10 August, 2007

Bunlari istiyorum

Ahhh ahh, yine bir cuma gunu, oglen isyerindekilerle birlikte yemege ciktik, Arbysden yenen guzel bir menu+kivircik patatesli, uzerine de ozsutten vondu-heralde-(bu isimleri de nerden bulduklarini gercekten cok merak ediyorum, menunun uzerinde de yazmiyor, vitrine bakip garsona gosteriyor o sekilde siparis veriyorum, cunku her seferinde unutuyorum. Herneyse bu arada tadi mukemmel, oneririm;) Iste butun bunlari yiyoruz, sonra tum ogleden sonra da soda kahve vs, ictigimize pisman oluyoruz:( Bir de agirlik cokuyor, yeter artik saat 18.00 olsun diye bekliyoruz.



Gecelim yeme icme mevzuuunu da yeni bir site kesfettim, ondan bahsetmek istedim. Nitekim sitede cok ilginc esyalar var.(http://www.bunlardanistiyorum.com/)Dogum gunlerinde hediye edilebilecek degisik seyler. Benim en cok begendiklerimden biri uyanma saati (calar saat diil ama) Saat calar calmaz tepesindeki pervane ucuyor ve yataktan kalkip onu yerine takana kadar da susmuyor, yani tam anlamiyla uyandiriyor sizi.


Digeri ise cep telefonunu sarj ederken kullanmak icin, surekli sacma sapan yerlerdeki fisler bos olur ve cep telefonunu buzdolabinin uzerine, kutuphaneye vs yerlere koymak zorunda kalirim ve dusme tehlikesiyle cok karsilasir, iste bunu engellemek icin uretilmis. Benim hosuma gitti.Bir de orjinal sitesi var ki orada daha da ilginc seyler var.http://www.iwantoneofthose.com/




Sizi bu urunlerle basbasa burakirken, ben mayismak uzere oldugum ruh halinden cikip bitirmem gereken islerime geri donuyorum. Son gucumu de veriim ki, hafta sonumu Lost izleyerek gecirmek icin sabirsizlaniyorum. (anladim ki Dexter bana gore bir dizi degil, kendime eziyet ediyorum, ben de daha heyecanli bi seyler olsun dedim ve Lost ruzgarina kapildim:) Her aksam bi bolum izliyorum, ya acaba bi tane daha mi izlesem diyorum, bazen uyku agir basiyor. Neyseki hafta sonu geldi:)


Not1: Bugun sonunda Yenisayfadan istedigim kitaplar geldi. Kargo elemanini gorunce bu kadar sevindigim nadir anlardan biriydi.Cunku bitmisti kitabim. Dino ve ben toplamda bi suru kitap istedik diye arti olarak hediye kitaplarimiz da geldiii, okuyacagim bii suru kitap oldu. Ilk olarak suna basliyorum. Mutluyum:)


Not2: Sevgilim Adanada. Ozledim;(

08 August, 2007

nerde hani yalanlar

Bu beden bu yüz yasarken
Dün bugünle bulusurken
Bu deniz bu mavi varken
Nerdeyiz? niye? neden?

03 August, 2007

Korkuyorum

Birey Olarak Kuresel Isinmaya karşı yapabileceklerimiz :
*Evde en çok kullanılan 5 ampülü en az enerji tüketen cinslerle değiştirmek. 2.5 milyon evde yapılan bu uygulama ile 1 yılda 800.000 aracın atmosfere verdiği sera gazına eşdeğer tasarruf yapmış oluyoruz. Aynı zamanda elektrik faturamız da düşük gelecektir.
*Evlerdeki 2. televizyonları teke indirmeliyiz.
*Klimaların filtrelerini 3 ayda bir değiştirmeliyiz. Kirlenen filtreler hava akışını yavaşlatacağından cihaz daha fazla enerji harcayacaktır.
*İşyerinize veya evinize alacağınız yeni ekipmanların mutlaka enerji tasarrufu fazla olanlarını tercih edin.
*Su kullanımındaki savurganlık, hem enerji tüketimini, hem de su tüketimini artırmaktadır. Örneğin, diş temizliğinde ve traş olurken musluklar mutlaka kapatılmalıdır.
*Tuvaletlerin sifonları, sızıntılara karşı gözden geçirilmelidir.
*Ekili hobi bahçenizi mutlaka küçültün. Sulama gerektirmeyen alanları büyütün. Az sulama gerektiren bitkiler dikin.
*Aracınızı hortumla değil de kova su ile yıkayın.
*Evinizde ve işyerinizde, kullanmadığınız zamanlarda, TV, radyo, bilgisayar gibi elektronik cihazların fişlerini çekin.
*Yaz aylarında evinizin güneş alan penceresine beyaz perde takın ve gün boyu kapalı tutun.
*Ağaç dikin. Her ağaç atmosferden önemli ölçüde sera gazı (CO2) emer.
*Yakın mesafelere yürüyün. Uzun mesafeler için metro ve tramvayı tercih edin.
*Tüketimi azaltın.
*Aracınızı düşük hızda kullanın. "Para sizin olabilir ama dünya hepimizin."
*Bunları en az beş kişiye anlatın

--> http://www.kuresel-isinma.org/ sayfasindan alinmistir..

01 August, 2007

kargolarla basim dertte

Yaaa yeter artık yaa benim yildizim bir turlu barisamicak bu kargo sirketleriyle... Kuzenim dugun davetiyesini malesef kargoyla gondermis (guzelim PTT dururken) ve biz kargoyla kose kapmaca oynuyoruz resmen. Cuma gunu kapiya kagit birakmislar, cumartesi saat 18.30 civarında ariyorum, cevap yok. Sonra is, guc hali unuttum dun aramayi. Bugun halam Ankaradan beni ariyor, sirket onlara bildirmis, bende kargoyu ariyorum ve aramizda aynen su konusmalar geciyor.
- Merhaba ben niffea, kargo takip numaram su, tekrar ne zaman getirebilirsiniz eve?
-Bir kere eve gelmis, yokmussunuz, subeden almanız gerekiyor (Eve teslim olmasi icin parasi odenen bir kargoyu ben neden gidip subesinden aliyormusum?? ic ses: Bunlari sesli sorsana nym!!)
- Peki kacta kapatiyorsunuz?
-7 gibi (!)
- Ama ben ancak 8 civarinda orada olabiliyorum.
-Bugun almazsaniz geri gondericez.
-Tamam da bugun alamazsam da yarin bi sekilde alicam gondermeyin lutfen.
-Hayir gondericez!!!
-Peki benim yerime baska biri alabilir mi.
-Evet alabilir ama kimliginizi getirmesi gerekiyor.
-Ama ben bugun isyerindeyken kimligimi nasil ulastirabilirim. Bari kardesim gelip alsin.
-Peki olur..(Lutfettiniz!)
-Tesekkurler, iyi gunler.
-.......

Tabiii ben bu sirada kardesime, ev arkadasima ulasmaya calistim ama malesef alamadik kargoyu. Simdi cildiriyorum yine, sadece bir davetiye, kagit parcasi yani...Sanki bi gun daha kalsa sirketi havaya ucuracak. Ama tek bu degil, ben her zaman kargo sirketlerine kil olmusumdur... Simdiye kadar hic problemsiz bi sekilde teslim alamadim kargomu. Buradan yetkililere sesleniyorum. Biraz daha anlayis!!!!

31 July, 2007

cok ozledim


Liseye geri donmeyi, yeni gelen Julia Roberts filmini izlemek icin Cumartesiyi beklemeyi, ne giyinecegimi gunler onceden dusunmeyi, Cumartesi arkadaslarla Metro sinemasi onunde ya da Gulbahcesinde bulusup yemek yemeyi, sonra kendimi kaloriferli sinema salonuna atip, ustumdeki kat kat montu-atkiyi cikarmayi, filmi buyuk bir heyecanla izlemeyi, film bitiminde bagira cagira yorum yapmayi, sinema cikisinda buz gibi havada agzimdan cikan dumanlari, kosebasindan aldigimiz kestaneyi, en son (paramiz kaldiysa) toka ya da yeni bir baklavali corap almayi(!), sonra duraga yuruyup dunyanin en mutlu ve en ozgur insaniymis gibi otobuse binip eve gitmeyi ozledim;)

22 July, 2007

yeter artik


Bu insanlar nasil akillanacak? Kendilerinden caldiklarini, secim zamaninda 2 paket komur, un vs olarak 'yardim' olarak verenlere ne zaman kanmayacak? Merak ediyorum. Soylenecek hic bisey yok. Ulkedeki insanlarin yarisi bunlara oy veriyorsa, biz de bu sekilde yonetilmeyi hakediyoruz demektir. Ben sadece 'oy vermeyenleri, ve de %0,50 lik, 2 lik 3 luk partilere oy verenleri kiniyorum.


Hasan Pulur'u cok severim, yazilarinin altina kendi imzami atabilirim. Asagidaki yazisi da ilerde bu secimleri hatirlayinca aklimda kalmasini istedigim bir yazi, o yuzden blogumda olmasini da istedim:)


Yüzde 50'ye
saygılarla...
BRAVO aziz milletime, Aferin yüce milletimize, Şükranlarımızla birlikte takdirlerimizle... Tabii hepsine değil, bir bölümüne...

Demek onların laiklikten yana bir korkuları yokmuş, zaten destekledikleri AKP Genel Başkanı Erdoğan, bir tarihte

"Laiklik elden gidecekmiş diyorlar, eeee millet isterse gider!" dememiş miydi?

İşte o gün, bugündür...

Güle güle laiklik!Millet daha ne desin!

***

Oh çok şükür, bundan sonra "türban" diye bir sorunumuz kalmaz, herkes başını örter, gider okula, fakülteye, mahkemeye, daireye...

Çankaya'ya türbanlı "first lady" çıkamazmış.

Niye o!Millet, laikliğe güle güle dedikten sonra, Çankaya'nın örtüsü, türbanı mı kalırmış?..

Bırakın başörtüsünü, türbanlı meselesini...

Siz "Şeyini şey ettiğimin şeyi!" diyen Meclis Başkanı'na bugüne kadar katlanmadınız mı?

Bundan sonra da katlanıverin ne olacak?

Daha nelere katlanacaksınız, hele bekleyin!

***

BU yazının hiçbir cümlesinde, istihza, ironi yoktur.

Bu gidiş, bugüne kadar eleştirdiğimiz ya da eleştirilen sorunların, sandığımız kadar seçmenin nezdinde itibarı olmadığının delilidir.

Hele öyle "gemiymiş, gemicikmiş" gibi safsataların kimsenin aklını karıştırmadığı, onların "teşehhüt miktarı" kadar düşünülmediği ortadadır.

Hele hele "Al ananı git!" lafı kimsenin kılına bile dokunmaz.

***

EĞER bir ülkenin yarısı böyle düşünüyorsa "Cumhuriyetin elden" gittiği ya da gideceği endişesini asla paylaşmıyorsa, geriye kalanlara seyretmek düşer.

***

AMA unutulmamalıdır ki, bu memlekette böyle düşünmeyenler de vardır.

Bugün yüzde elliyi alanlar, geri kalanın da bu ülkenin insanı, vatandaşı, yurttaşı olduğunu bileceklerdir.

Bilmezlerse ne olur?

Demokratik hukuk devleti olmaz.

***

ÇOK mu önemli?

Onda da haklısınız, "laiklik" elden giderse...

Hani geçenlerde yazdık.

Burdur-Isparta maçında, Burdur maçın başında ilk golü atınca

Ispartalılar başlamışlar bağırmaya:

"Biz bu golü saymeyoz!

"Burdurlular da karşılık vermiş:"Sayceniz, sayceniz, sayceniz!"

Biz yüzde elliyi sayacağız, onlar da küsuratı...

***

HAAA az kaldı unutuyorduk, yeminli Deniz Baykal muhalifleri, sizden ne haber?Deniz Baykal var diye oy vermediniz, hayırlı olsun!


17 July, 2007

Zinnur



Cumartesi gunu Pangaltinda yururken zamanim da vardi ve sevdigim bir kitapciya girdim (sanirim ismi Nostalji). Genelde kitaplarimi internetten aliyorum ama bazen kitapci gezmek de istiyor canim. Oyle ne aradigimi bilmeden raflara bakiyordum o zaman buldum bi kitabi. Aslinda her zaman yanimdaki not defterinde istedigim kitaplar listesini tasirim ama o gun bakarak bir kitap secmek istedim ama hayal kirikligina ugradim. Yandaki kitabi aldim. Arkasini okudum, baktim akici da bir kitaba benziyor, dedim bu sicak havada otobuslerde oyle agir kitap okunmaz ve aldim. Arkasinda "Zinnur, ne sadece bir kadın romanı, ne sadece bir gerilim,korku romanı... Yepyeni bir şey... Kadın gerilim gibi...”Habercinin yolculuğu; “hayatın sırları”nı insan ilişkilerinin “manşet” aralarında çözmeye doğru çıktığı bir yolculuksa... Ve o haberci kadınsa... Kadına dair sırların çözümünde yolculuğun (ya da bilmecelerin) sonu gelmiş demektir... Türkiye'de televizyon haberciliğinin 'sessiz' kahramanlarından Ayhan Bölükbaşı'nın romanı, iki kadın, hayatın labirentlerinde gizemli bir yolculuğa çıkarıyor... " yaziliydi.

Bu sabah ise gelirken bitirdim kitabi ama akici olsa da cok anlamsiz geldi bi cok sey. Birbirinden ayrik bir suru olay. Bekliyorum ki sonunda kadini bu kadar delirten her sey acikliga kavusacak. Sonra bi baktim sonu gelmis. Tamam beklemedigimiz bi seyler oluyor ama kitabin sonuna kadar ayrintisi verilen bi suru detay kordugum oluyor, hic bir alaka kuramadan bitiyor kitap. Hic bekledigim gibi degildi malesef. Tavsiye etmem. Siz bilirsiniz yada:))

16 July, 2007

Barbeku, kahvalti, yeme-icme



Gecen hafta isyerinde mangal yaktik:) Evet komik ama oyle. Bizim isyeri kocaman bir nakliyat tesisi oldugu icin bahcede barbeku yaptik. (biz Adanalilar mangal deyip durduysak da patronumuz ingilizce olrak barbeku dedigi icin oyle kaldi) Agziniz sulanacak ama o gunden bir fotograf koyuyorum.Adanadaki gibi kebap yok ama biz de tavuk, kofte va mantardan olusan bir ziyafet cektik kendimize.. Yandaki fotografta Dino ve ben patates salatasi yaparken:) Is arkadaslarimdan biri cekti fotoyu, kaymis biraz ama flu olmasi hosuma gitti..



Haftasonuna donersek, aslinda anlatacak o kadar cok sey var ki. Gecen hafta ben gelinlik isimi hallettim. Bastan beri cok begendigim bir gelinlik vardi Akayda. Ama fiyati bir gece giyilecek bisey icin cok yuksekti, o yuzden biz de diktirmeye karar verdik. Gecen hafta da annelerle birlikte eminonune gittik. Tum kumaslari aldik. Hepsi cok icime sindi, umarim dikildikten sonra da oyle olur. Ben tac takmak istiyordum hep, ve cok degisik guzel bir tac buldum. Gerci bulana kadar da ayaklarimiza kara sular indi ama olsun, degdi. Oyle sunnet cocuklarinin taktigi gibi ortada sivrilen bir tac degil, cok sade ve agir:) Neyse iste bu hafta da olcu vermek icin terziyle bulustuk. Basladi artik hizli kosusturma. Onun disinda hafta sonu Dinoda kaldim. Kurabiye, borek yaptik binbir zorlukla ( dino eve yeni tasindigi icin uzun bir elektrik problemiyle karsilastik ve de elektrikci cagirmak zorunda kaldik, aksamin o vaktinde tum sigortalar degisti, bir yandan yumurtasi bile surulmus borek bir kosede, diger yandan dino obur odada hararetli bir telefon konusmasi yapiyor) Eee malesef bu kadar moralle de yaptiklarimizin fotografini cekemedik:( Ama tadlari damagimizda:P Yaptiklarimizi yerken de bari Dexter i( http://www.22dakika.org/yazi/dexter-tanitim) izleyelim dedik, divx olarak cekilmis, onu da izleyemedik:( Ama pazar gunu ben evde diziyi izlemeye basladim, gayet degisik gorunuyor..



Pazar gunu de isyerindeki arkadaslarla Kanlica'da Paysage isimli guzel bir yere kahvaltiya gittik. (kardesim ogrenciyken yillarca Kanlica da oturdu ve ben oradaki mekanlari karsiya tasindiktan sonra ogrendim:) O kadar guzel ve huzurlu bi yerdi ki. Tepede, Hidiv Kasrina yakin bi yerde, mukemmel bir kahvalti ettik.Garsonlar cok ilgiliydi, manzara harikaydi. Daha sonra da Kasra ciktik, hava cok guzeldi, sevgilim elinden fotograf makinesini hicc birakmadi. Bende o bu kadar guzel fotolar cekmisken buraya koyim dedim:))


10 July, 2007

Kullanmadigimiz giysiler

Ben de kullanmadigim giysilerimi verecek yer ariyordum, Adanadayken anneanneme verirdim ve o da ihtiyaci olanlara verirdi. Ancak burada ne yapacagimi sasiriyorum. Tansas bir kampanya baslatmis. Ayrintilar asagida:

"Evinizde gardırobunuzda duran ama giymediğiniz giysilerle Güneydoğu'daki yoksul insanlara yardım etmek elinizde! Deterjan markası Ariel ile market zinciri Tansaş, ÇATOM'un da (Çok Amaçlı Toplum Merkezleri) desteğini alarak bir kampanya başlattı. Kampanya kapsamında 22 Ağustos'a kadar Tansaş mağazalarındaki kutularda hafta sonları toplanacak kullanılmış giysiler, Ariel tarafından temizletilerek Güneydoğu Anadolu'da ihtiyacı olanlara dağıtılacak.Güneydoğu'yla paylaşınToplanan giysiler; GAP kapsamındaki 9 ilde yoksul alanlardaki kadınlara ve çocuklara yönelik hizmetlerin verildiği topluma dayalı merkezler olan ÇATOM tarafından belirlenecek ihtiyaç sahiplerine dağıtılacak. Böylece binlerce kişi 'paylaşmanın' mutluluğunu yaşayacak.
Tansaş mağazalarına giysilerini getirenler, ihtiyaç sahiplerini mutlu etmenin yanında 2 YTL değerinde Ariel hediye çeki de kazanacaklar. Yapılan her bağış karşılığında kasa görevlilerinden alınacak bu çekler, bir sonraki Ariel alışverişlerinde geçerli olacak ve her Ariel ürünü için bir tane çek kullanılabilecek. "

*Belki isinize yarar:)

05 July, 2007

komple sagiriz


Inanamiyorum yaa ayrica benim kulaklarim mi yanlis isitiyor diyorum. Nedir bu sarki yaa. Daha kotusu olabilir mi? Her sarki soyleyen kaset cikarabilir mi? Boyle sarki sozu olur mu? Ve dahasi. Hepsi Burak Kut'un komple tikiyiz adli sarkisini anlatiyor:)Ruhsal misyonu olan 'sanatcinin' bugun sabah gazetesinde olan bir roportajini okudum. Yorumsuz olarak bazi bolumlerinden alinti yapiyorum:

"Yüzde yüz sevgiyle hazırlanmış, çok emek verilmiş bir albüm. Yaklaşık iki buçuk yıllık bir stüdyo aşaması var. Aslında 15 yıllık müzikal kariyerimin en uzun süreli çalışması diyebilirim. Şunu da söyleyebilirim, başından sonuna kadar dinleyebildiğim bir albüm. Ben kendimi dinleyicilerin yerine koymaya çalışırım. Müzik yaparken, aşırı titiz olduğum için beğenmem çok önemli, bu yüzden bu kadar gecikti."
"* Bir anda patlamıştınız...
Evet, evimden çıkamıyordum, kapının önüne insanlar toplanıyordu. Camdan elimi çıkardığım vakit çığlıklar kopuyordu. Bu enteresan bir duyguydu, bu duyguyla yüzleşmek hayli vakit aldı.

* O nasıl bir duyguydu?
Oyun gibi! Cep telefonları henüz yoktu, telesekreterli bir telefonum vardı evde. Sabahları kalktığımda telesekretere düşen mesajlar yüzünden hat alamıyordum. Çuval dolusu mektup geliyordu. Çok enteresan bir duyguydu. Bu yaşadıklarımdan dolayı memnuniyetsizlik duymuyorum, ama psikolojisi tuhaf. Hâlâ gönüllerini, hayatlarını bana endeksleyen insanlar var, hâlâ da buna alışmaya çalışıyorum."

"* Şarkı sözü yazmak için özel bir yönteminiz var mı?
Biraz matematiksel kurgu var işin içinde. Bir de duygularınızı serbest bırakmakla ilgili. Aslında, bilimsel bir tarifi yok. Bazı şarkıların iki senede bittiği de oldu, bir gecede çıktığı da. O boyuta girdiğinizde gelecek bir şey varsa gelir! "
(http://www.sabah.com.tr/gny/haber,832AAD4E501D483398A777C8D6FEDD0B.html) ***

Soyleyin ben mi sagirim???



***surada yazip arkasina bu linki koymayi bir turlu beceremedim:(

04 July, 2007

portakal suyu

>
Bu ne yaa yaz geldi, postlar azaldi. Gun icinde bir ara verme ihtiyacim oldugunda takip ediyorum bloglari. Ama sicaklar basladi yazilar azaldi:( Bakiyorum surekli yeni yazilar varmi diye? yok:) Benim de yazasim gelmiyor.Bu aralar surekli evlilik isleri var, alis-veris cok olmasa da kafamda bi suru sey var. Bu hafta sonu annemlerle ikeaya gidiyoruzzzz:)

Bu arada ben her zaman kisi daha cok severim, soooyle cumartesi sabahlari televizyon karsisinda kareli battaniyenin altinda yatmayi. Elimde de taze portakal suyu ve tost olucak. Bu arada Dino bana tost makinesi almiiss.. Cok sevindim, ben de bir tane portakal skacagi alcaam. Ama Kazim Bufe'de* olandan istiyorrrummm.(bizim evdeki elektrikli ama ben hep bufelerde olanlari begenmisimdir:))

*Adana'da Gazipasa'daki parkin kosesinde bulunan bufe. Parasizlikta, geceleri ictikten sonra vs. zamanlarda gidilen ve tadina doyulmayan yer:)

02 July, 2007

gidemem..




Bazen daha fazladır her sey
Bi esikten atlar insan
Yüzüne bakmak istemez yaşamın
O kadar azalmıştır ki anlam
O zaman git hemen radyoyu aç bi sarkı tut
Ya da bi kitap oku mutlaka iyi geliyor
Ya da balkona cık bağır bağırabildiğin kadar
Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor
Ama fazlada uzulme hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem cok zor hem de cok kısa bir macera omur
Ömür imtihanla geçiyor
Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutmam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen sarkılar biraz eksiktir
Bi siirden, bi sözden
Bi melodiden, bi filmden
Geçirip güzelleştirmeden dayanmak zor
Yıldızların o isikli fırçası azıcık değmeden
Bu sahane hüzün tablosu tamamlanmıyor..

24 June, 2007

konser, film vs...



Persembe gunu Taksimdeki Aksanat'ta Xuefei Yang'ı (en ust sol:) dinlemeye gittim.Aslinda sevgilimle gidecektik bu klasik gitar konserine ama onun calismasi gerektigi icin ben baska bir arkadasımla gittim.Emmo ile gitmek isterdim cunku kendisi de cok iyi klasik gitar calar ve onun elestirilerini de duymak isterdim. Ama ben yine de son eglendim ve cok begendim Xuefei'yi.(nasil okunur cok merak ediyorum:) Salon da kucuk ve guzeldi.Aklıma universitedeki Guzel Sanatların (saatli binanın) salonunu geldi.Ilk defa Turkiye'ye gelmis sanatci.Konserin basinda merhaba demeye calisti diyemedi sonra utanarak soze İngilizce devam etti.Asturias'la basladi konser. Arada Tarrega ve Bach da caldi.Ama bitirisi Koyunbaba ile yapti.Turkce konusmayi bilmemesine ragmen koyunbabayi cok guzel telaffuz etti ve de tam Turk ezgilerini hissederek caldi.Bu parca Carlo Domeniconi’nin (sanırım bir Italyan).Uzun bir sure Istanbulda yasamıs ve burada bestelemis bu parcayi. Cok hosuma gitti uluslararası bir sanatcidan boyle bir eseri dinlemek:)-Boyle bir eserin yazilmasi bile guzel.




Haftasonu CNN Turk'de Secmek ya da Secmemek diye bir program izledim.(Gurgen Oz sunuyordu) Sokakta genclere secim konusunda ve kime oy verecekleri konusunda sorular sordu. O kadar uzuldum ki verilen cevaplara.Kimsenin bi seyden haberi yok.Cevaplari o kadar bos ki. Bi tanesi oy verecegi kisinin Turkiye'nin bi cok yerine futbol sahasi yapmasini istiyor. Bir digeri kayak parklari istiyor (hep Besiktas'taki parktan sıkılmıslar artık) vs vs. Bu sekilde istekler devam ediyor.Eger bu sekildeyse o zaman basimizdakilerin yaptirdiklari da gayet mantıklı. Biliyorsunuz Istanbul'a milyonlarca dolara hayvanat bahcesi yaptırılacakmis.Butun altyapı, deprem vs. problemler bitti o yuzden sıra bunlara geldi tabii.Gecende Nihatı dinlerken soyledi ki haklıydı: Darıca'da hayvanat bahcesi var, herseyi de hazir, orasi degerlendirilse denildi, Nihat da o zaman kime ihale verilecek, nasıl paralar kazanılacak dedi. Baska diyecek bise yok.Bende gecen aylardaki bir postumda oradan bahsetmistim, ulasimi cok zor ve hayvanlar cok kotu durumda diye.Keske orasi icin bir seyler yapılabilse:( Yenisi icin ayrılacak paralar da buranın daha onemli sorunları icin ayrilsa... Ahhh ahh neyse..





Dun 'Beynelmilel'i izledim.(sonunda) Cok guzeldi.1982'de Adıyaman'da geciyor film. Gece sokaga cikma yasagi oldugu sırada yakalanan bir calgıcı grubunun askerler tarafından yakalanarak 'orkestra' ismi altında resmi bir gruba donusturulmeleriyle basliyor.(orksetranın kostumleri super)Orkestra sefi Abuzer ve kızı Gulendam da bas karakterler.Sıkı yonetim doneminde konseyin Adıyaman'a gelecek olmasi dolayisiyla orkestra bir yandan hazırlık yaparken, Gulendam ve devrimci sevgilisi Haydar da diger taraftan hazırlık yapıyor. Etkileyici bir filmdi.Bu arada film Tarsus, Mersin ve Adana'da cekilmis.Tanidik bir yerler aradim, goremedim.Ama tanidik yuzler gordum..(Bu arada Kahtalı Mıcı'nın sarki soyledigi sahne cok hosuma gitti:)




Boyle iste. Pazar oldu yine, Pazartesiye hazırlıklar beasladı. Herkese iyi haftalar..

19 June, 2007

.......

Hep baslik bulmaya zorlaniyorum yaa.O kadar alakasiz seyler yaziyorum ki, bir kategoriye sokamiyorum yazdiklarimi.Oncelikle sinavlarimdan bahsetmek gerekirse.Malum artik herkes biliyor benim unlu olan hocami.Iste efendime soyleyim yollarda ne kadar ders calisilabilirse o kadar calistim dersime. (Matematiksel iktisat) Onun disinda bir de Para Teorisi var ki o da yollarda calismama ragmen kesin gecerim diyordum.Cunku digerine nazaren daha insafli bir hoca.Neyse oncelikle Para sinavina girdim.Ehh fena degildi.Hoca da yanimdaki ** lari gorurse gecirir dedim.(**3 dersten az dersi kalan ogrencilerin yaninda olan derse girme zorunlulugu olmadigini ve de vizeye de girmedigini gosteren isaret)Matematiksele ise sinavdan bir gun once bile notlara saskin saskin bakiyordum.Dersi 5. kez alisim ve en az calistigim yil.Buna arti olarak en yakin arkadasim hocayi mahkemeye verdi ve kagitlari baska bir universite okunarak bilir kisi raporuyla gecmesine karar verildi.Yani hoca ona kil durumda, ve bana da kil olabilicegini dusunmekteydim.O sinavda da her zaman oldugu gibi elimden geleni yaptim ve her zaman oldugu gibi nasil gecti diye soranlara her zamanki gibi bilmiyorum diye cevap verdim.Sonuclar gecen hafta aciklandi.Once Para sinavi aciklandi ve kaldigimi ogrendim.Bir anda dunya basima yikildi, 4 tane ucak bileti parasi verip Adanaya gittigime mi yaniim, her yil harc odemekten biktigima mi yaniim, kayit icin noterden vekalet vermekten biktigima mi yaniim, isle bu kadar hasir nesir olunca ders calisamadigima mi, evlenecem yakinda ve hala ogrenciyim ona mi?? Neyse iste tum bunlar ustume coktu ama is arkadaslarim sayesinde biraz rahatladim.isim var, askerlik kaygim yok amaaannn diyebildim.Ama tabii bi yandan da aklimda bu bile kaldiysa matematikselden kesin kaldim, tek ders sinavi hakkiimi da kaybettim diye icim icimi yedi.Ertesi gun sabah arkadasim aradi ve mujdemi isterim dedi 'matematikseli BB ile gecmissin' inanmadim tabii.Internette de yoktu henuz.Sonra ben de aradim ogrenci islerini adami sinir ederek 2 kere tekrar ettirdim ve dogruydu.Inanilmaz mutluydum.Matematikseli gectim yaa okul bitti sayilir.3tane daha Para sinavina girmeye raziyim.Yaa ama bu kadar yuksek notla gectigime inanamiyorum.Yani BB verecegine beni 2-3 yil once DD ile gecirseydi yaa:) Neyse iste dayimin yorumuna gore Allah esegimi kaybettirip sonra geri buldurdu:)








Hafta sonu Cumartesi gunu oglene kadar calistiktan sonra ogleden sonra sevgilimle sinemaya gittik.O kadar sicakta baska bi yere gitmek istemedik.Uzuun suredir gitmiyorduk.Quentin Tarantino'nun yeni filmini izledik:Olum Gecirmez.Tek kelimeyle supperdi. Yaa anlatmak istiyorum ama gidecek olan kimseyi gicik etmek istemedigimden anlatmiyorum ama ozellikle kizlar izlemeli:) Baska bise demiyorum.








Pazar gunu de herkesin bir isi vardi malesef.Sevgilim calisiyordu.Kardesim disardaydi. Arkadaslarimi aradim kimi Adanada, kiminin isi var vs vs. Ben de sinemaya gitmisken hizimi alamayip Pazar gunu de Shrek'i izledim.Sinemada izlenicek gibi degildi bence bu sefer.Ilkinden sonrakiler CD den izlenebilir.Ama yakinda Asci bir Farenin maceralari gelcek ki sinemaya onu mutlaka izlemek istiyorum.Bende kalabalik bir salonda cocuklarla birlikte oturup misirimi da alip cizgi filmimi izledim.Yine de eglenceliydi.Garip ama ben tek basima sinemaya gitmeyi de cok seviyorum:)





Ne zamandir koyamadim fotografini, kardesim ( ki kendisi yemek yapmaktan pek haz almaz.40 yilda bir biseyler yapar annemle biz de ove ove bitirmeyiz:) Gecende de yanda gorulen mezeyi yapti.Cok kolay ama tadi cok guzel.Salatalik ve biberin icini oyarak iclerine beyaz peynir doldurup dilimledi.Aslinda peynirin icine dere otu da konuyormus ama evde olmadigi icin biz koyamadik.Cok basit olmasina ragmen tadi ve goruntusu gayet guzeldi:) Ellerine saglik diyor ve de fotografini koymayi bir borc biliyorum:))




Su sinavlarin agirligi da ustumden kalkmisken, artik hafta sonlarimi Istanbul'u gezmeye ayirmak istiyorum.Aklimda bi kac yer var ama sizlerin de onerilerini bekliyorum:))

13 June, 2007

Lukkus hayat..



Dun aksam Harbiye acik hava tiyatrosunda Lukus Hayat vardi:) Ben de gecen haftadan tesadufen bilet bulup almistim. Hic aklima gelmezdi bir gun bu oyunu canli olarak izleyebilecegim, hem de Harbiye acik hava tiyatrosunda, hem de Zihni Goktay oynarken...

Cok guzeldi hersey. O kadar kalabalik arasinda (yaklasik 5500 kisiymis) Adana'dan tanidigim bir arkadasimin arkamdan seslenmesi de beni inanilmaz sasirtan ve de mutlu eden olaylardan bir tanesi:) Oyun eglenceliydi, bircok ekleme yapilmis repliklere cok fazla da bagli kaldiklarini sanmiyorum cunku hersey cok dogaldi. Oyunun baslarinda Zihni Goktay'in ilk ciktigi sahnede oyle bir alkis koptu ki, adam rolune baslamak icin izin istedi. Sonra ortalarda orkestra hic beklenmeyen bir anda ciftetelliden kugu golu balesine gecerek adamcagiza bu yasta dans ettirdi, o da bu yasa geldim ama bu kadar kisi icin olsem de dans ederim dedi, sonra birlikte sahneyi paylastigi genc oyunculardan biri elini optu, sonrasinda devam ettiler oyuna.Bu kadar dogaldi yani:)







Bu arada Pazar gunku Milliyet gazetesinde Perihan Magden roportajinda "Genç Parti'nin barajı geçmeyeceğini ümit ediyorum. Geçerse de, Türkiye'de yaşama kararımı sorgulayacağım. Bu kadar sertifikalanmış bir hırsızlığı olan, Türkiye Cumhuriyeti'nden çalıp çırpmış bir aileye yüzde 10 barajını geçirecek oy çıkarsa hakikaten çok ciddi bir patoloji içinde olduğumuzu düşüneceğim.....İbrahim Tatlıses'in nesi dürüst? Sadece sürekli bullshit'lerle çıkıyor karşımıza ama Almanya'da tecavüzden yargılandı; burada Asena'yı benzincide döverken görüntüleri çıktı; çarşıda bir cinayet işlendi, ya ailesinden biri işledi ya o işledi, kan parası verildi; sürekli Sauna Çetesi'nden yargılanıyor. Yani ondan daha kriminal eğilimleri yüksek bir şarkıcı, popüler kültür tipi düşünemiyorum ben. " demis.Kendisine katiliyorum ve de bugun gelen bir mailden de Ibrahim Tatlises'in begendigim bir vaadini yayinliyorum..







**Ben de Secret'i okumaya basladim.. Guzel bir kitaba benziyor ama onemli olan hayata gecirebilmek:)

12 June, 2007

Alinti


Başkasının evladını göndermek kolay...

Şu bizim politikacılar çok şanslı insanlar...

Çocukları, vatani görevlerini hep kebap yerlerde yapıyor.
Bakın, Ulaştırma Bakanı'nın oğlu da asker olmuş...

İzmir Poligon'da.

Bahriyeli.
Belki siz bilmezsiniz.

İzmirliler bilir.

Öyle bir yerdir ki, Poligon...

İzci ol, daha zor.

Şans işte.
Bir Başbakan'ın oğlu da Boğaz'da "sualtı savunma komandosu" olmuştu, malum.

Maazallah, bölücü palamut saldırısı olursa, durdurmak için.
Dedim ya, şans işte.

Belki de onun için, Lübnan'a Mübnan'a asker gönderme konusunda bu kadar cesur, bu politikacılar.

Nasıl olsa, onların çocukları gitmiyor.
Şeytan diyor, sor...

Lübnan'a gidecek olanlardan vaçgeçtik, Ankara'dan öteye, Güneydoğu'ya asker olarak gitmiş kaç tane politikacı çocuğu var?

Ya da, şöyle sor diyor şeytan...

İlaç için bir tane var mı?
Ama uymayalım şeytana.

Cevabını zaten az çok tahmin ettiğimiz sorularla meşgul etmeyelim vatandaşı...


.........................



(15.08.2006'da Lubnan'a asker gonderilmesine karar verildigi donemde yazilan bir yazi. o zaman cok aklimda kalmisti simdi, birakin baska yere gitmeyi kendi ulke sinirlarimizda sehit olan askerleri gorunce aklima geldi. Eline saglik Yilmaz Ozdil'in)

31 May, 2007

Sabah kahvesi ya da kahveli sabah:)


Ben de mi kahve bagimlisi olduummm??? Kucukken annemin dedigi kararirsin laflari oldukca ise yarardi halbuki. Pek aram yoktu kendileriyle. Sonra yavas yavas fal bakanlarin yaninda oyle icerdik. Universitedeyken de Adana'da vazgecilmez mekanlarimizdi kahveciler ama gittigim sayi haftada 2'yi 3'u gecmezdi. (Bu arada ben okulu hala bitirmedim ki:( Ne oyle universitedeyken lafi falan!)) Ama ise baslayinca anladim ki ben 8 aydir kahve iciyorum ve de artik bigun icmeyince canim istiyor. Hem nescafe hemde Turk kahvesi:) (Gerci yemegin ustune Turk Kahvesi tadini hic biseye degismem) Yine bir gun basladi ve yine elimde kupam sabah kahvesi iciyorum.Yeni bir ay da basladi. Hayirli olsun Haziran:) Neseli bir yaz istiyorum kendime... ve herkese...


24 May, 2007

Incelikler yuzunden..*


Haftasonu dayim burdaydi, yine kucuk bir Turkiye turu sonunda ugramis Istanbul'a.Ama sonunda dogru durust vakit gecirebildik.Adanayi anlatti, kizlari, anneannemi, kendi yaninda calismakta olan arkadasimi:) Cok ozledim yine ama bu sefer az kaldi. Gidiyorummm.Hem de 2 kere.Sinavlarim cok alakasiz gunlerde oldugundan ve is yerimden o kadar izin almamin imkansiz oldugumdan 2 kere gidip geliyorum.Olsun yine de mutluyum.Yolculugu severim.Gerci keske en azindan birinde otobusle gidiyor olsaydim daha iyi olacakti.Ama o kadar saatten sonra sinava girmek zor olurdu.Son gunlerde elimde surekli ders notu, otobuste, evde yolda her yerde okuyorum.Umarim bu sefer son olur.Artik yuregim kaldirmiyor.Bu haftasonu yine eve kapatiyorum kendimi..

* * *
Uzun zamandir spor yapmak istiyorum ama ben malesef bu sehirde spor salonu disinda duzenli spor yapilabilecek bi yer bulamiyorum.Hele ki ben sehrin ortasinda oturuyor ve sabah 6.15 de evden cikiyor aksam da 20.00da donuyor oldugum icin benim icin daha da imkansiz hale geliyor. Spor salonlarini da ben sevmiyorum.Eskiden bankadayken, isyerinde spor salonuna gidiyordum ama simdi o da yok.Evde basliyorum; egil, kalk, egil, kalk... aynanin karsisinda yapiyorum biseyler o da tabi duzenli olmuyor. En sonunda gecen hafta annem geldiginde (aylar once bir dergiden cikan) pilates cd sini koyup karsisina gecip biseyler yapmistik.Onunla oyle spor yapmak cok eglenceliydi. (kendisi benden daha atletiktir.Adanada her gun duzenli yuruyus yapar ve haftada 2 gun de yuzmeye gidiyor) Neyse iste ben de o cd de takilip kaldim ve eve gittigimde pilates cd si karsisinda egilip bukuluyorum.Cok eglenceli:) Yani en azindan bir programla spor yapiyorum.Hatta o dvd den skilip yeni bir tanesini daha aldim:) Tavsiye ederim..


Son zamanlarda taktigim bir de muzik grubu var: Pinhani. Gerci cok yeni degil sanirim albumleri. Ama gecende Istiklal de girdigim bir kitabevinde duydum ilk kez Istanbul'da adli sarkiyi.Her sarkiyi oyle ilk dinlediginde sevmez insan ama ona kanim kaynadi.Hem sozleri de bana cok uygun..Sonra bir baktim ki ev arkadasim albumlerini almis bile.Ben de simdi onlari dinliyorum surekli:))


Kaçamayip da saklanan kedicikler gibi
Sigindim senin sicakligina
Sevemiyorsan istanbulu benim gibi
Kaçalim yine bozkirlara
Istanbulda kimim var, kimin için bu toz duman
Istanbulda neyim var, ne kaldi ki kalabaliktan
Yere düþünce kirilmayan bir oyuncak gibi
Alistim ben yuvarlanmaya
Istanbulda ne kaldi ki

* Kulagimda kulaklik: "Ben bu yuzden, incelikler yuzunden belki daha cok uzuldum"

19 May, 2007

is, guc, ders ....

Yeni isim o kadar cok zaman aliyor, gunlerim o kadar yogun geciyor ki is ve yemek disinda pek bir seye vakit ayiramaiyorum.Bu durum canimi skmiyor degil ama napalim en azindan yaptiklarinin karsiligini aldigim bir iste calisiyorum artik o yuzden mutluyum.Bir de soylemistim en yakin arkadasim ise baliyor die.O basladi ise.Sabahlari taksimde bulusup birlikte basliyoruz maratona. Hala garibime gidiyor, yine her gun birlikte gecirmek.Ama yollar artik cok daha eglenceli.Iyi ki varsin Dino. Hayatimda gordugum en guler yuzlu insandir o.Gerci cook agladigini da gordum ama yine de en ufak seylerden mutlu oluyor ve ben de mutlu ediyor.






Dun aksam Bakırkoyde 1 saat dolmus sırasi bekledikten sonra zor da olsa Taksim'e varabildik.Cuma aksami oldugu icin oyalandik biraz İstiklal'de, kitapcilari gezdik.Dayanamayip bi seyler aldik:) Ben 50s 60s 70s cdleri aldim.Oylesine bir sepette duruyordu.Sarkilarin cogunun bende olmasina ragmen farkli kisilerin soylemesi ve de cd kapalarini cok begenmem dolayisiyla kasanın etrafında 3 kere dolastiktan sonra sonunda dayanamayip aldim.Bikac tane de ufak tefek kartlar vs. aldik. Sonra da Dinolarin bana zorla yedirdigi ama artik benim de cok sevdigim ıslak hamburger molasi verdik.Hatta dayanamayip 2 ayri yerde verdik bu molayi:(








Gecen hafta annem burdaydi.Malum iste 4 gun o kadar cabuk ucup gitti ki ne oldugunu anlayamadim.Hem dogum gununu hem de anneler gununu kutladik.Tum haftasonu cok iyi vakit gecirdik.Emmonun annesi de burda, gecen cumartesi tum gun annelerle birlikteydik iste.Kardesimin Eminonunde modern dans gosterisini izledik.Sonra Cagaoglunda davetiye baktik.Cok komik davetiyeler gordum.Mesela 25 yil once annemlerin davetiyesinin neredeyse aynisini gorduk.Ama tek eskiler degil bazi yeni davetiyelere de cok guldum.Ya tabi herkesin zevki ayri ama bazi davetiyeler vardi sanki dugun degil sunnet toreni ya da ne bilim cok alakasiz bir toren davetiyesi gibiydi. Sonuc olarak bizim de aklimizda bir seyler olustu artik, tam karar veremedik ama en azindan bi seyler begendim ve fiyat konusunda da fikrim oldu.


Bu haftam yine calismayla bir de hastalikla gecti.Cok usutmusum Carsamba gunu hic kendimde degildim.Hala etkileri var ama simdi daha iyiyim.Bu hafta sonumu ders calismaya ayrirdim.Zira Haziranda sinavlar icin Adanaya gidiyorum.Hıı bide muhtar icin ciktim disari oyumu artik burda kullanicam.Bosa gitmesini istemedigim icin de erkenden gittim muhtara.Yazin olacak secim ve umarim herkes oyunu kulanir.Bence tatilden cok daha onemli cunku. Sonuclarina biz katlanicaz.


Simdilik sozlerimi noktaliyor ve Para teorisi calismaya donuyorum.Her an sıkılıp blog arasi verebilirim..Gorusmek uzere:)


* Bugun 19 Mayıs Genclik ve Spor Bayramı, hepimizin bayramı kutlu olsun.

18 May, 2007

.....


* Piyale Madra'dan.

09 May, 2007

title

Pazar gunu Yesilyurt spor klubunde gittigimiz kahvaltinin ardindan ayni mekanda cekilen fotograf.(Ben cekmedim ama inanilmaz begendigim icin izin alarak yayinliyorum:) Onun ardindan da Devlet Tiyatrosunda Amadeus'un son temsilini izledim.Bu sezon izledigim en iyi oyundu.Alkislamaktan ellerim agridi. Onun disinda hep is hep is. Sabah 6:15 de evden cikis, 3 vasita ile ise gidis aksam 20:20 de eve donus ve ivir zivir gunluk isler. Iyi degilim su siralar.Ruhum agriyo. Ayrica eski isyerime yuklu bir tazminat odemem gerekiyor ve yarin son gunum.Bir de maddi olaylar var. Neyseki bugun annem geliyor:)) Ona iyi gorunmem lazim..


ps. Liseki en yakin arkadasim pazartesi capraz masamda ise basliyor:P

03 May, 2007

Can Yucel'den






GiTMEK



Bugunlerde herkes gitmek istiyor.
Kucuk bir sahil kasabasina,
Bir baska ulkeye, daglara, uzaklara...
Hayatindan memnun olan yok.
Kiminle konussam ayni sey...
Herseyi, herkesi birakip gitme istegi.
Oyle "yanina almak istedigi uc sey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herseyi, herkesi goturdun demektir.
Keske kendini birakip gidebilse insan.
Ama olmuyor.
Hadi kendimize raziyiz diyelim, oteki de olmuyor.
Yani herseyi yuzustu birakmak goze alinmiyor.
Boyle gidiyoruz iste.
Bir yanimiz "kalk gidelim",obur yanimiz "otur" diyor.
"Otur" diyen kazaniyor.
O yan kalabalik zira...
is, guc, sorumluluk, coluk cocuk, aile,
Guvende olma duygusu...
En kotusu aliskanlik.
Aliskanligin verdigi rahatlik,
Monotonlugun dogurdugu bikkinligi yeniyor.
Kaliyoruz...
Kus olup ucmak isterken, agac olup kok saliyoruz.
Evlenmeler...
Bir cocuk daha dogurmalar...
Borclara girmeler...isi buyutmeler...
Bir kopek bile bizi ucmaktan alikoyabiliyor.
Misal ben...
Kapidaki Rex'i birakip gidemiyorum.
Degil bu sehirden gitmek,
iki sokak oteye tasinamiyorum.
Alip gotursem gelmez ki...
Butun sokagin kopegi oldugunun farkinda,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?
"Sirtinda yumurta kufesi olmak" diye bir deyim vardir;
Evet, sirtimizda yumurta kufesi var hepimizin,
Kendi imalatimiz kufeler.
Ama egreti de yasanmaz ki bu dunyada.
Olum var zira.
Olume inat tutunmak lazim,inadina kok salmak lazim.
Bari ufak kacislar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakasi.
Hepimiz kacabilsek...
Butce, zaman, keyif...
Denk olsa.




Gun icinde mesela...
Kucucuk gitmeler yapabilsek.
Ne mumkun.
Sabah 9, aksam 18
Sonra baska mecburiyetler
Skisip kaldik.
Sirf yeme, icme, barinmanin bedeli
Bu kadar agir olmamali.
Hayatta kalabilmek icin bir omur veriyoruz.
Bir omur karsiligi, bir omur yani.
Ne sacma...
Bahar midir bizi bu hale getiren?
Galiba.
Ben her bahar asik olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittigim olmadi hic,Ama olsun... istemek de guzel!!!


Can YUCEL
*Fotograflar hafta sonunda kacamak yaptigim Bursa'dan.. Devami gelcek:))

02 May, 2007

1 mayis


Buranin yasadigim sehir olduguna inanamiyorum.Dun Istanbulda olanlar gercekten inanilir gibi degildi.Insanlar isyerlerine, okullarina, toplantilarina, ucaklarına ulasamadilar.Basin polisten gizli olarak cektigi goruntulerle bizi haberdar etti.Kopruler tek seride dusuruldu.Cozum bu seklide olmamaliydi.Yani kabustu dun.Milliyetteki fotograflara (http://www.milliyet.com.tr/2007/05/02/son/sondun13.asp) baktim burasi benim ulkem olamaz dedim.....

27 April, 2007

keske...


Gitmek istiyorum cok uzaklara; telefonumu kapatmak kimseyi duymamak. Haberlerden bi haber olmak. Aylarca donmemek istiyorum.Yoksa ruhsal durumum uzun bi sure toparlanamicak.O yuzden de bu kadar ic skintimi buraya yazmak istemiyorum.Zorla fotograf koyuyor, biseyler yaziyorum ama kazin ayagi oyle degil:) Umarim en kisa zamanda daha iyi olur, guzel yazilarla donerim buraya.....





16 April, 2007

aklim haftasonunda ama pazartesi:(

Iste cekilen bazı fotolar.Isten geldim, cok yorgunum, ders calismam gerekiyor.Ama bunlari bloguma koymadan rahat etmicem...


Istanbul'da lale zamani...









Cumartesi Ortakoy'u......





Takici teyzenin sandalyesini bos buldugu anda oturan ve bi turlu gozlerini acik yakalayamadigim kedi:))







Ve de vazgecemedigim waffle hatiralarindan biri:)









Mutlu haftalar:)

15 April, 2007

hafta sonu-2


Dun liseden arkadaslarimla ortakoye gitmistik.Hava superdi ve de bu guzel havada ve cumartesi olmasina ragmen trafik hic kalabalik degildi.Biz de tadini cikardik.Ortakoyde ne kadar hiic ihtiyacimiz olmamasina ragmen takilara dayanamadik.Gerci ben sadece yandaki kupeyi aldim.(normalde altini cok sevmem ama bazi modeller hosuma gidiyor)*.Yine de buyuk basari tuttum kendimi.Ama cidden inanilmaz guzel seyler vardi.Bir tane kot etekte kaldi aklim (modeli cok ilgincti) ama dedim ki bu etegi alirsan kesin bir de aklinda kalan kirmizi babeti alirsin o yuzden tut kendini dedim.Aslinda bunu dememde en buyuk etkenlerden biri de kredi kartimin limitinin dolu olmasiydi.Ama yine de bravo bana.Dino her zamanki gibi dayanamayip takilar vs vs vs vs aldi.ortakoyde laleler vardi yine. Bu kadar cok para harcanmasini ne kadar gereksiz de bulsam seviyorum ben yaa bu cicekleri:P

Bugun sabah kardesim ve sevgilisinin dun Eminonunden aldiklari binbir cesit peynir ve de vs kahvaltiliklarla hazirlanan mukemmel bir sofrayla gune basladik. Dikkatimi ceken bir seyin fotografini cektim onu sizinle paylasmak istiyorum.
Bu basit makine(ben baska isim bulamadim) Dun peynirci tarafindan verilmis.Bizimkilerin elinde cok fazla poset olunca bu kirmizi aletin alt tarafina posetleri takmis ve de ustte parmaklar icin uygun bolumden de tasimislar.Hem posetler elini kesmiyor hemde daha rahat ve dengeli tasimis oluyorsun.Eee biz de yine milletimizimn yaraticligina hayran kalmaktan baska bise yapamadik:) Gercekten biz cok degisik yaraticilik ornekleri bulurduk kardesimle Adanadaki restoranlarda vs. yerlerde..Onlari da yazarim bir ara:)


Bu arada bir daha Hurriyet gazetesi almamaya karar vermistim ama bugun bana gelen bir maille bunu ciddi anlamda da uygulamak gerektigini dusunuyorum.Cunku hafta ici almasam da bazen Pazar gunleri dayanamayip aliyodum ama artik hic bir haber yayınlanmadigini goruyorum.Hic bir onemli haber yok on sayfalarda.Ben zaten en cok Bekir coskun, Emin Colasan ve Tufan Turenc icin aliyodum.(ara sira Ebru Capa'yi da okurum) Gelen mailden bazi alintilar."Son yıllarda Hürriyet 'in manşetlerinde cımbızla arasanız "haber" bulmanız zor. Hele verilmesi gereken haber hükümet aleyhine ise çok zor. Manşetler adeta halkla alay eder gibi. ...Magazin dünyasında "kim kimi aldattı" , "kim neden boşanıyor" manşetleri okuyucu ile alay etmek değil mi? " ve daha bir suru sey var. Belki siz de bu maili aldiniz ve cok da umursamadiniz.Ama bence artik gercekten biseylere tepki gostermenin zamani geldi.

Son olarak da uzun zamandir yapmadigim kurabiyeyi yaptim.Buraya da fotografini koyiim haftasonunu da bu sekilde bitirim dedim.(Dunku ortakoy ve lale fotolarini da koyacaktim ama dino hala gondermedi!!)


Herkese iyi haftalar....

* makineden ve gunes isigindan bi turlu net cekemedim fotoyu:P

14 April, 2007

haftasonu


Ne cabuk gecti 1 hafta.Oncelikle persembe gunu yeni isime basladim.( Evet ise baslamak icin garip bir gun)Ama son iki gun olmasina ragmen o kadar yogun gecti ki ben bile ne oldugunu anlayamadim.Yaptigim is banka islerinden cok farkli.Bende halen ogrenmeye calsiyorum anlatacak kadar bilmiyorum:)Ustteki de ilk is gunum icin sevgilimin gonderdigi cicekler.Bayildimmm.O ayicik bir vazoya bagli ve cicekler aynen bu sekilde geldi.Hafta ici piside kaliyorum.Evden o saatte gitmem imkansiz.Sabahlari daha erken kalkiyorum, cok zor oluyo tabii ama alisilacak.Dugun tarihimiz belli oldu son haliyle: 20 Ekim olacak(umarim tekrar degismez.)Hem de Adana o tarihte de sicak luyor.(tabi normal kosullarda, bu yilki anormaliklleri dikkate almadan) Annemin yeni parlak fikirleri var.Surekli telefonda konusuyoruz benden daha fazla heyecanli.Gitmemi bekliyor.


Gectigimiz hafta tum vitrinlerde gordugum 'yumurta boyasi' geldi yazisinin sebebini gec de olsa ogrendim:)Paskalya bayrami vardi.Kurtulusta yasayanlar bunu en cok hissedenlerdir heralde.Butun vitrinler renk renk yumurtalar, paskalya corekleri vs. ile doluydu.Degisik bi haftaydi.Biz de bir arkadasimiz sayesinde ev yapımı paskalyamizi yedik.





* * *

Bugun Ankarada ilk defa bu kadar kalabalık bir topluluktan oluşan miting yapıldı.Miting hic bir siyasi partiye ait degildi, hic bir olay cikmadi, insanlar gayet guzel bir sekilde tepkilerini dile getirip Cumhuriyetimize sahip ciktigimizi gosterdiler.Bende orda olmak isterdim.Ancak Istanbul'dan Ankara'ya giden hicbir vasıtada yer kalmasti.(biraz gec kaldik).Ama gidemesem de o kadar kalabaligi canli izledigime cok sevindim.Herkese cok guzel ders verdiler.


* Haftasonu postum devam edecek.
* 2. fotograf Milliyet gazetesinden:)

07 April, 2007

olan biten...

Eveet yavaş yavaş yazmaya başlamak lazım artık.Çok değişik şeyler oldu demiştim.İş değiştiriyorum.Aslında bir arayış işinde falan değildim ancak aniden çok önceden beri istediğim ve benim için hayal olan bir işe alındım:) En kısa zamanda da başlamam gerekiyor.Perşembe günü çok heyecanlı bir ingilizce mülakatın ardından çıktım iş yerinden ve bir kaç vasıtayla eve dönmeye çalışırken telefonla arandım kabul edildiğimi öğrendim.Tabii Adana'dan buraya inanılmaz bir telefon trafiğiyle karşı karşıya kaldım. Herkes çok sevindi.En çok de BEN:P Ama hala ıslatamadık bu haberi, bi tek ona yanıyorum.Zira aynı gün akşamı kardeşimi hastaneye götürmek zorunda kaldım çünkü 3 gün boyunca ateşini düşüremedik.Ama neyseki iyidi, doktor da bizim verdiğimiz ilaçların muadili ilaçlar yazarak yolladı.Ama tabi arada bir yaş da olsa insanın omuzlarına bir sorumluluk bindiği için insan kendinden geçiyor.Neyseki şu anda daha iyi. Dün ise işyerine geldim ve nasıl söylicem diye mideme ağrılar girdi.Zira işe başlayalı 1 yıl olmadı ve de tazminat ödeme zorunluluğu vs. vs. işlemler.Offf of nolucak diyerek şefime söyledim durumu. Kendisi biraz bozuldu, sanki ben yüz üstü bırakıp gidecem diye.Sonra yönetmen falan filan konuştum.Çok iğrenç bir gündü, canım hiç çalışmak istemedi.Bugün de çalışıyorum ve hala canım çalışmak istemiyor.Diğer tarafa da bir an önce başlamam gerekiyor.Şu anda kaçabildiğim ilk gün çıkacağım burdan.Şu anda kalma sebebim de sadece insanları zor durumda bırakmamak.Ahh ah ben ne kadar iyi niyetliyim.Hem sen bu kadar tazminat öde, hem de kimseyi zor durumda bırakmicam diye kal hala.


Neyse işte bırakalım bunları, bu arada hala kutlamak istiyorum ama bakalım ne zaman olacak. Dün telefonumun hatırlatmasını görerek tiyatro bileti almış olduğumu öğrendim ve de en sevimli sesimle pisiyi arayarak "akşama tiyatroya gidelim mi?" dedim.Neyseki o da maç olmasına rağmen geldi benimle.Cevahir sahnesindeydi gittiğimiz oyun.Sinema sahnesi gibi bir yer.Gittiğimiz oyun da 'Kaktüs Çiçeği' idi.Bu sezon gittiğim en eğlenceli oyunlardan biriydi.Neyseki pisi de sıkılmadı.Civan Canova ve Seray Gözler gerçekten çok iyiydi.Bazen televizyonda izlediğimiz oyuncuları tiyatroda izlemek inanılmaz fark ediyor.Mesela ben Civan Canoca'ya karşı nötr düm.Yani seviyorum ya da sevmiyorum diyemezdim.Ama dün akşam izlediğim diş doktoru karakteri gerçekten çok şaşırttı beni.Aynı şeyleri Defne Yalnız için de söyleyebilirim.Hepimiz onu Kaynanalarda Nuri Kantar'ın hizmetçisi olarak tanıyoruz ama kendisi benim izlediğim en iyi oyunculardan birisi.İki oyununu izledim ve ikisinde de ağladım.Tamam ben biraz sulugözlü bir insanımdır ve bazı filmlerde ağlarım.Ama hayatımda ilk defa tiyatroda ağladım.İkisi de Defne Yalnız'ın oyunuydu.Biri 'Üç Kadın' diğeri de Opal Kronkie rolüyle Tatlı Kaçık.İkisi de süperdi.Yani kısaca diyorum ki, oyuncuyu tiyatroda izlemek cidden çok farklı, gidin, görün.


* * *


Bu arada bu hafta sevgilim ve benim 5. yıldönümümüzü geride bıraktık.İtiraf ediyorum önceki yıllardakinden daha az sürpriz hazırlamıştım bu sefer ona.Önceden tüm gün için bişeyler düşünüp yapardım.Ama bu sefer ikimiz de çalıştığımız için ve onun yeni iş adresini de bilmediğim ve maddi olarak uygun olmadığım için çok yaratıcı olamadım.O bana telefon aldı.Çook sevindim çünkü telefonum artık cidden kafayı yemeye başladığı için son zamanlardaki en acil isteğimdi.Çok sevdim yeni, telefonumu, öyle çok pahalı bişe değil, nokianın orta modellerinden biri.Radyosu var diye de mp3 playerımı ona verdim.Biliyorum çok iyi niyetliyim:P Ama ben genelde yolda kitap okuyorum ya da Nihat'ı dinliyorum diye ona böyle bir kıyak geçtim:)Hem de artık çantamdaki eşyaları ne kadar azaltsam o kadar kar diye düşünüyorum..Bu arada tüm gün de kafasını ütüledim, biz şimdi böleyiz evlenince o özel günleri umursamayan çiftlerden olmak istemiyorummm diyeeee...Akşam da Yeşilköy'de güzel bi yere yemeğe gittik.Yeşilköy'ü çok sevdim ben aslında, vler çok güzel ve de benim yeni işime yakın ancak pisiye çok uzak. Ben de yeni gittiğim her yere emlakçı gözüyle bakıyorum ya delirdim mi yaa. Bu arada emlakçı demişken ev- gelinlik vs. olayları bir süre ertelendi.Sanırım Eylül'de olacak düğün.Her açıdan daha rahat olacak böylesi.Hem de iki ayağım bir pabuça girmemiş olacak.Aa yine konudan konuya atlıyorum.Yemekler süperdi, fotoğraflamak isterdim cidden ama malesef sadece kendime ait olan bir makinem yok hala:( Ama yemeğe de iş kıyafetlerimizle gittik.Yani önceki 4 Nisanlar gibi süsleniiim, kuaföre gidiim fasılları olmadı.Gerçi İstanbul trafiğinde işten çıkıp bu dediklerimi yapmak zor ama bir dahaki seferlerde daha iyi geçmesi için elimden geleni yapıcam.Sonrasında da pastamızı yedik.Ben zaten sürekli yiyorum acilen bir son vermem lazım bu duruma.Hareket etmek istiyorum yaa.Top oynamak, koşup, terlemek istiyorum..Çok uzun zamandır yapmadım:(

* * *

Bu hafta kısa olarak böyleydi.Bugün Adana'dan üniversitedeki en yakın arkadaşım geldi buraya.Mutluyum.. Henüz görmedim ama iş çıkışı görücem umarım.Çok özledim.Bu arada benim artık Haziran'da okulu bitirebilmem için ders çalışmam gerekiyor ama o kadar zor kii.İtiyor artık beni aynı kitaplar.


p.s. Son zamanlarda yandaki kitabı okuyorum.Nerdeyse her Taksim'e gidişimde dayanamayıp en az bir kitap aldığım Can Yayınları'nın indirim reyonundan yanılmıyorsam 3 ytl'ye almıştım.Gayet güzel şimdilik.


(Kara Plak) Hanif Kureishi, Pakistan asıllı İngiliz bir yazar. "Kara Plak", 1989 yılında geçiyor. Kültür farklılığının yarattığı sorunlarla bunalan çağdaş bireyin açmazını ustalıkla irdeleyen; uyuşturucu, seks, şiddet, müzik, inançsızlık, tutku ve dinin iç içe geçtiği sürükleyici bir roman... (burası alıntıdır, ben bu kadar kitap diliyle yazmam yoksa:)) Kitap bitince asıl yorumlarımı yaparım))

06 April, 2007

istifa

Hayatımda ilk defa istifa ediyorumm...Çok kurumsal bi yerde çalışıyorum.Bir sürü prosedürle uğraşıcam.En kısa zamanda ayrıntılarla karşınızda olucam:)) Güzel haberler var:P
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...