21 January, 2008

Neler oluyor?

Yine uzun suredir guncelleyemedim blogumu, bu surecte olan gelismeler sunlar oldu ki:

16 Ocak'ta İspanya dönüşü Esenboğa Havalimanı'nda bir açıklama yapan Başbakan RTE, türban tartışmaları için, ''Türkiye hala bu sorunu çözemiyorsa, bu özgürlükler noktasında ciddi sıkıntıdır. Bunu beraber aşarız. Yeni anayasayı beklemeye de gerek yok. Bunun çözümü çok kolay. Otururuz beraberce mutabık kaldığımız bir cümleyle bu çözülür" dedi.
(Uzuldum)

Ecevit'in arsivinden cikanlar:1961'de askerler Kürt sorununa çözüm üretmek üzere bir "Doğu Grubu" oluşturdu. Bu grup, bir "Doğu Raporu" hazırladı. Yıllar sonra, o koalisyonun Çalışma Bakanı Bülent Ecevit'in arşivinde bulunacak bu belgedeki "yapılacaklar listesi"nde göç önerisi vardı: "Bölgenin, kendilerini Kürt sananlar lehindeki nüfus strüktürünü Türk lehine çevirmek için, Karadeniz sahillerindeki fazla nüfusla, memleket dışından gelen Türkleri bu bölgeye yerleştirmek, kendilerini Kürt sananları bölge dışına hicrete teşvik etmek..."
(Daha bu sorun ne kadar surecek, kac kisi olecek, ne zaman cozum bulunacak acaba)

(Yeni satilan iktidar yanlisi kanalda cekilen diziye son verildi. Sinekli Bakkal dizisi yayindan kaldirildi basrol karakteri takkeliymis..Kimse bu olaylarin 1920 lerde yasandigini goz onune almiyor, cunku gunumuzde Istanbul'da hala takkeli insanlar var malesef..)"Şemsi İnkaya şöyle konuştu: "Durum mahalle baskısından sonra artık kanal baskısına döndü. 5'inci bölümünden sonra zaten dizinin bitirildiğini öğrendim. Yöneticilerin akılları başlarına diziyi izledikten sonra gelmiş. Bu kadar yıldır oyunculuk yapıyorum, bu durum çok acı geldi. Halide Edip Adıvar gibi bir yazarın 1920'li yıllarda geçen, kadın haklarını koruyan bir hikâyesini çekiyoruz ve bize 'Hayır' diyorlar. Demek ki, o dönemden bu döneme hiçbir şey değişmemiş."
(Diziyi izlemiyorum ama cok komigime gitti bu haber, olabilir mi boyle bisey.. Tabi kimse izlemesin takkeli insanlari, acaba gercek hayatta yakinda daha fazla gorecegiz bunlari etkilenmeyelim diye mi??)

"Youtube yine kapatildi, sanirim tekrar acildi (emin degilim)"

"Borsa endeksi dustu, dolar yukseldi, piyasalar her zamanki gibi altust"

"Buyuk bir haber sitesi turbanla ilgili bir anket yapiyor, sonuclar ne kadar guvenilir bilemem ama korkunc oldugu kesin" (Isterseniz siz de oy verin Haberturk'te)

"Dusen Isparta ucagindan sonra hemen hergun gazetelerde ucaklarla ilgili bir haber var: Ucak ker temizleme aleti yuzunden piste inememis tekrar havalanmis, ucak istanbul'a geri donmus, baska bir ucakla ucusa devam edilmis vs vs vs"

"Zaten birbirini vuran vurana hergun.Karisinin sevgilisi kocayi olduruyor, kocasinin sevgilisi katil tutuyor vb"

"Kus gribi geri donebilirmis"

"31.12.2007 itibariyle nufus sayimi aciklandi ve Istanbul nufusu 12 milyon cikmis.(Acaba kayitsiz olan nufus kac kisidir?)"

Neyse sabah sabah icim karardi blogumu da kararttim ama napiimmm, karanlik gunler yasiyoruz:(

14 January, 2008

Fuar ve Adana




İstanbul, Bursa ve İzmir’de her yıl kitap fuarları düzenleyen TÜYAP, geleneği 15 Ocak’ta ilk kez Adana’ya taşıyacak. 100 yayınevi ve 300 yazarın katılacağı Çukurova Kitap Fuarı’nda söyleşi, panel, sergi, şiir dinletisi gibi toplam 60 etkinlik yapılacak. Altı gün sürecek fuarın tamamına katılacaklar için Adana; Seyhan Nehri ve Gölü, tarihi evleri, nehir kıyısındaki yürüyüş yolları, şırdancıları, kebapçıları ve ciğercileriyle güzel bir gezi vesilesi. (Hürriyet Gazetesi, cuma eki..)

Düşündüm de, yıllar önce kardeşim İstanbulda okurken buraya geldigimde, saldırırdım her yere gitmek, her faaliyeti görmek için..Birinde Kanlıca'dan Tüyap kitap fuarına gitmiştik..Coook uzun bir yolculuktu.Ama degmistii.. Cok guzel kitapları cok ucuza almıstım..Hele de hafta içi bir gün olması, cok kalabalık olmayan bir ortamda saatlerce kitapların arasında gezme zevkini yaşatmıştı bana..Gazetede okudum, bu yıl ilk defa Adanada olacakmış kitap fuarı, keşke orada olsaydım da gidebilseydim..2 yıldır burada yaşıyorum ama daha önce misafir olarak geldigim kadar gezemiyorum...İşte küçük şehirde yaşamanın ayrıcalıkları bir başka güzel:)






*Bi kere gün içinde bir çok plan yapıp, bir çok yere gidebiliyorsunuz.

*Trafik nedir bilmiyorsunuz..
*(Özellikle de İstanbulu gördükten sonra) Hiç bir yer kalabalık degill..
*Herşey çok daha ucuz..(Gerçi giyim konusunda buraya haksızlık yapmayalım)
*Yeşil alan çok daha fazla..
*Herhangi bir etkinlik oldugunda (tiyatro, konser vs.) hemen haberiniz oluyor.Gitme şansınız buradakinden çok daha fazla oluyor..(Sevdigim bir çok ünlü her hafta bi yerlerde sahneye çıkmasına ragmen daha neredeyse hiçbirini izlemedim, ama Adanadayken öyle miydim:( )
*Gittiginiz kafe sayısı çok fazla olmadıgı için bir çok yerde tanınıyor ona göre bir hizmetle karşılanıyorsunuz.
*Alışveriş merkezi buralara göre az oldugundan mecbur dışarda plan yapıyorsunuz..
*Bir çok yere yürüyebiliyorsunuz..
*Daha anlayışlı insanlarla bir aradasınız..(büyük şehirlerde herkes patlamaya hazır bir bomba)
*Arkadaslarınızı ve akrabalarınızı daha az aksatıyorsunuz.
*Kendinize daha çok vakit ayırabiliyorsunuz.
*Yolda yürürken birileriyle karşılaşma olsılıgınız çok daha fazla..

Tabi bununla birlikte eksi yönleri de var, ama ben onları düşünmek istemiyorum:))
Adanayı özledim galiba yine.. (bir de kebabı - bulgur pilavsız olanından:))


**Ortadaki fotografı üniversitedeyken çekmiştim.Digerleri google'dan alınmıştır.

09 January, 2008

Honky Tonk Woman




Simdi bu baslik da ne, gecen postumun sonunda Rolling Stones'un bir parcasini koymustum ve bu kadar yorum yapilinca ben de yine baska bir parcasinin ismiyle baslik yazim dedim..(yine yorumlarinizi bekliyorum demek oluyor bu:))





Efendim dogum gunum gayet eglenceli gecti.Gunduz klasik olarak isyerindeki arkadaslarla pasta yedik.Aksam icin de saolsun biricik sevgilim ve kardesim bana guzel suprizler hazirlamislar.Cuma gecesi Bebek'teki Catz'e gittik, cok begendim, cok eglendim. Yemekler ve servis gayet guzeldi, yemegimin fotografini cekemedim cunku elektrikler kesikti..Sansima kufretmeye baslamistim ki sonrasinda geldi de yuzumuzu gorebildik.. Hava cok soguk oldugundan etraf bombostu..Trafik de gayet iyiydi, yani hersey yolunda bir dogum gunuydu aslinda benim icin..



Ayni aksamin gecesinde de hep birlikte 'Siki Dostlar' adli oyunu oynadik, tamamen komediydi...Oyunda oynayan her kisi hakkinda sorular soruluyor, siz de bilmeye calisiyosunuz, kim kimi ne kadar iyi taniyor onu anlamaya calisiyorsunuz ama cikan sonuclar cok sacma..Mesela bizim oyunda, o gece tanisan 2 arkadas birbirini cok iyi taniyor cikti!! Yani tamamen kisi hakkinda cikan sorulara bagliydi, cok sacmaydi ama biz cok eglendik...



Su yanda gordugunuz, biricik kardesimin bikmadan usanmadan dusunup hazirladigi calisma benim hediye paketimin uzerindeydi, ve bu resim benim dolabimi anlatiyor.Yillardir giyip vazgecemedigim ve bir turlu degistirmedigim basic esyalarim ve birakamadigim markalarimin logolarindan olusan bir calisma asmis uzerine, cok guldum..(altina da cook guldugum bi seyler yazmis, orasi da bana kalsin:))



Bu yil icin bazi kararlar daha aldim ki bunlardan biri de gardirobumla oynamak, basic esyalardan vazgecip, daha ucuk aksesuarlar almak.(tabi alirken, bunu neyle takarim, giyerim diye dusunmemek lazim ama bakalim uygulayabilecek miyiz)..Aslinda ben bu yil Italyanca kursuna devam etmeyi dusunuyordum ama hem yeni bir duzen kurdum, su anda maddi olarak sarsmasin hem de dinleneyim bir yil diye vazgectim. Ama naaaptimm? Dun spor salonuna basladiiimmm:)) Cunku bu yil kendime bakmaya karar verdim artik... Hem su calismaya (bilgisayar onunde oturmaktan baska bise yapmamaya) basladiktan sonraki kilolarimi veriim, hem de artik gobusume gule gule diyim istedim.. Isyerinden 4 arkadas gidiyoruz, ve umarim birbirimizi gaza getirip uzun sure devam ederiz. (Zira herkes cabuk skilirsiniz diyor, ama ben kararliyim) Bu arada dun kas, yag vs olcumu yapildi ve kas kutlem gayet iyi cikti, bu da bana ayri bir cesaret, guven bir sporcu havasi katti:)) Artik kimse beni tutamaazz....




Hem o aletlerde o kadar surunup ne kadar az kalori yakabildigimi gordukce, agzima lopur lopur attigim kalorileri dusunup vicdanim sizladi.. Simdi ogle yemeginden geldim, canim her zamanki gibi uzerine sekerli bir seyler istiyor.(cikolata, supangle vs vs)



...Hayir yemiceeemmm...

04 January, 2008

Yas gunum




Ben bugun dogdum:) Cook isim var yapmam gereken ama yine de icimde bir mutluluk var:))


Bu sarkiyi dinliyorum bi yandan da..



*Fotograf getty images'den alinmistir.

**Yeni yasimda yeni dilegim bu yil guzel fotograflar cekip blogumda sadece kendi fotograflarimi kullanmak:))

01 January, 2008

Yeni yıl


Insanın öğretmeninin doğa, kitabının insanlık ve okulunun yaşam oldugu bir gun gelecek mi?


Olacak mı öyle bir gün?

Halil Cibran (Vadinin Perileri isimli kitabından)




Herkese mutlu yıllar:)

29 December, 2007

Fındıklı Breçel

Ne zaman fırında bir yemek yapsam, aa fırın yanmısken sunu da bir yapıvereyim diyorum (sankı fırın çok zor yanıyormus gibi:)) Hafta içi akşamları genelde bi şeyler yapıyorum yeni tarifler deniyorum ama yapay ışıkta çektigim fotograflar çok güzel görünmediginden bloga ekleyemiyorum mecbur haftasonunu bekliyorum:P



Bu arada biz fotograf olayını abarttık, her boşlukta bi yere gidip bişeyler çekebilir miyiz diye düşünüyoruz..Henüz makinenin tüm özelliklerini öğrenemedim bile..E yavaş yavaş..Ayrıca yemek fotografı çektikçe, bir çok blogta gördüğüm fotografları çekmenin de ne kadar zor oldugunu anlıyorum.Çünkü takip ettiğim bazı bloglarda inanılmaz güzel fotograflar var ve kolaymıs gibi görünüyor ama hiç de kolay degilmiş..Daha çook acemiyim ben:P



En son, Fındıklı Breçel yaptım.. Bu tarifi Radikal'den çıkan Tatlı Kitap'tan aldım..(gayet güzel tarifler var sırayla denemeye çalışıyorum..)Breçeli ben ilk defa duydum bisküvi gibi bir kıvamı oluyor.Tadı benim çok hoşuma gitti..



Malzemeler



-250 gr margarin
-100 gr pudra şekeri (4/5 bardak)
-1 adet ymurta
-4 su bardagı un
-1 tutam vanilya
-1 çorba kaşıgı kakao (artırılabilir)
-1 adet yumurta akı (çırpılmış)
-100 gr ince çekilmiş fındık



Yapılışı



Margarini ve şekeri mikserle iyice çırpıyoruz.Yumurtayı ekleyerek çırpmaya devam ediyoruz.Unu vanilyayı ve kakaoyu da ekleyerek bisküvi hamurunu elde ediyoruz..Fırını 180 derecede ısıtıyoruz.Hamuru tezgahta açarak istedigimiz kalıpla şekil veriyoruz..Yaglı kağıt serili bir tepsiye yerleştirdikten sonra üzerine fırça yardımıyla yumurta akı sürerek çekilmiş fındık serpiştiriyoruz. Fırında yaklaşık 20 dakika pişiriyoruz..

*Benim kalıplarım kandil simidi şeklindeydi (ortası boş simit) gayet de güzel oldu..Çok kocaman parçalar halinde olunca böyle güzel olmazdı sanırım..

**içinde kabartma tozu olmadıgından pek kabarmıyor o yuzden de tepsiye dizerken çok fazla aralık bırakmaya gerek olmuyor.

***1-2 gün kaldıktan sonra da tadı gayet güzeldi.(Su anda 2 günlük ama kahvemin yanında gayet hoş oldu:)



Afiyet olsun...

27 December, 2007

Hayat


Hayat, cinsel ilişki yoluyla bulaşan ve ölümcül bir hastalıktır.

Ölüm oranı yüzde yüzdür.

L. D. Laing

26 December, 2007

Hediyelik


Yilbasi postumda hediye cekilisimizden bahsetmistim.. Evet bir cekilis yaptik, bana hediye alan arkadas isyerindeki en az samimi oldugum kisiydi.. Ama ben o kadar cok konusan biriyim ki ve de sabahlari birlikte geldigimizi de dusunursek, daha bana uygun bi hediye beklerdim ama oyle bir sey geldi ki, neyse ki iyi rol yapiorum da cok begenmis gibi davranabildim:P Simdi bende biliyorum hediye hediyedir, onemli olan dusunmektir vs, ayrica da boyle icinden gelerek degil de cekilis sonucu hediye almak cok daha zor farkindayim ama kardesim bu kadar da mi tanimiyorsun beni.. Simdi gelen hediye kahverengi siyah arasi icinden siril siril sular akan ve de pille ya da fise takarak calisan, ortasindan da tavernamsi degisik renklerde isiklar cikaran bir sus esyasiydi...Onun resmini buraya koymak isterdim ancak hala kutusunda duruyor.. (Bu arada eminim Bedbirds bu satirlarla ilgili ve hediyeyle ilgili cok dinledigim yorumlarini yapacak, biliyorum ama napiim yazmadan duramadim, bunlar da benim dusuncelerim:P)

Bu arada cekiliste kendimize bir alt bir de ust limit koyduk ki, herkese gelcek hediyeler ayni civarlarda olsun diye..(gerci bence bu kadar sinirlandirmak cok komikti ama yine de uyduk.. Bu arada bana diger gelen ve cok sevdigim hediyelerden bahsetmek istedim:) Su yandakini bana Dino aldi cok guzel bir kurabiye kalibi ve icindeki kucuk aparatlar sayesinde kalibin ortasindaki delik bi cok sekilde olabiliyor.. Cok kucuk, cok sevebilecegim, dusunulmus bir hediye:)) Tabi hediye almaktaki en onemli faktor karsindakini de iyi tanimaktir.. Iyi tanidigim birine cok kolay hediye secerim, daha onceki konusmalardan mutlaka aklimda kalmis bise vardir, gider onu alirim.. Zor durumdaysam ve karsimdaki kitap okumayi seven biriyse cook sevdigim bi kitabi alirim.(En basta Ayn Rand'dan Hayatin Kaynagi gelir..Sonra da aklimda kalan diger guzel kitaplardan biri) Biliyorum cok klasik bir hediye ama ben cok guzel bi kitap okudugumda, bunu kesin kardesim ya da su arkadasim da okumali vs diye dusunurum.. Eger kitap okumayi sevmiyorsa da mesela yilbasi icin tabu, puzzle vs guzel bir hediye olabilir.. Hediye alinacak kisi bir kiz ise aslinda isimiz cok daha kolaydir, zira sIk bir aksesuar, mudo conceptten, ikeadan ya da Tchibo'dan alinacak herhangi bisey, sevimli bir pijama vs.. bir suru secenek var.. Ama bir erkege hediye almak cok daha zor.. Eger ilgi alanlari fazlaysa yine sorun yok ama onun disinda tikanip kaliyorsunuz... (bu arada ben cekiliste cikan arkadasima Tchibo'dan aldim hediyesini, erkekler icin de gayet ilginc hediyeler bulunabiliyor)


Bu arada patronumuz saolsun herbirimize tek tek hediye almis..Kizlara pijamalar ve altlarina evde giyilecek babetleri erkeklere de parfum almis, hepsi de biribirinden guzeldi valla gozlerimiz kamasti:) Bir de ayni odada calistigim cok dusunceli bir arkadasimiz da hepimize hediye alip agacin altina birakmis (kimin biraktigi sonradan anlasildi)) Zaten onun herkese sectigi hediyeler herkese bireysel olarak dusunulup secilmisti.. bana yandaki 'sac'i almis cok guldum.. Henuz deneyemedim ama en kisa zamanda biseyler pisirecem:))






Kissadan hisse, bu hediye olaylari aslinda komplike, ama ben yine de cok severim hediye almayi da vermeyi de.. Bana gelen hediyelerden fiyat ya da marka degil ama beni dusunerek alinmis bir hediye beni inanilmaz mutlu eder:)) Bende alirken buna dikkat ederim:)) Cok da eglenirim..



P.s. Yilbasi ve dogum gunum yaklasirken bu nasil yazi boyle..Kimse ustune alinmasin lutfen:)

21 December, 2007

bayram


Benim canavarlarım Adana'dan geldii, guzel bir bayram geciriyorum..

Size de mutlu bayramlar....

18 December, 2007

Meri Kristmis



Yine yilin en sevdigim zamanlari geldi iste.. Yilbasi yaklasiyor (e dogum gunum de yaklasiyor:)) Hediyeler, yeme-icmeler, kutlamalar vs vs... Bu yil yilbasi benim icin de farkli basladi cunkuuu calistigim yerdeki patronlarim Amerikali oldugundan kelli, gunler onceden cam agacimizi susledik.(pasparlak guzel susleri gorunce Dino ve ben atlayip agacin sevdigimiz yerlerine konuclandirmistik ki: D.-patronum olur kendisi- agac suslemenin o kadar da basit olmadigini anlatti bize:)) Ah biz gorgusuzler!! tamam isigi dogru dolamistik ama uzerine su simli susleri de dolmamamiz gerekiyordu, oysa biz rengarenk, kardan adamli, toplu, noel babali susleri asmistik. Neyse tum susleri cikartp olmasi gerektigi sekilde (!) yeniden taktik (bence onceki hali daha guzeldi:)) Agacin altinda milyonlarca fotograf cekildik.. (ben fotoydum o yuzden ben pek olmadim fotograflarda) Daha onceden cekilis yapmisttik ve hediyeler verildi, ama o ayri bir post konusu, hediyelerimi de uzunca anlatmak istiyorum..




D. tatil icin ulkesine gideceginden christmasi erken kutladik biz.. (tam onlarin adetleriyle.) Bize yabanci gelen bir cok seye kucuk cocuklar gibi eglenerek katildik Dino ve ben.
Guzel ve degisik bir gundu..

P.s. 1.Gectigimiz gunlerde 'Yangin Duasi' adli oyunu izledim... Oyunu ayakta alkislayan on siradaki iki kadini yakalayamadim.. Cunku biz grupca merak ettik ne anlamislar diye.. ayrica oyunun tanitimina muhtesem yorumlar yazan arkadaslara da selam ediyorum.. O nasil bir oyundu oyle..

P.s.2. Ekimin basindan beri bekledigimiz internete kavusamadik artik Turk Telekom bana kalitemi bozduracak!!!

12 December, 2007

Bekir Coskun'un yazisi

Sıra size gelecek...

SADECE son bir haftada gidenler:
Yargı...
Türk-İş...
Medyanın yarısı...
YÖK...
Sıra size gelecek.

*

Meslektaşlarımız örtme-gizleme çabası içinde yine, yeni YÖK Başkanı için "muhafazakár liberal demokrat" tanımı yapıyorlar.
Hem "muhafazakár" hem "liberal" nasıl olunur?
Delikli şemsiye gibi...
Yazgıya bakın; o yaptığı araştırma ile "Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olacağını" biliyor, Abdullah Gül de onu çağırıp "YÖK Başkanı olacağını" biliyor.
İşin hikmetine bakın ki; bu kadar rektör-dekan içinden, yeni YÖK Başkanı şart olan "dekanlık-rektörlük" şartını taşımıyor ama, "türban serbestliğinden" yana...
Yani YÖK’te "türbandan yana dönem" başladı.
Bence "değişik" bir hoca yeni YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan.
Diyelim ki "cami sayısı üzerine" araştırması var, minareleri saymış...
İslami makalelere özel bir ilgisi var, dolayısıyla birçok İslami makalenin sahibi.
Birçok gazetede bu bilgi yoktu; ama Malezya İslam Üniversitesi’nde iki yıl görev...
Ve "vahi" üzerine çalışmalar...
Sonunda "vahi" geliverdi zaten:
"YÖK Başkanı oldunuuuuz..."

*

Neticede YÖK de gitti.
Bu elbette son değil; bundan sonra iktidarın etkili olamadığı ne kadar üniversite yönetimi varsa...
Akademiler, yüksek okullar...
Bilim kurum ve kuruluşları...
Elbette "ılımlı İslam"ı benimsememiş bilim adamları...
Arkasından:
Sivil toplum örgütlerinden, spor kulüplerine kadar...
Medyanın kalanı...
Sermaye...
Tepeden tırnağa her şey gidecek.
Artık kaçınılmazdır.
Sıra size gelecek...

**Baska ekleyecek bisey bulamiyorum...

07 December, 2007

sekerparem, hediyem ve ben:))

Oldu en sonunda oldu benim de dijital fotograf makinem oldu:)) Sevgilim bana yilbasi hediyesini verdiii.. (biraz erken oldu aslinda genelde bunu ben yapardim erkenden hediyesini verim de kullansin diye ama galiba o da bana benzemeye basladi.) Gec te olsa filmli makineden dijitale terfi edebildik.. Gerci ben ufacik, minicik cantamda tasiyabilecegim bir makine isterken, gayet kocaman profesyonel bir makinemiz oldu..(tabi sevgilim biraz kendini de dusundu burada ama ben bu olayin tarafini gormezden geliyorum..:))



Bende onceki gun yaptigim sekerpareyi cektim hemen... Mutfakta vakit gecirmeyi severim ben, sonunda bunlari da fotograflayabilecegim icin mutluyum:P



Annem calistigi icin, kardesim ve ben ilkokuldayken mutfaga girip cesitli deneyler yapardik..Yaptigimiz basarili deneyimlerden bir tanesi annemin bazi yerleri pasta lekeli sari kapli 'Bereketli Olsun' kitabindan sekerpareydi...



Iste benim sekerparem.. ve makinemle ilk fotografim..



Tarif cok farkli degil ama her zaman tam kivaminda oluyor:o)



Malzemeler: 2 yumurta

2,5 su bardagi un

125 gr margarin

1 corba kasigi pudra sekeri

Limon kabugu rendesi

Yarim paket vanilya

1 cay kasigi kabartma tozu

Badem (sevgilim Adanadan gelen kocaman cerez kabindaki butun bademleri ayirdirdigi icin ben de bu sekilde degerlendirdim:))



Surup icin: 2 su bardagi su*

2 su bardagi seker*

1 tatli kasigi limon suyu
* (2,5 bardaga cikarilabilir)



Tadi gayet guzeldi, afiyet oldu bize:))...

06 December, 2007

04 December, 2007

Tiyatro yine




Pazar gunu yine tiyatroya gittik..Ben ay basinda izlemek istedigim oyunlar icin 2 kisilik bilet aliyorum ve eger sevgilimin (kocamin:)) isi yoksa birlikte gidiyoruz, ya da baska bir arkadasim eslik ediyor bana. Bu haftasonu neyseki onunla birlikte gidebildik. Pazar gunu AKM'de Cayhane'yi izledik. Buyuk salondaki oyunlari cok daha fazla seviyorum ben.(Gecen yil Amadeus da oradaydi) Zaten genelde kalabalik kadrosu olan oyunlar buyuk salonlarda oluyor.Bu da demek oluyor ki kalabalik kadrolu oyunlari seviyorum:)) (Bu arada daha once Belediye Tiyatrosunun kalabalik kadrolu bir oyununda gorev aldigimi soylemis miydim? )Sahnede bir akicilik oluyor oyunu hic nefes almadan izliyorsunuz..Cok nadirdir, az kisilik olup o kadar akici olan oyun...(bkz. Carmela ve Paolina /Adana Devlet Tiyatrosu-en buyuk zevkle izldigim oyunlardan biridir) Ve de Istanbul Devlet Tiyatrosunun oyunlari genelde az kisilik oluyor. Ben cok severim izlemeyi ve de asla onyargili davranmam ama genel olarak insanlar eglenceli oyunlardan daha cok zevk aliyor.(gerci Istanbulda tiyatro bileti bulmak o kadar zor oluyor ki yani bu oyunlar agir diye sikayet edip hemde hic yer bulamamak da iste tam bir ikilem) Herneyse pazar gunku oyuna gelelim 'Cayhane'yi izledim.Uzun bi oyun olmasina ragmen yine sahnede olan hareketlilik sayesinde gayet iyi vakit gecirdik..Ve de herkes oyunun sonunda basrol oyuncusu 'Bulent Emin Yarar'dan (Sakini) soz ediyordu..Iste bu iki saatlik canli performansinda herkesi kendine hayran birakan insan gercekten ayakta alkislanir..Su gibi akti oyun ve bunda cok buyuk katkisi vardi Sakini'nin. Gecen yil da Genco Erkal'in Oyun Sonunda oynuyordu ve o oyunda da cok begenmistim ama tabi bizler sadece televizyondan tanidigimiz insanlari biliriz yaa. Oyyle begenip unutmustum..Sonra Sakini roluyle de kendisine hayran birakinca baktim kimmis diye..Megerse benim izleyip cok begendigim bazi filmlerde de rolu varmis..(Hatta kendisini Altin Koza Film Festivalinin en iyi filmi secilen Bes Vakit'te izleyip cok begenmistim, arastirinca ismini ogrendim iste) -O filmdeki kimsenin oyuncu olduguna inanamiyorum cunku hepsi sanki gercekten o koyde yasayan insanlarmis gibiydi-
Ayrica yine cok severek izledigim Korkuyorum Anne'de de oynamis kendisi (kasapmis).O filme zaten basli basina hayran kalmistim... Yani iste boyle, izledigim bir tiyatro oyunuyla bir oyunucuya hayranligim artti ve neden simdiye kadar bu kadar filmini ve oyununu izleyip ismini bile bilmiyormusum dedim!!



***

Bence bu haftasonu siz de bir oyuna gidin, umarim siz de iyi bir oyuncuyu izleyebilirsiniz:)

21 November, 2007

Ben Anadolu..


Hafta sonlari sevgilim yogun calistigindan bende kardesimle plan yapiyorum, hem boylece ozlem gidermis oluyoruz:) Gecen haftasonu Kenter Tiyatrosu'nda 'Ben Anadolu' yu izledik.Ilk defa Yildiz Kenter'i canli olarak izledim ve 2 saat boyunca bir yandan oyunu izleyip bir yandan da (bu kadin bu yasta nasil bu kadar dinc, bu kadar guzel diye) dusunup durdumm...60. sanat yiliymis yaa. O kadin nasil durdu 2 saat tek basina o sahnede..Yani simdi oyunu mu izledin bunlari mi dusundun derseniz, dikkatimin dagildigi yerde bunlari dusundum:P Gayet eglenceli bir Pazardi, tiyatro cikisinda sicacik kestanelerimizi alip yuruduk biraz....

12 November, 2007

Ve beklenen Dugun



Simdi cok gecikti biliyorum yeni postum ve de cok eksiklik hissettim aslında ben de yazamadigim icin. Napalim artik, kısmet buguneymis..Dugun sabahindan baslarsak kalbim gup gup gup atti tum gun. Herkes bi de benle ilgileniyor ya ben sıkılıyorum boyle seylerden.Kuaforde filan da oyle oldu.Hani genelde gelinler boyle sacini basini begenmez makyajından memnun olmaz falan yaa, bizde tam tersi oldu.Benim isim erken bitti, oturdum kuzenleri falan bekleedim:) Sonra bizim evde ufak bir toren oldu..Dugunde istemedigimiz icin evden cıkmadan dayım ve amcam kusak bagladı, tabii burada annemle ben yine basladık aglamaya:) Kardesim gozlerimi silip durdu.Herneyse daha sonrası hep gulucukler... Tabii biz once fotografciya gittik.(2miz de istemememize ragmen) Cunku bana studyo fotoları hep yapay gelir..Ben sadece dugunde benim haberim olmadan cekilsin istedim.Neyse yine 2mizin disindaki sebeplerden gidildi stuyoya, fotogracıya ve verdigi direktiflere kahkahalarla gulundu (icten tabii), sonra dugune dogru yola konuldu.. Yemyesil bir alana, yerde kırmızı halı, ustumuzde booyle cicekli kopruler, yanimizda yanan ısıl ısıl volkanlar ve bir Otis Redding sarkisi esliginde giris yaptık.Tabii bu sarkı sadece piste kadardı.Piste geldigimizde ilk dansimız Blues Brothers'dan 'Everybody needs Somebody' oldu ve biz rock'n rolla basladigimizda pistin kenarındaki arkadaslarimiz ellerindeki onlarca beyaz balonu havaya ucurup sarkının 'Everbody, everybody' bolumunde de bize eslik etmek icin hoplayip ziplamaya basladılar..Gercekten gorulmeye deger bir manzaraydı... Ve hayatımda yasadıgım en muhtesem andı.. Daha sonrasında arkadaslarimiz bizi kirmayip canlı muzik yaptılar..(Simdi bizi kirmayip derken, kendileri profesyonel sayılırlar, Adananın en iyi rock barında caliyorlar..)Daha sonra da benim sevgilim (yani kocaam) ve onun grubu rock'n roll calmaya devam ettiler.Hatta ikimiz de onceden Adana Kanal-A da calistigimizdan haberlerde ve magazinde de cikti dugunumuz 'Damat caldı, gelin oynadı' baslıgıylaa. Yanıı gayet sıradısı bir dugun oldu...Emmnonun gitar calarken, benim de hoplayıp zıplarken o kadar cok fotografım var ki... Sonrasındayine Beatles, Rolling Stones, Doors vs vs caldi biz de dans ettik. Nikah muzigimiz Doors'dan Love Street idi (ben cok severim. Pastamızı keserken de Who do you Love? caldi.. Yaa ben simdi o ani nasil kelimelerle anlatayım kii.. Ben bile o ani su anda cdden izlerken aaa ben oyle de mi yapsim, onla da mi dans etmisimnmm, aa teyzem de mi kalkıp oynamıs seklinde tepkiler vererek su anda farkeetiim.Sarhos gibiydim o gun... herkes ve en basta biz coookkk eglendik.Zaten fotograflara ve video goruntulerine baktıgımda 32 disimi sayabiliyorum.... Cook dua ettimmm...Etmeye devam ediyorum.Tanrı mutlugumuzu hicbir zaman bozmasin ve de darisi tum bekarlara olsun diye...Dugunden sonra ise Adana Hilton ve daha sonrasında Antalya Kemerde gecirdigim kısa balayının ardından iste Istanbula gelip damdan dusmus gibi oldumm...






...Bizler erdik muradımıza, sizler cıkın kerevetine.. (dogru mu yazdım:)? !)

01 November, 2007

-KINA-



Evet sonunda yazabiliyorum, (isyerindeyim ve malesef uzun bi aradan sonra cok fazla is yigilmis bi turlu bloguma girip yazi yazamadim. Evimize ise Turk Telekomun grevinden dolayi henuz internet baglanamadi:( Ben de bu kisa zamanda yavas yavas anlatmaya baslayayim dedim. Kinadan basliyorum anlatmaya cunku dugun ayri bir post konusu.
Sevgilimle ben (artik kocam ama bi turlu dilim alisamadi) dugunde kendi istedigimiz muzikleri calacagimizdan kina olayinin organizasyonunu annemlere biraktik. Bu yuzden de klarinet, darbuka, keman vs den olusan bir grup vardi.Gayet eglenceli ve guzeldi. Halbuki ben hic ciddiye almamistim bu olayi.Adanaya gitmeden 2 gun once Zara'dan buldugum zoraki kirmizi bir elbise almistim.Tabi o atmosferde sac-makyaj vs ile benim o mecburen almis oldugum elbiseyi herkes tek tek sordu, nerden aldin biri mi dikti, cok guzel olmus vs vs? Kina da acik havadaydi, gol kenari ve yuksek bir yer oldugundan o gun hava biraz ruzgarliydi, ama biz surekli oynadigimizdan pek usumedik:) Ben aslinda cok guzel oynayamam ama o gun gelin kontenjanindan yararlandim:) Herkesin gozu uzerimdeydi, e kiyafet falan insanlara guzel gelmistir.. Kucuk kuzenlerim surekli pesimdeydi, ee onlar icin degisik geliyo tabii.Evde birlikte yerlerde yuvarlandiklari, tepindikleri, zipladiklari kuzenleri evleniyo..Onlarla da cok ilgilenmeye calistim, (cocuklar cok sever boyle gelin filan -ben de kucukken cok ozenirdim, o yuzden onlari da eglendirmeye, yanimdan ayirmamaya calistim- )
Hersey geleneklere uygun oldu...Ben tum gece guldum (hatta benim cok geveze arkadasim Onur: tamam anladik evleniyorsun diye bu kadar mutlusun ama insan biraz aglar diye dalga gecip durdu) Sonra kina fasli basladi. Emmo da ben de kina yakmak istemiyorduk aslinda zaten elimizi de acamamiz gerekiyormus, onun annesi benim elime benim annem de onun eline altin koydu oyle actik elimizi (tabii bizim bunlardan hic haberimiz yok biri elini kapa diyor, biri elimi tutuyor...) Yani orda ellerimiz kukla gibiydi... hii bu arada bana bindalli (deniyor sanirim) giydirdiler. Kafamin etrafinda mumlarla donduler. Ben hala cok mutluydum. Ne zaman annemi aglarken gordum, o zaman aglamaya basladim iste:( Napiim dayanamadim... Yani hersey geleneklere gore olmus oldu.


Bu arada ben gece elime kucucuk ici bos bir kalp seklinde kina yaktim, cok guzel oldu. (kendi kinam oldugu icin yakmadan icim rahat etmedi:))
Annem her ne kadar isi ve bi cok konuda yeniliklere cok cabuk adapte olan modern bir insan olsa da bi cok eski adeti de iyi bilir ve kendine uygun olarak uyar da :) Dolayisiyla biz de uymus olduk ama hic de fena olmadi, hersey cok eglenceliydi. Isteyenler kurtlarini da dokmus oldular, dugunde dokemeyecekleri icin. (tabi biz oyle sandik)
Cikista birlikte bi seyler icmeye gittik, sonra kesmedi ve her zamanki gibi gecenin korunde kebap da yedik..
Bol dedikodulu, bol kahkahali ve bol muhabbetli bir geceden sonra uyuyabildik...

P.s. Hala etraftan fotograflari toplamaya calisiyorummmm...
P.s.2 Daha sonra bu posta eklicem fotograf...

25 October, 2007

evlendiikk:)




Mutluyuzzz......

***Ayrıntılar cok yakında...


07 October, 2007

ayrıntılar

Son zamanlarda malum, evle ilgili ufak tefek isler yapiyorum, kalan eksikleri alıyorum, duzeltiyorum, bozuyorum, degistiyorum, yapiyorum, ediyorum.. Insanin kendi evi olmasi gercekten guzel bise. (bi ev arkadasi vs olmamasi, kararları kendi vermesi) -Gerci simdilik sadece gunduz gidip geliyorum ama olsun simdiden guzel:)- Dun annemin cok yakin bir arkadasi ziyarete ve yardima geldi.Evin son halini gormemisti. Cok begendi.Herseyiyle cok sıcak buldu. Sanki yeni tasınılacak gibi degil de yasanıyormus gibi dedi..(kendisi dekorasyon konusunda gurudur.İsim verip desifre etmek istemem burdan:)

Bu arada ben birazcık kilo verdim bu kosusturmada ama hala gelinligim tam oluyor uzerime:)) Cunku hazırlık yapıyorum derken evde yemek yapamıyorum habire hazır bi seyler yemek zorunda kalıyorum o yuzden dengeliyor sanırım:P Yalnız, son zamanlarda yedigim en guzel hazır yemek çig borekti. Ne zamandır canım istiyordu, bugun tesaduf olarak Susurluk Ayrancısında ayranla birlikte deneyim dedim, gayet basarılıydı, oneririm..(Bazı alısveris merkezlerinde var.)

*ben de yapmak istiyorum bu boregii:(
Ama aklıma Yenicedeki (Adana-Tarsus yolunda) sıkma-ayranı getirdi. En kısa zamanda gitmeliyimm...



**Adanadan arkadsımla konusuyordum: Napıosun dedim. Napiim sıcaklarla ugrasıyorum dedi:)Halen oyle sıcaklarla ugrasılacak kadarsa dugunumun cimlerin uzerinde olmasi olasılıgı hala var yani. Oleyyy. (ben dua etmeye devam ediyorum.)

** Hadi ben simdi orkestra icin sarkilar dusunmeye gidiyorum.. ee siz de yardımcı olun ama, canlı muzik olacak, aklınıza gelen herseyi degerlendiririm:))

01 October, 2007

Yazamadigim bu uzun surede,



-Istanbul'da temizlik icin yardimci bulmanin (hele de ramazan'da) imkansiz oldugunu ogrendim.

-Hatta Adana'dan kendi yardimcimizi getirip goturmeyi bile dusundum.

-Ikea'yi 14 dondum.

-Ama sonunda mutfagim icin renkli beneklerden aldim.(yuvarlak halilar, gelir gider bakardim da)

-Binlerce telefon gorusmesi yaptim.

-Herkesin 'Nilufer, Nilufer' diye biseyler sormasindan skildim.(benim icin oldugunu bilsem de!)

-Bol bol Bulent Ortacgil dinledim.

-Inci Aral'in Mor'unu (***) okudum.

-Zulfu Livaneli'nin Bir Kedi, Bir Adam, Bir Olum'u (*****) okudum..

-Umraniye'de Modoko'yu gezip, yurdum tuccarlarinin yaraticiliklarina bir kere daha hayran kaldim.(Mobilyalari tanitirken yaptiklari sovlardan bahsediyorum, uzun uzun anlatmiyorum simdi, o ayri bir post konusu eder.)

-Sishane'deki avizecileri gezdim.

-Ayni avizelerin Umraniye'de daha ucuzunu buldum:)

-Cok yoruldum..

-Yeni bir allik aldim.(rengi bana cok yakisti:))

-Besiktas-Galatasaray derbisini izledim.(Besiktasli olmama ragmen takimimi hic begenmedim.)

-Evdeki emektar bilgisayarim mefta oldu artik:( Hic bir sekilde duzelemiyor. -ama ben cozum yollari denemeye devam ediyorum-)

-Artik sadece isyerinden bloguma girebiliyorum o da cok duzenli olamiyor.

-Lost izleyemiyorum artik.

-Balayi icin Antalya'ya ucak biletimizi aldim ama hala kalacak otel ariyorum.(sonunda 3 gunluk de olsa tatil yapacagiz:)

-Nem diye bir grup kesfettim, sarkilarini begendim.(Kus evi'ni cok sevdim)

-Cok temizlik yaptim, cok yoruldum.

-Arkadaslarimin (ki Istanbul'da cok az arkadasim var...) bana bu kadar zaman ayirmalarina ve yardimci olmalarina cok sevindim:), kendimi cok sansli hissettim..

-Annemin beni ne kadar cok sevdigini milyonuncu kez anladim..

-En yakin arkadaslarimdan biri birkac ayligina Amerika'ya gitmisti, ama dayanamamis en kisa zamanda doncekmis.-Yemekleri, kokusu, gittigi okul hic hosuna gitmemis-(Yani bu kadar yurt disi icin yanip tutusmak pek de matah bi sey diilmis onu anladim..,Ama yine de ben kendim gidip gormek isterim:P)

-Gercek davetiyelerimi aldim, sevdim...

-Facebook a hala uye olamadim..

-Gelinlik provam cok eglenceli oldu.Bi suru bekar arkadasim basimda gerilen beze pirinc, bozuk para vs attilar, sonra onlar kucuk fiyonklu keseler yapilip evlenmek istenenlere verildi:)

-Dugunumde hava sicak olsun diye dua edip durdum.

-Bir kez daha aylik moda dergisi aldim.(ici reklamla dolu oldugundan) bir kez daha bir daha almicam dedim.(bi kac ay sonra yine alicam biliyorum:))












-Clearly Canadian'in degisik cesitlerini denedim.(en sevdigimin cilekli olduguna karar verdim:))








-Bu kadar....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...