27 March, 2009

Hızlı internete hasret kaldım

İşyerinde sebebini bir türlü anlayamadıgımız problemlerden dolayı internet bir hayli yavaş, dolayısıyla günlerdir uzun süren çabalarla işimi yapabildiğimden, ne bloguma bakabiliyorum ne de gazetelere.
Pazar günü seçim var, gündemde her dakika değişen konular var, ama ben şu sıra ne televizyona bakmak, ne de gazeteleri okumak istiyorum. Sevdiğim birkaç yazarı okuyup geçiyorum.Pazar günü de oy vereceğiz, inşallah bi şeyler değişir:( Neyse..



Geçtiğimiz hafta Kral Dairesini izledik. Önce maskeli ve söz olmayan bir oyun oldugunu eşimden sakladıgımı itiraf etmeliyim, çünkü sıkılabileceğini düşünüyordum:) Ancak neyseki öyle olmadı, çok mutlu ayrıldık.(Ben her oyunu görmek isterim, sonucunda yorum yaparım, sevgilim ise genelde konusuna göre seçim yapar. Galiba hayatta da böyleyiz! Ben her koşulu değerlendirip karar veriyorum hep, o daha önyargılıdır.. ne alaka şimdi!!&%+) Herneyse, maskeler süperdi, yüz ifadelerini çok iyi yansıtıyordu, oyuncular iyiydi, konu iyiydi, söze pek gerek kalmadı:)


Lostun 5. sezonunu yuh artık diyerek izliyorum ama bir yandan da merak ediyorum, artık bi sonuca bağlansa da kurtulsak:)

Kuzenimin evine hırsız girmiş ve yüzyüze gelmişler, çok canım sıkıldı:(

Emre Yılmaz'ın şu kitabını okuyorum. Çok beğendim. En kısa zamanda diğerlerini de alıcam. Kitaptan bir cümleyle de bu karmaşık posta bi son vereyim:

Osmanlı, ''Keyif için bağdaşımızı bozmaya gerek yok,'' der ve nargilesine uzanır.

Batı ise ''Keyfi hak edebilmem için önce çok çalışmam gerekir,'' der ve nargileye hiçbir zaman vakti kalmaz..

19 March, 2009

Kadınlar&Erkekler

Geçen ay televizyon izlemekten vazgeçtik biz. Bir çarşamba akşamı Yaprak Dökümü yeni başlamış; kalktım kapattım televizyonu. Her akşam işten geldikten sonra üzerimi bile değiştirmeden mutfaga girer, sonra da televizyonun karşısındaki evimizin en rahat kanepesine kurulup televiyonda izleyecek illaki bişeyler bulur, gece uyuyana kadar da ekrana kilitlenirdik.(tamam tamam özellikle de ben) tuvalet ihtiyacımı, evde yapmam gereken ıvır zıvır işlerimi de reklam arasına denk getirmeye çalışırdım. Artık öyle bi derdim kalmadı elimden geldiğince salona bile girmiyorum:) Ara sıra dvd de film izliyoruz, ya da televizyonda bir film varsa onu izliyoruz. Kesinlikle çok daha iyi oldu böyle. Hem daha az uykusuz kalıyorum:)





Ama son zamanlarda Türkmaxda çok çok begendiğim bi dizi var. (Digiturk'u ben çok istemememe ragmen, sevgilim işi gereği maçları takip etmek zorunda oldugunda Ligtv ugruna evimize almıştık. Ama ondan daha çok ben izliyorum sanırım:)) Bahsettiğim dizi 1 Kadın 1 Erkek. Yabancı bir diziden uyarlanmış. Dizide sadece 2 kişi var. Demet Evgar (ki kendisine hayranlıgım bir hayli fazla) ve Emre Karayel. Onlar dışındaki tüm oyuncuların kafasını ya da sırtını görüyoruz. İkili ilişkideki tüm komik yanları, hiç abartmadan, gayet dogal biçimde anlatan, Zeynep'in ortalama olarak tüm kadınları, Ozan'ın da erkekleri canlandırdıgı, mutlaka size tanıdık gelen birşeyler bulabilceğiniz bir dizi. Şu postu yazana kadar günlerini bile bilmiyordum, ara sıra geç saatlerde rastlarsak izliyorduk. Ama Perşembe günleri oldugunu öğrendim, bundan sonra her Perşembe mutlaka bakacagım. Bu arada sanıyorum dizi sitelerinden de bazı bölümler izlenebiliyor. Bi bakın derim:)

16 March, 2009

Adanadan geldim




Çok bunaldıgımı gören kocacım, bize kısa bir Adana seyahati ayarladı. Çok da iyi etti. Şansımıza hava günlük güneşlikti. Bana uzun süre yetecek enerjiyi topladım sevdiklerim sayesinde. Aklım biraz orada kaldı ama napalım bu da yetti:)


Beni bekleyen bir sürü iş vardı. Pazartesiye gayet yogun başladım, yazacak halim kalmadı..


**Annemdeki albümümden küçüklük fotografımı çektim..

07 March, 2009

Victoria




Gectigimiz hafta Kenter tiyatrosunda Victoria isimli oyunu izledim. Engin Hepileri'ye bir sempatim vardir. Televizyonda begenirdim ama oyle cok dikkatimi ceken birisi degildi. Onceden calistigim yerde kendisiyle telefonda konusmustum ve ismine dikkat etmedim ancak bu kadar guzel ve akici Turkce konusan kisinin kim oldugunu merak ettigimde o oldugunu ogrendikten sonra benim hayranligimi kazandi.




Ancak bu oyunda kesinlikle Defne Halman'in yaninda sonuk kalmisti ve hayal kirikligina ugradim malesef.. Defne Halman'a hayran kaldim, tek basina oyunun temposunu dusurmeden surdurdu.. Sesi, danslari, sahnede tekerlekli sandalye ile bu kadar dengeli sekilde oynamasi hepsi cok iyiydi ancak Engin Hepileri ona uyum saglayamadi, birlikte dans edis sahnelerinde acemiligi belli idi.(ya da acemi gorunuyordu) Ama ben yine de kendisini baska bir oyunda daha izlemek istiyorum..


Oyun tek perde idi ve yaklasik 1 saat 20 dakika suruyordu. Kocacim konusunu okuyup, bir de oyun kadrosunun 2 kisilik oldugunu gorunce pek gitmek istemedi ve kendisini yaniltmadigini dusunuyordu. Ancak kardesim ve ben begendik:) Izlenebilir..

03 March, 2009

Mart kapidan baktirir kazma kurek yaktirir:)


Evet Mart'a girdik Nisan'a bir ay daha yaklastik ancak gunlerdir burasi kapali ve yagmurlu.. Her ne kadar kisi sevsem de insan karanlik ve yagmurlu bir gune uyaninca mutlu uyanamiyor. Hele de etraf son zamanlarda olan ekonomik kriz, isten cikarilma vs olaylarla doluyken..


Ben de uzerimden bu miskinligi atmak icin gecen yilki gibi spora yazildim:) Gecen yil 6 ay araliksiz gitmistim, insallah bu sefer daha uzun surecek:) Hem bu sefer gittigim yerde haftada bir yoga ve pilates dersleri de var:) Dusundugumden daha eglenceli gececege benziyor:) Bu eglence arasinda bi 4 kilo da verebilsem supper olacak...

27 February, 2009

Yazi

Bugun yeni bir post yazmak istiyordum ama son zamanlardaki ruh halime bakinca Asli'nin su yazisi hosuma gitti..

Bir de kendisinden pek hoslanmamama ragmen Oray Egin'in de bugunku yazisini okuyun derim:)

Bir de 2 gun once olan Turk Hava Yollarinin ucak kazasi var ki, o da bizi uzdu. Neyseki olu sayisi cok yuksek degil, ama insan yine de korkuyor .

22 February, 2009

Nasıl Aptal Oldum?


Dünya kesin olarak hep ikiye ayrılır:Bisikletle gezmekten hoşlananlar ve arabayla hızlı gidenler; gömleklerini pantolonlarından dışarı çıkaranlar ve pantolonlarının içine sokanlar; çaylarını şekerli içenler ve şekersiz içenler; Shakespeare'in dünyanın en büyük yazarı olduğunu düşünenler ve en büyük yazar olarak Andre Gide'i görenler; Simpsons'u sevenler ve South Park'ı sevenler; Nutellayı sevenler ve Brüksel lahanasını sevenler..

*Tembelliği bırakıp şu kitabı okumaya başladım.

***Benjamın Button'u izleyebildim sonunda. (İlk defa Brad Pitt'i bu kadar begendim.)

15 February, 2009

Her kalp bir büyük dünya





14 Şubatın benim için çok önemsiz bir gün oldugunu çok büyük ihtimalle daha önceki postlarımdan birinde yer vermişimdir. Ancak bu yıl sevgilime şu yukarıdaki nutellayı aldım:) Oradan bakınca belli oluyor mu bilemiyorum ama kendisi 5 kg'lık bir kavanoz.. Metro markette gördüm (daha dogrusu arkadaşlarım görüp bunu Nilüfer mutlaka almalı demişler -herkes ne kadar lokmacı oldugumu biliyor- ) Ben de görünce yapıştım tabii:) Bakalım nasıl bitecek?? -Her pazar kahvaltıya birilerini çağırsam biter herhalde..




Cumartesi günü sabah yağmurlu olmasına rağmen Ortaköy'e kahvaltı etmeye gittik. Sevgilimin 2 arkadaşı ve onların nişanlıları vardı.. Çok eğlenceli bir başlangıç oldu güne. Benim kocacıgımın iş saatleri çok değişken ve özellikle haftasonları çalıştıgından pek birlikte plan yapamıyoruz ama bu haftasonu benim kursumun da bitmiş olması şerefine elimizden geldiğince çok birlikte vakit geçirdik.( o işe gitmeden önce tabi:P)




Son günlerde bloguma yazamamın bir diğer sebebi de yanda gördüğünüz 4 kadın. Diziyi ilk sezondan itibaren izlemeye başladım. Daha önce tvdeyken ilk bölümlerini kaçırdım diye hiç başlamamıştım. (Ben filmi de en başından başlamadan izleyemem bu arada..:P) Herneyse geçtiğimiz hafta başladım. Bilgisayarın başına geçtiğim her dakika da onları izliyorum. Şu anda 2. sezona devam etmekteyim. Güzel gidiyor.. Ama söz bundan sonra bloga da daha çok önem..


Bu arada Esin'e bana gösterdiği sabır ve yardımlar için teşekkür ederim:))

11 February, 2009

I Love Your Blog


Yass cıgım beni mimlemese yine yazacagım yoktu:( İşyerimiz taşındı ve 10 gündür internetimiz yok:( Çok komik bi durum bu, benim aklım hala bazı teknolojileri almıyor. Sorunun telekomla filan alakası yok, bizim şirketin merkeziyle alakası var. Herneyse yani son günlerde evde de çok vakit ayıramadıgımdan, ne bloguma bakabiliyorum, ne gazetelere, ne mailime, ne bankamın internet şubesine, hiçbir yere dogru düzgün bakamadım. İnsanın eli ayagı olmuş internet gerçekten..Hiç bu kadar zor olacagını tahmin etmemiştim:P


Gelelim mim konusuna.


Ödülün gönderilmesiyle ilgili 3 kural varmış:
1. Seni ödüllendiren blog yazarının linkini vermek.
2. Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek.
3. Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek.
Baktım herkes de mimlenmiş zaten. Ama ben yine de 7 arkadaşıma göndereyim:P
Bloglarınızı çok seviyorum:)

02 February, 2009

Saatleri Ayarlama Enstitüsü



Yine ilham gelmiyor. Ben de bari gectigimiz hafta izledigim oyun hakkinda birseyler yazayim dedim.. Devlet Tiyatrosunda Saatleri Ayarlama Enstitüsü 'nu izledik.. Cok begendik. Ben kitabini okumamistim. Ilk kez oyunu izledim. Okuyanlar bekledigi gibi bulamamislar ancak ben cok begendim. Gittigimiz arkadaslarim da begendi. Benim icin oyun olsun.. En mutlu oldugum yerlerden biri tiyatro salonu, eskiden sahnesinde bulunma firsatim da olmustu, artik sadece seyirciler arasindayim ama yine de bi yerlerinden bulasmak guzel.


Oyun Kenter Tiyatrosunda oynaniyordu. Ne kadar eski bir salon orasi, koltuklarin arasi inanilmaz rahat ve koltuklar gicirdiyor. Nefes alirken bile dikkat ediyorsunuz oyuncularin dikkatini dagitmamak icin.. Ve sonunda oyuna gecersek linkinde gorundugu gibi skici bir konusu yok. Turkiye'nin gecirdigi asamalari saatler uzerinden goruyoruz, ki gecirdigi demek yanlis, halen gecirmekte oldugu.. Cumhuriyet oncesi ve sonrasinda uckagitci insanlarin ne sekilde degistigi(gunumuz kosullarinda da baska turlu degistiler), halktan hangi dalaverelerle para (vergi) alinmaya calisildigi ve halkin nasil buna tepkisiz kaldigi. Hersey acikca goz onune serilmis. Ayrica hicbir vasfi olmayan urunlerin de ne sekilde piyasaya sunulup ilgi gordugunu de anlatiyor.. Cok mu karistirdim? Neyse bence siz izleyin:)


Ben Atilla Sendil ve Adnan Biricik'i ayakta alkisladim...

25 January, 2009

Gidenlerden


- İlkay sormuştu : Blogunuzu kapatmayı hiç düşündünüz mü diye? Aslında çokça düşündüm. Bazen uzun süreler yazasım gelmiyordu, sonra da bişeyler yazmalıyım diye kendimi zorluyordum.Öyle olunca da insan düşünüyor bi de bu mecburiyet mi kaldı hayatımda düşünecegim diyor işte bu zamanlarda.. Ya da blogum herhangi bi amaca hizmet etmiyor, acaba konusu olan bir blog mu açsam (sadece okudugum kitapların özetinden, yada mutfak maceralarım ne bilim uğraştığım şeylerle ilgili) diye düşünüp bunu kapatma planı yapmıştım.. Ama sonra bakınca ve de geçmiş postlarımı dönüp okuyunca o dönemde neler yaptıgımı hatırlıyorum ve buraya yazmamış bile olsam nasıl bir ruh hali içinde oldugumu.. Bunların kayıtlarını tutmak da beni mutlu ediyor. Bazen gülüyorum ne komik yazmışım diye.. Ama yine de seviyorum, bişey anlatmasa da bu sayfada ahkam kesmek hoşuma gidiyor. Hıı tabi bir de blog arkadaşlarım:) O yüzden de İlkaycım hiiiiç düşünmüyorum kapatmayı:P



- Bavul Hikayesi'ni izledim bu hafta. AKM kapalı oldugundan gidebileceğim Cevahir sahnesi ve Kenter tiyatrosu kaldı. Oyunların birçoğunu da gecen yıldan izlediğim için pek seçenek yok o yüzden bu yıl daha az gidebiliyorum tiyatroya.. Oyun güzeldi. İki kişilik bir oyun, insanı sıkmadan anlatıyor herşeyi. Evlilikle alakalı düşündürüyor. Zaten Türk bir yazara ait oldugu için öyle çok uzak örnekler de yoktu..



-Ben sevgililer gününü pek önemsemem, şimdiye kadar 14 Şubatta sevgilime hiç hediye almadım, o da bana:) Ama bu yıl şuradaki çikolata kursu bana hediye edilsin isterdim:P



-Haftasonları gittiğim dış ticaret kursu bana en çok: Bundan sonra haftasonlarının kıymetini daha fazla bilmem gerektiğini öğretti..



- Şubat ayında tekrar spora başlamaya karar verdim, umarım bi aksilik çıkmaz..,



**Fotograf Litera'da çekildi. (İlk kez gittim ama çok sevdim, özellikle yazın denenmeli:P)

17 January, 2009

Gezici Kitap

http://www.gezicikitap.com/


Kitaplarınızı paylaşmak, okmadığınız bi kitapla değişitirmek isterseniz. Yukarıdaki link ilginizi çekebilir:P

13 January, 2009

Teve


-Son zamanlarda takmis oldugum bir dizi var (Still Standing) , evde dursam, gunlerce karsisindan kalkmasam diyorum. (O kadari da abarti tabi canim:) Ne zaman rastlasam takilip kaliyorum ama.


-Bu arada Yemekteyiz-Adanayi izledim ve 25 yilimi orada gecirmis bir insan olarak bu kadar yapmacik insanlari bir arada gormedim. Ancak bence zorla yaptirilmis bir seyler var gibi. Zorla Adanaliyihhkkhh diye bastirarak konusmalar, salvar giymeler.. Buyuk ihtimalle reyting kaygisiyla yaptirilmis ve hep Adana'yi kotu tanitan unsurlar.. Tabiki herkes Istanbul Turkcesi konusmuyor orada. (Mesela Dilber hala cok guzel bir ornek, onu cok begeniyorum) Ancak bu yarismaya katilanlar.. Yoo olmamis:)


** Strawberrynet ten ilk kez gecen hafta siparis vermistim. Bu hafta geldi. Cok begendigim ve istedigim birkac urunu piyasa fiyatindan cok daha ucuza aldim:) Tavsiye ederim..

08 January, 2009

Karman Corman


-Gecen yazimi yazdiktan bir gun sonra 5Ocakta ufak bir alisveristen sonra eve gelip kapinin kilidini acinca karsimda is arkadaslarimi ellerinde pastalarla buldum:) Kocamla birlikte plan yapmislar, o gun aksam bir kutlama yaptik. Hic beklemiyordum cok mutlu oldum. (ki genelde Adana'nin kurtulusu 5 Ocak oldugundan ve okullar o gun tatil oldugundan o gun kutlardik eskiden)

- Cukurova'nin 2. Kitap Fuari basliyor. Ben gidemicem ama olsun:) - Keske ben ogrenciyken olsaydi bu fuar da ben de tum hafta orada olsaydim-

- Isyerinde muzik dinlemek icin kirk takla atiyoruz. (bazi siteler yasak, bazilari cok zor yukleniyo vs) En sonunda su siteyi kesfettik.. Cok guzel sarkilar var, turunu, yilini ve modunuzu siz seciyorsunuz ona gore kendisi caliyor. Ben cok seviyorum belki siz de dinlersiniz:)

- Haberlere bakamiyorum artik. Filistin'i bu sekilde gormek canimi yakiyor:( (keske somut birseyler yapabilsek)


-Isyerinde yine anormal derecede yogunumm..

- Cok yoruldum:( Kisacik, minicik, 2 gun kacmak istiyorum burdann..

04 January, 2009

Dogum Günüm




Bugün benim dogum günümdü. Demekki insan yaşlandıkça azalıyor bu tip günlerin heyecanı. Hayatımdaki en sönük doğum günümdü. Formalite icabı yapılmış bi sürü ayrıntı:) Şu anda da temizlik yapıyorum. Öyle bir gündü işte. Sağolsun arkadaşlarım aradılar, feysbuk duvarım doldu taştı. Ama yanımda olsun istediğim kişiler hep uzakta..




Ve ben 25 oldum..


P.S. Ben doğdugumda dedem ismimi 'Elif Nurten' koymuş, birkaç gün sonra Kastamonu'dan gelen halam sayesinde ismim Nilüfer olmuş. İyiki de öyle olmuş. Elif ismini çok severim ama sanki Nilüfer beni daha çok yansıtıyor:) -Bu da gereksiz bir ayrıntı olsun işte-

03 January, 2009

Masumiyet Müzesi



Sonunda ben de okudum bu kitabı. Çok fazla merak ediyordum ama pek gerek yokmuş. Bugüne kadar Orhan Pamuk'un 3 kitabını okudum içlerinden en çok da Benim Adım Kırmızı'yı sevmiştim.Bilmem belki de ilk onu okudugumdandır. Masumiyet Müzesi onu sollar diye umut etttim ama kitap okuma konusundaki bitmez tükenmez sabrım tükendi.. Çok nadirdir benim bir kitabı yarıda bıraktıgım ama dayanamadım. Kemal'in Füsunla ilgili her ayrıntıya bu kadar hastalık derecesinde baglı olmasına, sayfalar süren ayrıntılara dayanamadım.. Eziyetti resmen benim için, o kadar sıkıntıya sonunda bişe oldu mu acaba diye katlanıyorken Dinom beni bu eziyetten kurtardı ve braktım kitabı. Ohh beee:)


Şimdi de yılbaşı hediyem olan Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkı okumaya başlamak için kaçıyorum bilgisayar başından..

02 January, 2009

Guzel bir baslangic

Mukemmel bir geceydi 31 Aralik.. Dilek'cim sagolsun o da blogunda benim masamla ilgili yazi yazmis:) Cok mutlu oldum.. Tabu oynadik, cok gulduk.. Ben kocacigimla es olmuyorum hic ama olsak heralde disli bir rakip olacagiz. Dilekle de iyi bir is cikarmamiza ragmen yenildik..Yeni yilin ilk gunune cok guzel basladik, umarim hep bu kadar guzel olur. Zaten cok icki icip sarhos filan olmadigim icin 4.00te yatmama ragmen erken uyandim. O yuzden gunu yakaladik, kardeslerimiz bizde kalmislardi, erken sayilabilecek bi saatte uyandik.. Yesilkoye gittik.. Hava buz gibi olmasina ragmen sahilde yuruduk..Yilin ilk gunu cok guzeldi. Cok sevdigim birinin hayatinda guzel gelismeler oldu.. Umarim 2009 un her ani bu kadar guzel gecer:)

Tekrar iyi yillar..

31 December, 2008

Mutlu yillar



Benim fotograf makinemi herkes dengeli tasiyamadigi icin ya ben olmuyorum fotograflarda ya da bu sekilde oluyorum:) Herneyse, bu anlamsiz fotografta isyerinde toplanti masasinda kendi hediyemi actigim an..
Geciyorum fotografi, bugun ile ilgili yazacaklarima basliyorum.. Umarim 2009 yine mutlu bir yil olur benim icin.. 2008e bakinca gayet stabil bi sekilde (son zamanlarda fazla Grey's Anatomy izledim heralde:P) gecmis. Sikayetim yoktu ama bu yil sevgilimle daha cok sehir gezmek (okursa burasi sevgilimin dikkatine:P) istiyorum.. Kendime kalan kucucuk zamanimi daha verimli gecirmek ivir zivir seylere daha az vakit harcamak daha az kafa yormak istiyorum.. Hic biseyi kafama takmayayim diyorum. (umarim!!!!) Ssglik hepimizle olsun bu yil.. Daha cok spor yapayim istiyorum.. Ailemi yanimda istiyorumm:(
Herkese cooooooook mutlu bir gun ve yil diliyorum.. Iyiki buradasiniz....

29 December, 2008

Miskin ben



Yoo aslında şu sıralar pek miskin olduğum söylenemez ama blogum konusunda biraz ihmalkarım dogru.. Evin içinde sürekli bi koşuşturma halindeyim. Bu hafta sevgilimin de hasta olması sebebiyle üzerime kalan her işi layıkıyla yerine getirdim hatta cumartesi akşamı sarma yaptım:P Hem de sabah öğlene kadar çalışıp, sonrasında iğrenç bir trafikle kursa ulaşıp, daha beter bi trafikte eve gelip markette kocaman bir sepet yılbaşı alış-verişi yaptıktan sonra.. Yoo yoo gayet iyiyim.. hastalık bana geçmesin diye de elimden geleni yapıyorum.. O yüzden şimdi kupama kahvemi alıp battaniyenin altına giricem:)


Yeni bir yıla giriyoruz.. Dün gazetede 2009 Oğlaklar için çok şanslı bir yıl olacak diyordu..Ben de bi oğlak burcu olarak inanmak istedim.. Kendime daha iyi bakmak yönünde planlarım var bu yıla dair.. Daha bi durup dinlenmek, sağlığıma dikkat etmek, çok daha fazla okuyup daha fazla öğrenmek, daha fazla gezmek, bol fotograf, sevdiklerime daha sık ziyaret gibi isteklerim var. Hepsini gerçeleştirecek şevkim bir de:)


David'in annesi bana şu yandki kitabı göndermiş Amerika'dan, inanılmaz mutlu oldum. En kısa zamanda bi tarifi deneyip işyerine götürmeliyim. Hıı bi de daha güzel pastalar yapmalıyım bu yıl.. Yılbaşında da güzel bir masa hazırlamalıyım:)



Yeniden yazacağım umarım 31 Aralık'tan önce ama bu yıl blogum sayesinde burada buluştuğum sizlere de tek tek teşekkür etmek istiyorum. Beni çokça mutlu ettiğiniz için.
Yeniden görüşmek üzere;)

22 December, 2008

Notlar



* Yilbasini erken kutladik ofiste.. Cekilis hediyelerimizi verdik, yukarida gordugunuz cikolatalari mideye indirdik:) Cok guzeldi hersey, bu yilki hediyelerime bayildim. Herkese de guzel hediyeler geldi, demekki herkes birbirini daha iyi tanimaya basladi. Dusunulup alinmis seylerdi..


* Aksaminda saatlar suren bir trafigin ardindan Arnavutkoy'e Abra Cadabra'ya gittik. Yeri muhtesem, manzarasi, ic mekan super, servis de gayet iyiydi ancak porsiyonlari cok kucuktu, hem baslangiclar, hem ana yemekler tabagin kucuk bir kismini isgal ediyordu..


* Haftasonu TDV'nin Dis Ticaret Kursuna gitmeye basladim. Guzel oldu, ama tum haftasonum da doldu:(


* Sirketimizin en yogun insani 'out of office' ve yerine ben bakiyorum, dolayisiyla pek internetle ilgilenemiyorum.


*Sevgili kocacim usutmus, onun tatli kaprisleriyle ugrasiyorum:)


* En kisa zamanda araniza donecegim./../
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...