28 July, 2010

Tatil planı


Geçen yıl İpek'i okurken öyle sevmiştim ki Bozcaada ile ilgili yazdıklarını, en kısa zamanda gitmeliyim demiştim içimden:) Kısmet bu yazaymış. Aslında gönül böyle yakın yerlere haftasonları kaçamakları yapmak istiyor ama malesef haftasonları çalışan bir aile bireyimiz olunca böyle planlar da imkansız oluyor.


Tam istediğim tatil bu işte bu yaz, görmediğim bir yeri görme, güzel yemekler yeme, hiç girmediğim bir denizde yüzme, dinlenme, dinlenme, dinlenme..

Birçok yerden okuyup notlar aldım ama eklemek istediğiniz bir yer varsa sizin adınıza memnuniyetle gidip görürüm..

Fotografları buradan ve buradan aldım, daha iyilerini çekmeyi dileyerek:)

26 July, 2010

Haftanın sonu


Bu haftasonu Dino geldi bize. Cuma akşamından Pazar'a kadar birlikteydik. Evimiz için 'hayatınızda verdiğiniz en güzel karar' dedi.. Çok mutlu oldum:) Bizim için de tatil gibi oldu. Yedik, içtik, dedikodu yaptık, çok güldük.. Birlikte pazara gidip en taze meyveleri seçtik:)Sonra kendimize lezzetli yemekler, buz gibi meyve salataları hazırladık..

Havuzu sadece spor amaçlı kullanan ben Cumartesi tüm öğleden sonrayı şezlongda kitap okuyarak geçirdim..İnsan tek başınayken öyle yayılamıyor.. Son zamanlarda okuduğum kitaplar tam yaz kitapları olduğundan buraya yazmıyorum hiç. Hatta bir tanesi de dergiden çıkan bir kitap, o kadar yaz kitabı işte..Oturduğum her an bana eşlik ediyorlar ama sırada da bir sürü bekleyenim var daha. Az kaldı, topluyorum kendimi.

*yukarıdaki laf hoşuma gitti.. buradan:)

22 July, 2010

Bir dost


Güzel bir yerde, bir arkadaşın gidişini kutladık. Tüm hayatını bırakıp bir Ege kasabasına yerleşmeye karar verdi. Kendisi benden yaşça ve deneyim olarak büyük, hayatıma gireli de çok olmadı ama çok sevdiğim ve iyi ki tanımışım dediklerimden.Çok radikal bir karar aldı ama tam kendisinden beklenecek cinsten bir karar:)  Onun için kutlama, bizim için veda oldu. Çok özleyeceğim kahkahalarını.Şimdi merakla onun oradaki hayatından kesitleri bekliyoruz:)

14 July, 2010

Hastayım

Bu havada hasta oldum ve günlerdir geçmiyor boğazımın ağrısı, gözümün şişliği. Onu da bırak sesim bile çıkmıyor blog. Raporluydum yarın işe gideceğim ama yazacak halim bile olmadı. Çünkü eczanede satılmayan bir ilaç eksikti, annem. O olsaydı dokunmasıyla iyi ederdi beni:(

05 July, 2010

Ayça Şen


' Çocukluğumun geçmesinden en çok böyle zamanlarda korkardım; annem ve diğer sevdiklerimin tıngır mıngır müzikli konuşma sesleri eşliğinde yatakta uyumayı beklerken, kalp, mide ve taşaklarımın alt bölgesinde duyduğum o hoş karıncalanma hissinin büyüyünce yalnızlığa dönüşecek olmasından. Çünkü çocukken muhakkak, reşit olana kadar yalnız bırakılmayacağınızın garantisi vardır.'

* Bu kadın güzel şeyler yazıyor.

03 July, 2010

Yaz yaz yaz

Yeni evimde yeni çiçeklerim... Güzel balkonlara o kadar özenirim ki. Ama ben çiçek bakımı konusunda çok beceriksizim, elimden gelmiyor napiim iyi bakamıyorum. Geçende Haydins yazmıştı. Ama bu üç saksıyı özenerek balkonuma koydum çok hoşuma gidiyorlar, bakımı da basit. Her çıktığımda seviniyorum hala iyiler diye:) Bu gün birkaç foto çekmek istedim evin içinden, ama bilgisayara atınca ışık istediğim gibi olmamış, onları da başka zaman yayınlarım:)

27 June, 2010

Dondurma


Tantitoni'nin ürünlerini çok beğeniyorum fiyatları biraz pahalı olsa da çok renkli ve sevimliler... Tıpkı mailime gelen bu dondurma standı gibi:)

21 June, 2010

My sweet home

Sesim solugum çıkmadı, hem çok yoruldum hem de internete girecek vaktim olmadı. Kısaca maillerime bakıp çıktım sadece.. Yeni evimden bahsetmek gerekirse, en kısa zamanda mutfagımın fotografını koyacagım, çünkü en sevdiğim yeri mutfak oldu:) Tüm günümü geçirebilirim orada, zaman olursa tabii..


Bu arada taşınmanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha anladım. Şimdi sitede taşınan birini görsem neredeyse çay demleyip tepsiye bardakları hazırlayıp götüresim geliyor. Eşim de abartma diyor.. o kadar yordu ki beni abartsam da haklıyım. Hele tüm işleri yalnız yapmak o kadar zor ki, insanın facebook ta 400 tane arkadaşı oluyor ama taşınırken yanında ailesi dışında kimse olmuyor.. Ki ailemizin de Adanada yaşadığını düşünürsek!!! Sağolsun istanbulda olan kısmı diyeyim çok yardımcı oldular.. İnsanın böyle zamanda oturup, sadece bardakların sarılı oldugu gazeteyi açacak birine bile ihtiyacı oluyor.. Bir de tabii aynı sitede oturduğumuz, taşınma sebebimizin %80 i olan arkadaşlarımız ve yeni komşularımızın da borcu ödenmez.. İşte onlar sayesinde atlattık bir sürü zorluğu.. Ama işte ıvır zıvır işler hiç bitmiyor.. Mesela geldim eve perdelerim yerlerde sürünüyor. Aman allahım o kadar da gözüme batıyor ki, tek tek hepsini akşamları elimde kısaltıyorum.. Çünkü hepsini birden söküp nereye götüreceğimi bulamadım. Aradığım yerler de sadece yeni perde siparişi alıyormuş, sanki ben bedavaya kısalttıracağım.. Neyse iş başa düştü tek tek iğneliyor, ütülüyor sonra da dikiyorum, böyle yazarken kolay ama öyle zaman alıyor ki.. Son 1 odam kaldı, hala akşamları devam ediyorum.. Bir de evin içinde eşyalarım kayboldu resmen, kocaman ev, eşyalarım eski eve zor sığıyordu şimdi de ufacık tefecik kaldılar.. Ama pek bir şey almak istemiyorum şu anda, ilerde ne olacağı belli olmaz, fazla eşyam olmasındansa bana yetecek kadarı iyi şimdilik. Sadece duvarlarım bomboş görünüyordu ve gözüme batıyordu, Ikea’ya gidip asılması için bazı aksesuarlar aldım o kadar..

Bunlar zor yanlarıydı ama güzel yanları da var, mesela artık her akşam işten gelip yaklaşık yarım saat yüzüyorum.. Yürüyecek bir sürü alan var.. Güvenlik açısından çok memnunum .. Bir de sabahları servis beklerken kuş sesleri bana eşlik ediyor.. Hıı bir de henüz geceleri uyurken penceremi açmadım.. Gayet serin bizim burası.. Umarım kışın da çok şikayetim olmaz.

Yeni evimden haberler şimdilik bu kadar..İnşallah bir daha arayı bu kadar açmayacağım...

*Fotograf gettyimages'den alınmıştır..

25 May, 2010

Gelişmeler

Nasıl bir rehavettir bu arkadaş, bi türlü geçmedi. Bu arada şafağımız bitti çoktan eşim bir haftadır burada:) Onun mutluluğu da olabilir. Hatta işe bile başladı, oldukça hızlıyız.. Üzerimden de kocaman bir yük kalkmış oldu. Artık asker yakınlarını çok daha iyi anlayabiliyorum, darısı tüm askerlerin teskeresine..

Yakında taşınıyorum bir de onun telaşı var üzerimde. Şehrin göbeğinde yaşadığım eski evden çok daha güzel, temiz, güvenli, hesaplı, yepyeni ama bir o kadar da uzak bir yere:) Umarım bu radikal karardan pişman olmayız, hep artılarını düşünüyorum şimdi:) Bir yandan da toparlanıyorum..

Haftasonu da kürek yarışmamız var Haliç'te, e tabii sıklıkla da antrenman.. Bu arada fırsat bulduğum 3 dakikada da yazayım bitsin bu özlem:)

*Foto buradan alındı..

21 May, 2010

14 May, 2010

Blog blog tatlı blog

Ne zamandır mimlenmiyordum, sevgili Hayalci beni mimlemiş, çok sevindim. Bu mimin en sevdiğim yanı Hayalciyi tanımış olmak. Çok sevindim gerçekten ve ne kadar her blogger sevmese de ben seviyorum mimleri:) Teşekkür ederim..Bakıyorum da pek mimlenmeyen kalmamış, dolayısıyla ben sağ tarafta okudugum tüm blogları tatlı buldugum için hepsine gönderiyorum bu mimi, çünkü hepsi çok tatlı:)

11 May, 2010

Zaytung



İşyerinde kısıtlı internet olunca ve sitelerdeki saçma sapan pop-uplardan dolayı kısa sürede bitince eve gelir gelmez bilgisayarı açmak zorunda kalıyorum. (zorunda mı kalıyorum:P hay allah) Bazı gazetelere, web sitelerine, bloglara hızlıca bakıyorum. Geçenlerde Zaytung diye bir siteyi keşfettim tesadüfen. Çok güldüm bazı haberlerine:) Belki sizi de gülümsetir..

07 May, 2010

Tahinli kurabiyem

Bu kış öğrendim bu kurabiyeleri çiçeği burnunda dostum Aslı'dan ve çok kez yaptım tadına bakan herkes de bayıldı. Daha ağıza götürürken dağılıyor kurabiyeler, un kurabiyesi gibi. Geçenlerde Ufuk'ta da gördüm, benim yaptığımda ceviz yerine fındık var, onun dışında diğer malzemeler hemen hemen aynı ancak lezzet inanılmaz. Bu arada yakında taşınıyorum, uzak, sessiz, manzarası güzel ve kocaman mutfağı olan bir yere:) Sanırım daha çok şey pişirme, mutfakta yemek yiyip sohbet etme zamanı geldi.. Mutfak masamı aldım bile:)) Sadece ufacık balkonum için saksılar ve çiçekler kaldı..

02 May, 2010

Pazartesi için:)



Regina Spektor Fidelity

Çok sevdiğim bu klibi bir vesileyle hatırladım bugun, kaç yıl olmuş.. Siz de izleyin beğenecek misiniz:)

29 April, 2010

Bakhalar


Geçen hafta Muhsin Ertugrul sahnesinde Bakhalar'ı izledik. Keşke izlemeseydik mi deseydim:( İlk defa bir oyunda bu kadar sıkıldım.. Müzikleri, konusu, işleniş tarzı beni bayılttı, eğer 2 perde olsaydı ikinci yarıda izleyiciler arasında olmayacaktım:( Genel olarak şehir tiyatrosu oyunlarını pek izlemiyorum, denk gelmiyor, ama bundan sonra denk düşürüp izleyeyim dedim.. İlk oyun da bu oldu.. Hayırlısı:)) Neyseki çıkışta Sanat'a gittik de güzel mezeler ve buz gibi içeceklerle oyunun stresini attık:P

Bu arada oyun hakkında ayrıntılı bilgi almak isterseniz (hala bu yazıdan sonra ister misiniz bilmiyorum ama) tıktık ..

27 April, 2010

Kalori hesabı

Yaz yaklaşıyor, yaklaşık 1 aydır sıkı bir şekilde aksatmadan spor yapıyorum. Haftada 2 gün kürek çekiyorum zaten, onun dışındaki 5 gün de (bazen 4 gün olabiliyor:P) ortalama 45-50 dk yürüyorum. Ama tabii bunları yaptıgım için kendimi daha çok yemeye hak kazanmış gibi görüyorum. Baktım ki bu şekilde bi değişiklik yok, geçen yazdan 2 kilo daha fazlayım, ben de yeniden Mehtap'ın sayfasını en baştan okuyup gaza gelmek istedim. Geçen yıl uzun bi süre dediklerine uymuş ve 5 kilo vermiştim, ama devam edebildim mi, hayır.. Pazartesi itibariyle aynı programa harfiyen  uymaya başladım, elma çayımı da pişirdim:) Yine hedefim 5 kilo ama bu sefer kalıcı olmalı:) Ayrıca bazı başarı hikayeleri var ki sayfasında, gerçekten takdir edilesi. Eğer kilo vermek istiyor ama bi türlü programlayamıyorsanız buradan buyurun:)

20 April, 2010

Elimdeki kitaplar


Kapagına baksam, asla alıp okumayı düşünmezdim bu kitabı ama son Trabzon ziyaretimde sevgilimden okudugu kitapları eve taşımak üzere aldıgımda bunu çok beğendiğini öğrendim ve ehh hadi okuyalım bakalım dedim. Hiç de pişman olmadım. Film gibi kitap. Hatta bence fazla sürmez filmi de çekilir:) Ben bile sahnelerini hayal ettim kafamda. 4 farklı dalda ustayı bir araya getiren bir hikaye.Onları bir araya getiren Kukla Ustası her birinin zayıf yönlerini iyice araştırarak, reddedemeyecekleri teklifler sunup, kendi oğlunun intikamını almaya çalışıyor.  Kitaptaki kahramanlardan biri İstanbul'da bulunuyor. Bu da dikkatimi çeken bir başka nokta:)

İstanbul demişken, şu anda elimde Bir Nefes İstanbul var, çok sevdim onu da. Henüz bitmedi ama her cümlesini severek okuyorum:) Çok sıcak bir anlatımı var. Şiddetle öneririm..

15 April, 2010

Konser


Bob Dylan 31 Mayıs'ta İstanbul'a geliyor. Biletleri tükenmek üzere:( Acaba kalan biletlerden bizim de alma şansımız olacak mı:))


Everybody’s wearing a disguise
To hide what they’ve got left behind their eyes.
But me, I can’t cover what I am
Wherever the children go I’ll follow them.*

*Abandoned love..

11 April, 2010

Elma Kurdu

Film festivalinin izlediğim ilk fimi bu oldu:) Çok anlamlı değil mi. Ama bana uygun saate bir film sıkıştırmak istediğim için böyle oldu ne yapalım:) Film mükemmel bir elma olmaya çalışan Torben'in kurtlanması sonucunda ağaçtan atılması ve sonrasında kurttan kurtulmaya çalışırken başından geçenler anlatılıyordu. En ilginci filmin canlı olarak Türkçe seslendirilmesiydi. En öndeki 2 kişi simultane çevirdiler ve ara ara gecikseler de gayet başarılı olmalarıydı. İlk başladıgında biraz garip oldu ama sonrasında kulagım da alıştı. Kendilerini çıkışta tebrik etmek isterdim.


Film sonrasında bi türlü gidemediğim Feriköy ekolojik pazarına gittik. Ben uzun süre pazarın dibinde oturmama rağmen bi türlü gitmemiştim. İlk kez gittim. Sabah daha kalabalık oluyormuş ve daha çok çeşit oluyormuş ama yine de herşey gayet güzel görünüyordu. Ben organik zeytinyagı (tadına orada baktım gerçekten müthişti), toz halinde sebze çorbası (taze sebzeler kurutlarak yapılmış, tarhana gibi pişirilen, biraz tembel işi) ve de mis gibi kokusuna dayanamadıgım naneyi aldım. Yakın olsam ya da uzun süre elimde taşımayacak olsam, sebzeler, peynir, yogurt da çok güzel görünüyordu. Ayrıca benim baharatlarım Adanadan taze geliyor ama olmadıgı dönemde marketten almak yerine pazardakiler çok daha güzel görünüyordu..

2 haftadır Haliç'in üzerinde kürek çekiyorum. Hava güzelleşti diye günlük yürüyüşlerime başlamıştım uzun süre önce ama onların pek bir faydası olmadı her tarafım tutuldu, ama inanılmaz keyifli. Hele ki de akşamları olan antremanlarda manzara muhteşem. Bugun de sabahtan gitmiştim, blogumu boş bırakmayayım dedim gelince, ama bana müsaade kas gevşeticimi içip biraz dinleneceğim, Pazartesine yorgun başlamak istemiyorum:))

06 April, 2010

Nehir Günlüğü

En son bu kitabı okumaya başlamıştım geçen hafta ve 4 günde bitirdim. Su gibi akıyor gerçekten. Kitabın kahramanı Mia kanseri atlatmış ve boşanma sürecinde olan bir kadın. Kafasını toplamak için arkadaşının büyükannesine ait nehir kenarındaki evde kalıyor bir süre. Ve büyükanne Kate'e ait günlükleri buluyor, onun hayatına dair ayrıntıları öğrenmeye adıyor kendini.. Çok güzeldi, bana Rüzgarın Gölgesi'ni anımsattı biraz. O kitabı da çok sevmiştim:) havalar aydınlandı ben yine başladım yollarda kitaplara..

Trabzon'u sorarsanız, çok güzeldi herşey ama dönüşü çok zor oldu:) Tek iyi yan Şafak 39:)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...