* * *
24 May, 2007
Incelikler yuzunden..*
* * *
19 May, 2007
is, guc, ders ....

Dun aksam Bakırkoyde 1 saat dolmus sırasi bekledikten sonra zor da olsa Taksim'e varabildik.Cuma aksami oldugu icin oyalandik biraz İstiklal'de, kitapcilari gezdik.Dayanamayip bi seyler aldik:) Ben 50s 60s 70s cdleri aldim.Oylesine bir sepette duruyordu.Sarkilarin cogunun bende olmasina ragmen farkli kisilerin soylemesi ve de cd kapalarini cok begenmem dolayisiyla kasanın etrafında 3 kere dolastiktan sonra sonunda dayanamayip aldim.Bikac tane de ufak tefek kartlar vs. aldik. Sonra da Dinolarin bana zorla yedirdigi ama artik benim de cok sevdigim ıslak hamburger molasi verdik.Hatta dayanamayip 2 ayri yerde verdik bu molayi:(

Gecen hafta annem burdaydi.Malum iste 4 gun o kadar cabuk ucup gitti ki ne oldugunu anlayamadim.Hem dogum gununu hem de anneler gununu kutladik.Tum haftasonu cok iyi vakit gecirdik.Emmonun annesi de burda, gecen cumartesi tum gun annelerle birlikteydik iste.Kardesimin Eminonunde modern dans gosterisini izledik.Sonra Cagaoglunda davetiye baktik.Cok komik davetiyeler gordum.Mesela 25 yil once annemlerin davetiyesinin neredeyse aynisini gorduk.Ama tek eskiler degil bazi yeni davetiyelere de cok guldum.Ya tabi herkesin zevki ayri ama bazi davetiyeler vardi sanki dugun degil sunnet toreni ya da ne bilim cok alakasiz bir toren davetiyesi gibiydi. Sonuc olarak bizim de aklimizda bir seyler olustu artik, tam karar veremedik ama en azindan bi seyler begendim ve fiyat konusunda da fikrim oldu.
Bu haftam yine calismayla bir de hastalikla gecti.Cok usutmusum Carsamba gunu hic kendimde degildim.Hala etkileri var ama simdi daha iyiyim.Bu hafta sonumu ders calismaya ayrirdim.Zira Haziranda sinavlar icin Adanaya gidiyorum.Hıı bide muhtar icin ciktim disari oyumu artik burda kullanicam.Bosa gitmesini istemedigim icin de erkenden gittim muhtara.Yazin olacak secim ve umarim herkes oyunu kulanir.Bence tatilden cok daha onemli cunku. Sonuclarina biz katlanicaz.
Simdilik sozlerimi noktaliyor ve Para teorisi calismaya donuyorum.Her an sıkılıp blog arasi verebilirim..Gorusmek uzere:)
* Bugun 19 Mayıs Genclik ve Spor Bayramı, hepimizin bayramı kutlu olsun.
18 May, 2007
09 May, 2007
title
ps. Liseki en yakin arkadasim pazartesi capraz masamda ise basliyor:P
03 May, 2007
Can Yucel'den

Yani herseyi yuzustu birakmak goze alinmiyor.
is, guc, sorumluluk, coluk cocuk, aile,
iki sokak oteye tasinamiyorum.
Evet, sirtimizda yumurta kufesi var hepimizin,
Var tabii yapanlar, ama az.

Skisip kaldik.
Galiba.
Can YUCEL
02 May, 2007
1 mayis

27 April, 2007
keske...

22 April, 2007
16 April, 2007
aklim haftasonunda ama pazartesi:(
Istanbul'da lale zamani...
Cumartesi Ortakoy'u......

Takici teyzenin sandalyesini bos buldugu anda oturan ve bi turlu gozlerini acik yakalayamadigim kedi:))
Ve de vazgecemedigim waffle hatiralarindan biri:)
Mutlu haftalar:)
15 April, 2007
hafta sonu-2

Dun liseden arkadaslarimla ortakoye gitmistik.Hava superdi ve de bu guzel havada ve cumartesi olmasina ragmen trafik hic kalabalik degildi.Biz de tadini cikardik.Ortakoyde ne kadar hiic ihtiyacimiz olmamasina ragmen takilara dayanamadik.Gerci ben sadece yandaki kupeyi aldim.(normalde altini cok sevmem ama bazi modeller hosuma gidiyor)*.Yine de buyuk basari tuttum kendimi.Ama cidden inanilmaz guzel seyler vardi.Bir tane kot etekte kaldi aklim (modeli cok ilgincti) ama dedim ki bu etegi alirsan kesin bir de aklinda kalan kirmizi babeti alirsin o yuzden tut kendini dedim.Aslinda bunu dememde en buyuk etkenlerden biri de kredi kartimin limitinin dolu olmasiydi.Ama yine de bravo bana.Dino her zamanki gibi dayanamayip takilar vs vs vs vs aldi.ortakoyde laleler vardi yine. Bu kadar cok para harcanmasini ne kadar gereksiz de bulsam seviyorum ben yaa bu cicekleri:P
Bugun sabah kardesim ve sevgilisinin dun Eminonunden aldiklari binbir cesit peynir ve de vs kahvaltiliklarla hazirlanan mukemmel bir sofrayla gune basladik. Dikkatimi ceken bir seyin fotografini cektim onu sizinle paylasmak istiyorum.
Bu basit makine(ben baska isim bulamadim) Dun peynirci tarafindan verilmis.Bizimkilerin elinde cok fazla poset olunca bu kirmizi aletin alt tarafina posetleri takmis ve de ustte parmaklar icin uygun bolumden de tasimislar.Hem posetler elini kesmiyor hemde daha rahat ve dengeli tasimis oluyorsun.Eee biz de yine milletimizimn yaraticligina hayran kalmaktan baska bise yapamadik:) Gercekten biz cok degisik yaraticilik ornekleri bulurduk kardesimle Adanadaki restoranlarda vs. yerlerde..Onlari da yazarim bir ara:)Bu arada bir daha Hurriyet gazetesi almamaya karar vermistim ama bugun bana gelen bir maille bunu ciddi anlamda da uygulamak gerektigini dusunuyorum.Cunku hafta ici almasam da bazen Pazar gunleri dayanamayip aliyodum ama artik hic bir haber yayınlanmadigini goruyorum.Hic bir onemli haber yok on sayfalarda.Ben zaten en cok Bekir coskun, Emin Colasan ve Tufan Turenc icin aliyodum.(ara sira Ebru Capa'yi da okurum) Gelen mailden bazi alintilar."Son yıllarda Hürriyet 'in manşetlerinde cımbızla arasanız "haber" bulmanız zor. Hele verilmesi gereken haber hükümet aleyhine ise çok zor. Manşetler adeta halkla alay eder gibi. ...Magazin dünyasında "kim kimi aldattı" , "kim neden boşanıyor" manşetleri okuyucu ile alay etmek değil mi? " ve daha bir suru sey var. Belki siz de bu maili aldiniz ve cok da umursamadiniz.Ama bence artik gercekten biseylere tepki gostermenin zamani geldi.
Son olarak da uzun zamandir yapmadigim kurabiyeyi yaptim.Buraya da fotografini koyiim haftasonunu da bu sekilde bitirim dedim.(Dunku ortakoy ve lale fotolarini da koyacaktim ama dino hala gondermedi!!)

Herkese iyi haftalar....
* makineden ve gunes isigindan bi turlu net cekemedim fotoyu:P
14 April, 2007
haftasonu


Gectigimiz hafta tum vitrinlerde gordugum 'yumurta boyasi' geldi yazisinin sebebini gec de olsa ogrendim:)Paskalya bayrami vardi.Kurtulusta yasayanlar bunu en cok hissedenlerdir heralde.Butun vitrinler renk renk yumurtalar, paskalya corekleri vs. ile doluydu.Degisik bi haftaydi.Biz de bir arkadasimiz sayesinde ev yapımı paskalyamizi yedik.
* * *
Bugun Ankarada ilk defa bu kadar kalabalık bir topluluktan oluşan miting yapıldı.Miting hic bir siyasi partiye ait degildi, hic bir olay cikmadi, insanlar gayet guzel bir sekilde tepkilerini dile getirip Cumhuriyetimize sahip ciktigimizi gosterdiler.Bende orda olmak isterdim.Ancak Istanbul'dan Ankara'ya giden hicbir vasıtada yer kalmasti.(biraz gec kaldik).Ama gidemesem de o kadar kalabaligi canli izledigime cok sevindim.Herkese cok guzel ders verdiler.

* Haftasonu postum devam edecek.
* 2. fotograf Milliyet gazetesinden:)
07 April, 2007
olan biten...

Neyse işte bırakalım bunları, bu arada hala kutlamak istiyorum ama bakalım ne zaman olacak. Dün telefonumun hatırlatmasını görerek tiyatro bileti almış olduğumu öğrendim ve de en sevimli sesimle pisiyi arayarak "akşama tiyatroya gidelim mi?" dedim.Neyseki o da maç olmasına rağmen geldi benimle.Cevahir sahnesindeydi gittiğimiz oyun.Sinema sahnesi gibi bir yer.Gittiğimiz oyun da 'Kaktüs Çiçeği' idi.Bu sezon gittiğim en eğlenceli oyunlardan biriydi.Neyseki pisi de sıkılmadı.Civan Canova ve Seray Gözler gerçekten çok iyiydi.Bazen televizyonda izlediğimiz oyuncuları tiyatroda izlemek inanılmaz fark ediyor.Mesela ben Civan Canoca'ya karşı nötr düm.Yani seviyorum ya da sevmiyorum diyemezdim.Ama dün akşam izlediğim diş doktoru karakteri gerçekten çok şaşırttı beni.Aynı şeyleri Defne Yalnız için de söyleyebilirim.Hepimiz onu Kaynanalarda Nuri Kantar'ın hizmetçisi olarak tanıyoruz ama kendisi benim izlediğim en iyi oyunculardan birisi.İki oyununu izledim ve ikisinde de ağladım.Tamam ben biraz sulugözlü bir insanımdır ve bazı filmlerde ağlarım.Ama hayatımda ilk defa tiyatroda ağladım.İkisi de Defne Yalnız'ın oyunuydu.Biri 'Üç Kadın' diğeri de Opal Kronkie rolüyle Tatlı Kaçık.İkisi de süperdi.Yani kısaca diyorum ki, oyuncuyu tiyatroda izlemek cidden çok farklı, gidin, görün.
* * *
Bu arada bu hafta sevgilim ve benim 5. yıldönümümüzü geride bıraktık.İtiraf ediyorum önceki yıllardakinden daha az sürpriz hazırlamıştım bu sefer ona.Önceden tüm gün için bişeyler düşünüp yapardım.Ama bu sefer ikimiz de çalıştığımız için ve onun yeni iş adresini de bilmediğim ve maddi olarak uygun olmadığım için çok yaratıcı olamadım.O bana telefon aldı.Çook sevindim çünkü telefonum artık cidden kafayı yemeye başladığı için son zamanlardaki en acil isteğimdi.Çok sevdim yeni, telefonumu, öyle çok pahalı bişe değil, nokianın orta modellerinden biri.Radyosu var diye de mp3 playerımı ona verdim.Biliyorum çok iyi niyetliyim:P Ama ben genelde yolda kitap okuyorum ya da Nihat'ı dinliyorum diye ona böyle bir kıyak geçtim:)Hem de artık çantamdaki eşyaları ne kadar azaltsam o kadar kar diye düşünüyorum..Bu arada tüm gün de kafasını ütüledim, biz şimdi böleyiz evlenince o özel günleri umursamayan çiftlerden olmak istemiyorummm diyeeee...Akşam da Yeşilköy'de güzel bi yere yemeğe gittik.Yeşilköy'ü çok sevdim ben aslında, vler çok güzel ve de benim yeni işime yakın ancak pisiye çok uzak. Ben de yeni gittiğim her yere emlakçı gözüyle bakıyorum ya delirdim mi yaa. Bu arada emlakçı demişken ev- gelinlik vs. olayları bir süre ertelendi.Sanırım Eylül'de olacak düğün.Her açıdan daha rahat olacak böylesi.Hem de iki ayağım bir pabuça girmemiş olacak.Aa yine konudan konuya atlıyorum.Yemekler süperdi, fotoğraflamak isterdim cidden ama malesef sadece kendime ait olan bir makinem yok hala:( Ama yemeğe de iş kıyafetlerimizle gittik.Yani önceki 4 Nisanlar gibi süsleniiim, kuaföre gidiim fasılları olmadı.Gerçi İstanbul trafiğinde işten çıkıp bu dediklerimi yapmak zor ama bir dahaki seferlerde daha iyi geçmesi için elimden geleni yapıcam.Sonrasında da pastamızı yedik.Ben zaten sürekli yiyorum acilen bir son vermem lazım bu duruma.Hareket etmek istiyorum yaa.Top oynamak, koşup, terlemek istiyorum..Çok uzun zamandır yapmadım:(
* * *
Bu hafta kısa olarak böyleydi.Bugün Adana'dan üniversitedeki en yakın arkadaşım geldi buraya.Mutluyum.. Henüz görmedim ama iş çıkışı görücem umarım.Çok özledim.Bu arada benim artık Haziran'da okulu bitirebilmem için ders çalışmam gerekiyor ama o kadar zor kii.İtiyor artık beni aynı kitaplar.

p.s. Son zamanlarda yandaki kitabı okuyorum.Nerdeyse her Taksim'e gidişimde dayanamayıp en az bir kitap aldığım Can Yayınları'nın indirim reyonundan yanılmıyorsam 3 ytl'ye almıştım.Gayet güzel şimdilik.
(Kara Plak) Hanif Kureishi, Pakistan asıllı İngiliz bir yazar. "Kara Plak", 1989 yılında geçiyor. Kültür farklılığının yarattığı sorunlarla bunalan çağdaş bireyin açmazını ustalıkla irdeleyen; uyuşturucu, seks, şiddet, müzik, inançsızlık, tutku ve dinin iç içe geçtiği sürükleyici bir roman... (burası alıntıdır, ben bu kadar kitap diliyle yazmam yoksa:)) Kitap bitince asıl yorumlarımı yaparım))
06 April, 2007
istifa
03 April, 2007
26 March, 2007
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
Sonrasında uzun süredir görmediğim kuzenim İzmir'den geldi Taksim'den aldım onu küçük bir şokla.Hem kulakları ve yüzünde bir çok delik ve uzun enteresan bir saçla karşıladı beni.Tabii ben yine şok:)) Bütün kuzenlerim böyle!Hiç beklemiyorum öyle.En son üniversiteyi yeni kazanmıştı saçları bildiğimiz erkek saçı, kulağında da tek bir delik vardı.Şimdi İstiklal'de yürüyen, çoğu kişinin dönerek baktığı tiplere benzemiş.Hele ki de biz ikimiz yanyana gerçekten komik görünüyorduk sanırım.Tüm gün onu gezdirdim ama sonradan ani bir kararla kalmaktan vazgeçerek okul otobüsüyle İzmir'e döndü. Akşamında yolcu ettim neyseki! Ama onunla oturup dedikodu yapmak gerçekten eğlenceli.Düşünemediğim yorumları, benzetmeleri yapıyor aile büyükleri hakkında.İşte benim kahkahalar attığım an oluyor.

Pazar günü ise çok değişik bir yolculuk yaptık.Hayvanat bahçesine gittik.Yolculuk diyorum çünkü Bakırköy'den Darıca'ya gitmek yolculuk değil de ne???Hayvanat Bahçesine gittik.Hava çok güzeldi.Çok eğlenceli bir gün geçirdim.Ama ordaki hayvanlara çok üzüldüm.Çünkü orası zarar etmek üzere olduğundan gelirler giderleri karşılayamıyor ve bu da hayvanlara yansıyor.
Malesef o kadar büyük ve güzel bi yer olmasına rağmen hayvanlar da oldukça bakımsızdı.Maymunlar cama vurup insanlardan yiyecek istiyorlardı.Tek onlar da değil tüm hayvanlar masum masum gözlerinize bakıyorlar.Gerçekten güzel bir yer olmuş ancak dediğim gibi zarar ediyormuş sürekli ve kapanma tehlikesiyle karşı karşıyaymış.

Umarım kapanmaz ve daha bakımlı, daha gezilebilir bir yer haline gelir.Çünkü İstanbul'daki çocukların oraya ihtiyacı var.Ben bile bu yaşımda kendimden geçtim.Şehir kalabalığından sonra böyle sessiz sakin (kuşların sesini saymazsak:) bir yer çok iyi geldi.Gönüllü insanlar, bazı hayvanların masraflarını üstlenmişler ancak yeterli gelmiyormuş.Girişte kocaman bir kar-zarar tablosu var. (http://tr.wikipedia.org/wiki/BoÄaziçi_Hayvanat_Bahçesi)

Böyle eğlenceli bir hafta sonuydu işte.Uzun süre sonra yeşiller içinde zaman geçirdim.Bu arada günlerdir hasta, televizyonun karşısında yatan ev arkadaşıma eşlik etmek için bende televizyona bir bakiim dedim.Şu şarkı yarışmasına baktık ve inanamıyorum o nasıl komik bir programdır öyle.Türkiye'de ünlü olmak ne kadar kolay.Şimdi herkes şu jüri üyesinden konuşuyor.Resmen diğer yarışmaların jürilerinde olan muhalefet ütücüye benzer yeni bir halk kahramanı yaratmak istemişler ve yaratmışlar da.Yarışmanın tümünü izlemeye katlanamadım ancak izlediğim kadarı bile öldürdü.O nasıl bir konuşma, nasıl yorumlar, ne kadar magazin toplumu olduk böyle..
İyi haftalaar:))
21 March, 2007
Bahar geldi ruhuma neşe saçıldı



14 March, 2007
hey tüketiciler
"Ayakkabıyı iki saat yürüdükten sonra satın almak gerekiyor. Çünkü bu zaman diliminden sonra ayak şişer ve ayakkabının rahat olup olmadığını daha iyi anlarsınız. Sabahları asla ayakkabı almayın. Ayakkabının iki tekini de deneyerek satın alın ve satıcıların 'Giydikçe açılır' türünden sözlerine itibar etmeyin. Ayakkabı zamanla deforme olup ayağınızın şeklini alır. Siz de açıldı zannedersiniz."

Gerçekten de güzel ve işe yarayacak bir açıklama.Ancak ütopik.Keşke olsaydı, alırken ayılıp bayılıp aldığımız ayakkabıları sonra bir kenara atmazdık.Bazen tezgahtarın suratsızlığında denemeye bile çekinirken, düşünsenize ayağımıza giyip 2 saatlik bir deneme yürüyüşüne çıkıp, sonra almaya karar verdiğimizi.
Hatta abimin tüketiciler için çok işe yarayabilecek bir düşüncesi daha vardı o da diş macunlarını sıkarak en uzun olanı almayı uygun buluyordu neyseki bunu hiç harekete geçirmedi.Bir gün bizi groseride rezil edecek diye çok korktum ama korktuğum başıma gelmedi:))
Hadi ne duruyoruz, bence tüketiciler olarak toplanmalı ve tüm bu fikirlerin yürürlüğe geçmesini sağlamalıyız:P
12 March, 2007
Para Para Para

Ahhh bazen şu blog beni öldürecek yazıyorum sonra publish yapıyorum oldu mu diye bi sayfaya bakiim diye tüm yazıları siliyorum....
Neyse efendime söyleyim diyordum ki. Eskiden ne güzel para biriktirirdik de ara sıra da kırardık o kumbarayı, ki mevsim genelde yaz olurdu.Sonra yaz tatilini Adana sıcağında geçirmemize yardımcı olacak materyaller alırdık.(Yeni oyunlar, top, günlük dondurma, bici bici ve mısır vs. için para ayırırdık)Şimdi de ihtiyacım var kumbara kırmaya.Kendime en çok kızdığım konulardan birisi de para biriktirememktir.Çok fazla müsrif bi insan olmamama doğru düzgün para biriktirmeyi de beceremem bilhassa da İstanbul'da:))

Bu arada dikkatimi çekti de neden kumbaralar hep domuz şeklinde olur.(bizde değil tabii) Yani internetten resim ararken bile hepsi domuz şeklindeydi ve merak ettim acaba bu hayvancıkların nasıl bir özelliği var da tüm kumbaralar öyle.

Haftasonuma gelince, uzun süre sonra cumartesi pazar üstü üste tatil yaptım.Cumartesi günü Adandan kuzenim geldi.Yabancı dil mülakatına girdi ve kazandı seneye lise sonu Amerika'da okuyacak sanırım.Bu arada aramız biraz limoni olmasına rağmen uzun süredir görmemenin verdiği özlemle iyi vakit geçirdik ancak neyseki bi gün kaldı çünkü tam saçlarım diken diken olacağı vakitte Havaşa bindirdim.Nerde ne yapılması gerektiğini bilmiyor gerçketen.Olmadık yerde saçma sapan bi laf söylüyor düşünmeden, rezil ediyor insanı.Yada olmadık yerde yakıyor sigarasını, insan ne yapacağını bilemiyor.Onunla birlikteyken kendimi yaşlı kadınlar gibi hissediyorum.Ama aramızda birkaç yaş olmasına rağmen yetiştirilme tarzlarımız inanılmaz farklı.Çok eğlendik cumartesi ama bir günden fazlası da zor olurdu gerçekten:)) Ahhh ah biz böyle miydik.Annem gözlerini bi açardı çiçek gibi, kardeşimle ben anında anlardık.Kuzenim ne bakıştan anlıyor, ne de işaretlerden....
Bu arada cumartesi bir de Adem'in Trenlerine gittim ve gerçekten beğendim.Cem Özer süper olmuştu imam rolünde.Film bana Selvi Boylum Al Yazmalım'ı hatırlattı.Gidin bence:)))
06 March, 2007
Reçel

hasta yatağının başucunda
haberi bu yüzden
yoktur annemin
sol yanağımdaki
gamzeden
Komodinin üstündeki
ilaçların sayısı arttıkça
kutularından yaptığım
gökdelenin uzamasına
sevinirdim
Ve bilmezdim
annemin yaşantısındaki
renkliliğin yalnızca
raflarda dizili
kavonozların içindeki
*Sunay Akın'ın bu şiirini çok severim.Konumuzla çok alakalı olmasa da bu şiir bana hep çevremizde olan bir sürü kadını hatırlatır..
03 March, 2007
çağrı merkezi
Genel olarak bu postları işyerimden yazıyorum.Aslında bir çağrı merkezinde vakit bulup böyle boş işlerle uğraşmak çok zordur, nerdeyse imkansızdır.Ama haftasonları mesaim olunca ve yemek saatlerinde de yemekhane açık değilse ve kimseyle yemek saatin uymuyorsa taıyorsun kulağına kulaklığı, alıyorsun önüne sandviçini geçiyorsun ekranın başına yazıyorsun işte.Ama artık benim için bu yoğunluğa soonnn:))) Ben artık ingilizce bölümde çalışmaya başlaadım.Yani yabancı müşterilerle görüşücem artık.Hani şu "press 9 for english" dedikleri bölümde.. ve süpper oldu benim için.Onun da zorlukları var ama bazen gerçekten Türklerle anşlaşmaktan daha kolay oluyor.Çünkü onlar dinliyorlar!!!Ama bizler bir türlü bilmiyoruz dinlemeyi.Kadın kendi kafasında tartıp biçip karar verdiği yanlış bişeye sinirlenip beni arıyor ama doğrusunu anlatmama da bir türlü izin vermiyor.Ben onun dır dır dır dır konuşmasını dinledikten sonra ağzımı açıp açıklama yapma gafletinde bulunuyorum "bakın A... hanım şu tarihte yaptığınız ödemeye istinaden...." dedikten sonra dır dır dır... başlıyo sonra onu dinleyip tekrar ağzımı açıyorum ama konuşmak ne mümkün.Çıldırtacak beni.. Uzuuun uzun dinledikten sonra cinnet geçirip isterseniz birlikte konuşmayalım önce bi beni dinleyin diyorum!!!! Biliyorum dememem gerekiyor ama azarlamazsam dinlemicek ya da masaya vurmaktan benim mouse'um parçalanacak.Böyle yani işim konusundaki güzel gelişmeler.Güzel başka bi gelişme de annemin birkaç günlüğüne de olsa İstanbul'a gelmesi.O kadar çok özlemişim ki. Geldiği gün işi olduğu için Cnr da buluştuk.Daha sonrasında Eminönünde balık ekmek yedik.İşte burda yapmayı en çok sevdiğim şeylerden biri.Nerdeyse hiç bi balık bana bu kadar tat vermiyor.
Bu arada telefon görüşmelerim arasında o kadar değişik görüşmeler oluyor.Mesela bugün bi adamla görüştük.Adamla görüşürken arkadan horoz sesleri geliyordu.O kadar garibime gitti ki.Yani hem çok özledim doğal bir hayatı, temiz havayıı.Tamam ben de köyde yaşamıyordum ama burda hava o kadar kirli ki sanki pencereyi açsan bile içeri temiz hava gelmiyor gibi:(
Konudan konuya atlıyorum ama.Bugün yine sıkıntıdan bi dergi keşfettim.Belki biliyosunuzdur ama güzel bir e-dergi(http://www.derggi.com/mart2007.html) Hem okuması hem de fotoğrafları çok güzel.Ücretsiz olması da cabası.Ayrıca sonundaki iki resim arasındaki 5 farkı karşılaştırma bölümünü de çok beğendim.Öneririm.
Son olarak okuduğum kitapla ilgili de bilgi verecem bedbird kesin bi yorum yapar diye yazmıyorum daha sonra bitirince yazcammm. Görüşmek üzere...
*Piyale Madra'dan



