt puturlerinin agzima gelmesinden nefret ederim. Ancak, buz gibi Fırat ayranı haric.. Adana'da Gazipasa bulvarinin basinda, once seyyar olarak satılan ve daha sonra da bir dukkan acan 'Buz Gibi Fırat Ayranı' ve yanında simit de benim vazgecilmezlerimden biridir. Gercekten o sıcakta müthiş geldii....





Bi ara da okula gidip sınava girdim işte:) Umarım bu sefer gecicem. Dua ediyorum...


(Balcalı otobüsünden bi görüntü)...





**Sınavım da bitti. Ben Lostun 2. sezonunu izlemeye başlıyorum...Görüşmek üzere:)

23 August, 2007

Mektuplu Kirtasiye Yardimi

Her yil okullar baslamak uzereyken beni de bir heyecan sarar nedense. Kirtasiyelerin onundeki rengarenk cantalara, buyuk marketlerde kocaman bir reyonu kaplayan defterlere, kalemlere, boyalara ozenerek bakarim. Herkes okul bittigi icin sevinir ama ben hala buyuk bir heyecanla giderim kuzenimin defterlerini kaplarim, ona ogretmeye calisirim:) Gectigimiz yillarda Aktif Dagitimin bir kampanyasini ogrendim ve de cok mutlu oldum. Her yil okul baslamasina yakin ihtiyaci olan ogrencilere kirtasiye malzemeleri gonderiyorlar. Cok eglenceli, hem cok pahali bir paket degil, tum ogrencilere ayni malzemelerin gonderilmesi gerekiyor (kiskanclik olmasin diye) Zamani olmayanlar banka hesabina 5 ytl gondererek de destek olabiliyor. Ama ben kendim alarak kendi kirtasiye ozlemimi de gidermis oluyorum:) Paketin icine bir de mektup yaziyorsunuz. Cevap almak da cok guzel oluyor.
Paket (A4 büyük zarf) içinde şunlar olacak: 1 kitap (öykü, Bilim Çocuk dergisi vb.), 1 defter, 2 kurşunkalem, 1 kalemtraş, 1 silgi, 1 cetvel, 1 kutu (6'lı) kuruboya, 1 lolipop şeker, 1 diş fırçası, 1 küçük boy diş macunu (..ve bir de sizin mektubunuz!)

Eger siz de kampanyaya katilmak isterseniz:

A) Hazır paket siparişiyle katılmak için (adedi 5 YTL); http://www.abonet.net/ ya da http://www.aktif.com/ adresinden veya 0212 314 08 88 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz. (Faks no: 0212 222 2710; Hesap no: Garanti Bankası 028-6297245 / İş Bankası 1188-301471)
B) Ya da kendi hazırlayacağınız paketleri;
a- İstanbul merkezine teslim edebilirsiniz.
(Adres: Aktif İleti ve Dağıtım, PERPA Tic. Merkezi Kat: 13 No: 1969 Okmeydanı - İstanbul)
b- Posta / kargo ile adresine gönderebilirsiniz. (Lütfen zarflarınızın üzerine ad-soyad ve adresinizi yazmayı unutmayın. Takip etmeniz için gereklidir)
c- İstanbul'da 100 adetten fazla paketiniz olursa 0212 314 08 00'e telefon edin; gelip adresinizden ücretsiz alalım.

http://www.aktif.com/mkyk/mkyk.html

*Son katilim 16 Eylul :)

22 August, 2007

17 August, 2007

Neyse haliiim...


Faber est suae quisque fortunae...*

*Her insan kendi kaderini kendi yazar. (Appius Claudius Caecus)

16 August, 2007

Pasta, dogum gunu, dino ve ben

Bugun en yakin arkadasimin dogum gunuydu, aldigim kucuk hediyelerle birlikte, gunler oncesinden gelincik tarlasinin yazari Burcu'dan kurabiye istemistim. Dun aksam aldim. Sabahtan ben ise getirdim. Cildirdi.. Gercekten superdi. Kendisi hediye konusunda hep hezimete ugramistir da.( Erkek arkadasi bi turlu onun begenebilecegi bir turden hediye alamadi daha!! ) -Neyseki ben bu konuda cok sansliyim:)) Bu sefer C. de bana sorarak hediye aldi Dinoya... Merak ediyorum onun tepkisini?? Yarin gorecek...



Iste kurabiyeler, Dino ve bennn..... (tabii bu kadar yol gelince haliyle biraz sarsildi ama yine de mukemmeldi:))







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...