18 September, 2007

piraye



Okul bitti, ders bitti. Artik kendi istedigim seyleri icim rahatsiz olmadan yapabiliyorum..Mesela saatlerce hic bise dusunmeden biseler okuyor tembellik yapabiliyorum, sirf keyfim istedigi icin. (onceden de saatlerce kitap okurdum ama icim rahatsiz olarak!) En son aldigim kitaplari sirayla okumaya devam ediyorum. Dun aksam is cikisi Canan Tan'in Pirayesini bitirdim. Zaten bu kitabin kaderi yolda okunmakmis. Cok kisa zamanda da bitti. Son zamanlarda okudugum en akici kitap. Oyle kapiliyorsunuz ki kitaba, ne yolda konusulanlari duyuyorsunuz, ne gereksiz gurultuleri.. Pirayenin universite hayatini, sevdigi erkekleri, evlenisini bu surecteki duygularini, onlari bazen yansitip, bazen icine atisini okudum.Kendini Piraye yerine koyuyor insan, bazen cok takdir ediyor yaptiklarini, bazen inanilmaz sinirleniyor, ama bi sekilde dahil oluyor..




Kitabi gecersek, son zamanlarda bir de evlilik hazirliklari hizlandi tabii. Iki annem de burada ve bi cok seyi organize ediyorlar. Bana da ince ayrintilarla ugrasmak ve fikir vermek kaliyor:) Bu haftasonu artik davetiye olayini netlestirdik. Ama kendi cizdigimiz davetiyenin basilmasi digerlerine oranla cok daha pahali oldugundan katalogdan (kotunun iyisi:)) bir davetiye sectim. Neticede davetiye bu.. Ama seker konusunda arastirmalara devam ediyorum, onu sade bir seker secmicem...Cumartesi gunu Eminonunun altini ustune getirdik... O konuda da bir karara vardim ama bayatlamasin sekerler diye simdiden almadim:)













*Cumartesi gelinligimin son provasi var. Yanimda en yakin arkadaslarim da olacak. Son prova eglenceli olacak..(cok degisik hersey:)


13 September, 2007

1 de yetmez 3, 3 de yetmez 5 kilo

Yiyorum..Yiyorum.. Doymuyorum....:(
Adana'dan kilo kilo fıstık geliyor..:) Heralde son 1 haftada 5 kiloya yakın fıstık yemisimdir..
Biri beni durdursunnn...

11 September, 2007

Bittiiii....

Mezun..Mezunum... Mezunuzzzz... *

*2miz:))

10 September, 2007

Saribenek


Safransari coktan bitti ama bise yazamadim daha.. Aslinda yazacak cok fazla da kayda deger bisey bulamadim. Bir cirpida okuyup bitirilebilecek eglenceli bi kitap.Istanbul'daki herkesin ozendigi isiltili hayatin ic yuzunu anlatiyor.

Ders cikarilabilir mi?

Belki...

3 ana karakter var.

Genc yasta yukselmis bir yatirim uzmani,

Eski eser kacakcisi bir kadin,

Universite mezunu bir telekiz...

Ancak asagidaki sozler ucune de ait degil.. Tum karakterler hayattaki bir cok seyi denemis, hic bir seyden zevk alamayan insanlar... Bu sozler de onlardan birine ait...

"Cok SIK gorunuyor degil mi?", diyerek basini cevirip etrafa bakti." Ama burasi bir yuva degil.Herhangi bir zenginin evinden farki olmayan, kisiliksiz bir ev..."

Cok basit bir cumle.

Belki kocaman kitaptan ala ala burayi mi aldin denecek kadar basit..
***

Ama Adana'ya gittigimde tekrar anladim her evin yuva olamayacagini.

Uzuldum biraz da artik orasi benim evim olmadigi icin.

Artik giderken dis fircami bile goturuyorum, esyalarimsa valizde...

Koydugum seyleri yerinde bulamiyorum...
Dolabim neredeyse bos...

***

Tek tesellim benim de artik kendi evim olacagi..

Umarim yuva da yapabiliriz:))



09 September, 2007

Ev - Adana

Uzun zaman oldu soyle dogru durust bi seyler yazmayali. Neden bilmiyorum, unuttum blogu, zaman cabuk gecti vs vs.. Bu surede ben yine tek ders sinavima calistim, lost izlememek icin kendime engel oldum, ev tuttuk iste.



Sonunda oldu. Istedigimiz ozelliklere sahip bir evi bulduk. Acikcasi cok fazla ev bakmamistik, canli olarak. Hep internetten bakiyorduk. Ben artik gunluk olarak sahibinden.com, hurriyetemlak ve milliyetemlaka hangi evler eklenmis, biliyordum. En son emlakciya gittik, orada da bize ilk gosterdikleri evi cok begendik:) Cok tesaduf, eve girer girmez sevgilimin ve benim icime cok sindi. (biz de ne kadar kolay begeniyoruz canım) Ancak evin butcesi bizimkinin uzerindeydi, onu da hallettik neyseki ve tuttuk evi. Tabi bu arada benim kafamda bi suru soru isareti (????,...>^^?!!!!&..) acaba cok cabuk mu hareket ettik, annemler de mi gorseydi, ev en ust kat, daha ucuza bulabilir miydik, cok mu cabuk begendik, biraz daha mi ince eleyip sık dokumaliydik vs vs. (Kaygısızlar, en sevdigim komedi dizilerinin ilk sırasında gelir, orada Memnun'un ev baktıkları sahne aklıma geldi.En buyuk karısıyla birlikte ve bakıyorlardı, hemen begenmis gibi olmak istemiyorlardı. Ama karısı bunu abartıp daha eve girmeden 'odaları kuccuk, karanlık' diye ezberledigi repligi tekrar edip duruyordu. Evi begendiklten sonra o aklıma geldi:)) Ama eve tekrar baktıgımda iyi ettigimi anladım. Neyseki fotograflarini cekip anneme gösterdigimde onlar da begendi de icim rahatladı..Bundan sonrasi icin de iste o evi daha oturulabilir hale getirmek icin elimizden geleni yapıcaz... Yorucu olacak ama cok heyecanlı... (Ustteki foto evimizin tm altının manzarası)

Bu arada haftasonu yine tek ders sınavı icin:( Adanaya gittim, tek ders sınavı kısmı berbatti ama Adana kısmı muthisti. Gercekten cok özlemisim orayi, arkadaslarimi, yemekleri... Az uyudum, cok gezdim, cok yedim.








Kebap masasından meze görüntüsü, kebap fotograflari da cektim ama ısıktan dolayı cok guzel cıkmadı... Bu görüntüler Sercan da cekildi.






Ziyapaşa bulvarına nazır pasta yeyip ustune Türk kahvesi ictik....













Ev yapımı ayrandan pek haz etmem, o icindeki yogurt puturlerinin agzima gelmesinden nefret ederim. Ancak, buz gibi Fırat ayranı haric.. Adana'da Gazipasa bulvarinin basinda, once seyyar olarak satılan ve daha sonra da bir dukkan acan 'Buz Gibi Fırat Ayranı' ve yanında simit de benim vazgecilmezlerimden biridir. Gercekten o sıcakta müthiş geldii....





Bi ara da okula gidip sınava girdim işte:) Umarım bu sefer gecicem. Dua ediyorum...


(Balcalı otobüsünden bi görüntü)...





**Sınavım da bitti. Ben Lostun 2. sezonunu izlemeye başlıyorum...Görüşmek üzere:)

23 August, 2007

Mektuplu Kirtasiye Yardimi

Her yil okullar baslamak uzereyken beni de bir heyecan sarar nedense. Kirtasiyelerin onundeki rengarenk cantalara, buyuk marketlerde kocaman bir reyonu kaplayan defterlere, kalemlere, boyalara ozenerek bakarim. Herkes okul bittigi icin sevinir ama ben hala buyuk bir heyecanla giderim kuzenimin defterlerini kaplarim, ona ogretmeye calisirim:) Gectigimiz yillarda Aktif Dagitimin bir kampanyasini ogrendim ve de cok mutlu oldum. Her yil okul baslamasina yakin ihtiyaci olan ogrencilere kirtasiye malzemeleri gonderiyorlar. Cok eglenceli, hem cok pahali bir paket degil, tum ogrencilere ayni malzemelerin gonderilmesi gerekiyor (kiskanclik olmasin diye) Zamani olmayanlar banka hesabina 5 ytl gondererek de destek olabiliyor. Ama ben kendim alarak kendi kirtasiye ozlemimi de gidermis oluyorum:) Paketin icine bir de mektup yaziyorsunuz. Cevap almak da cok guzel oluyor.
Paket (A4 büyük zarf) içinde şunlar olacak: 1 kitap (öykü, Bilim Çocuk dergisi vb.), 1 defter, 2 kurşunkalem, 1 kalemtraş, 1 silgi, 1 cetvel, 1 kutu (6'lı) kuruboya, 1 lolipop şeker, 1 diş fırçası, 1 küçük boy diş macunu (..ve bir de sizin mektubunuz!)

Eger siz de kampanyaya katilmak isterseniz:

A) Hazır paket siparişiyle katılmak için (adedi 5 YTL); http://www.abonet.net/ ya da http://www.aktif.com/ adresinden veya 0212 314 08 88 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz. (Faks no: 0212 222 2710; Hesap no: Garanti Bankası 028-6297245 / İş Bankası 1188-301471)
B) Ya da kendi hazırlayacağınız paketleri;
a- İstanbul merkezine teslim edebilirsiniz.
(Adres: Aktif İleti ve Dağıtım, PERPA Tic. Merkezi Kat: 13 No: 1969 Okmeydanı - İstanbul)
b- Posta / kargo ile adresine gönderebilirsiniz. (Lütfen zarflarınızın üzerine ad-soyad ve adresinizi yazmayı unutmayın. Takip etmeniz için gereklidir)
c- İstanbul'da 100 adetten fazla paketiniz olursa 0212 314 08 00'e telefon edin; gelip adresinizden ücretsiz alalım.

http://www.aktif.com/mkyk/mkyk.html

*Son katilim 16 Eylul :)

22 August, 2007

17 August, 2007

Neyse haliiim...


Faber est suae quisque fortunae...*

*Her insan kendi kaderini kendi yazar. (Appius Claudius Caecus)

16 August, 2007

Pasta, dogum gunu, dino ve ben

Bugun en yakin arkadasimin dogum gunuydu, aldigim kucuk hediyelerle birlikte, gunler oncesinden gelincik tarlasinin yazari Burcu'dan kurabiye istemistim. Dun aksam aldim. Sabahtan ben ise getirdim. Cildirdi.. Gercekten superdi. Kendisi hediye konusunda hep hezimete ugramistir da.( Erkek arkadasi bi turlu onun begenebilecegi bir turden hediye alamadi daha!! ) -Neyseki ben bu konuda cok sansliyim:)) Bu sefer C. de bana sorarak hediye aldi Dinoya... Merak ediyorum onun tepkisini?? Yarin gorecek...



Iste kurabiyeler, Dino ve bennn..... (tabii bu kadar yol gelince haliyle biraz sarsildi ama yine de mukemmeldi:))







10 August, 2007

Bunlari istiyorum

Ahhh ahh, yine bir cuma gunu, oglen isyerindekilerle birlikte yemege ciktik, Arbysden yenen guzel bir menu+kivircik patatesli, uzerine de ozsutten vondu-heralde-(bu isimleri de nerden bulduklarini gercekten cok merak ediyorum, menunun uzerinde de yazmiyor, vitrine bakip garsona gosteriyor o sekilde siparis veriyorum, cunku her seferinde unutuyorum. Herneyse bu arada tadi mukemmel, oneririm;) Iste butun bunlari yiyoruz, sonra tum ogleden sonra da soda kahve vs, ictigimize pisman oluyoruz:( Bir de agirlik cokuyor, yeter artik saat 18.00 olsun diye bekliyoruz.



Gecelim yeme icme mevzuuunu da yeni bir site kesfettim, ondan bahsetmek istedim. Nitekim sitede cok ilginc esyalar var.(http://www.bunlardanistiyorum.com/)Dogum gunlerinde hediye edilebilecek degisik seyler. Benim en cok begendiklerimden biri uyanma saati (calar saat diil ama) Saat calar calmaz tepesindeki pervane ucuyor ve yataktan kalkip onu yerine takana kadar da susmuyor, yani tam anlamiyla uyandiriyor sizi.


Digeri ise cep telefonunu sarj ederken kullanmak icin, surekli sacma sapan yerlerdeki fisler bos olur ve cep telefonunu buzdolabinin uzerine, kutuphaneye vs yerlere koymak zorunda kalirim ve dusme tehlikesiyle cok karsilasir, iste bunu engellemek icin uretilmis. Benim hosuma gitti.Bir de orjinal sitesi var ki orada daha da ilginc seyler var.http://www.iwantoneofthose.com/




Sizi bu urunlerle basbasa burakirken, ben mayismak uzere oldugum ruh halinden cikip bitirmem gereken islerime geri donuyorum. Son gucumu de veriim ki, hafta sonumu Lost izleyerek gecirmek icin sabirsizlaniyorum. (anladim ki Dexter bana gore bir dizi degil, kendime eziyet ediyorum, ben de daha heyecanli bi seyler olsun dedim ve Lost ruzgarina kapildim:) Her aksam bi bolum izliyorum, ya acaba bi tane daha mi izlesem diyorum, bazen uyku agir basiyor. Neyseki hafta sonu geldi:)


Not1: Bugun sonunda Yenisayfadan istedigim kitaplar geldi. Kargo elemanini gorunce bu kadar sevindigim nadir anlardan biriydi.Cunku bitmisti kitabim. Dino ve ben toplamda bi suru kitap istedik diye arti olarak hediye kitaplarimiz da geldiii, okuyacagim bii suru kitap oldu. Ilk olarak suna basliyorum. Mutluyum:)


Not2: Sevgilim Adanada. Ozledim;(

08 August, 2007

nerde hani yalanlar

Bu beden bu yüz yasarken
Dün bugünle bulusurken
Bu deniz bu mavi varken
Nerdeyiz? niye? neden?

03 August, 2007

Korkuyorum

Birey Olarak Kuresel Isinmaya karşı yapabileceklerimiz :
*Evde en çok kullanılan 5 ampülü en az enerji tüketen cinslerle değiştirmek. 2.5 milyon evde yapılan bu uygulama ile 1 yılda 800.000 aracın atmosfere verdiği sera gazına eşdeğer tasarruf yapmış oluyoruz. Aynı zamanda elektrik faturamız da düşük gelecektir.
*Evlerdeki 2. televizyonları teke indirmeliyiz.
*Klimaların filtrelerini 3 ayda bir değiştirmeliyiz. Kirlenen filtreler hava akışını yavaşlatacağından cihaz daha fazla enerji harcayacaktır.
*İşyerinize veya evinize alacağınız yeni ekipmanların mutlaka enerji tasarrufu fazla olanlarını tercih edin.
*Su kullanımındaki savurganlık, hem enerji tüketimini, hem de su tüketimini artırmaktadır. Örneğin, diş temizliğinde ve traş olurken musluklar mutlaka kapatılmalıdır.
*Tuvaletlerin sifonları, sızıntılara karşı gözden geçirilmelidir.
*Ekili hobi bahçenizi mutlaka küçültün. Sulama gerektirmeyen alanları büyütün. Az sulama gerektiren bitkiler dikin.
*Aracınızı hortumla değil de kova su ile yıkayın.
*Evinizde ve işyerinizde, kullanmadığınız zamanlarda, TV, radyo, bilgisayar gibi elektronik cihazların fişlerini çekin.
*Yaz aylarında evinizin güneş alan penceresine beyaz perde takın ve gün boyu kapalı tutun.
*Ağaç dikin. Her ağaç atmosferden önemli ölçüde sera gazı (CO2) emer.
*Yakın mesafelere yürüyün. Uzun mesafeler için metro ve tramvayı tercih edin.
*Tüketimi azaltın.
*Aracınızı düşük hızda kullanın. "Para sizin olabilir ama dünya hepimizin."
*Bunları en az beş kişiye anlatın

--> http://www.kuresel-isinma.org/ sayfasindan alinmistir..

01 August, 2007

kargolarla basim dertte

Yaaa yeter artık yaa benim yildizim bir turlu barisamicak bu kargo sirketleriyle... Kuzenim dugun davetiyesini malesef kargoyla gondermis (guzelim PTT dururken) ve biz kargoyla kose kapmaca oynuyoruz resmen. Cuma gunu kapiya kagit birakmislar, cumartesi saat 18.30 civarında ariyorum, cevap yok. Sonra is, guc hali unuttum dun aramayi. Bugun halam Ankaradan beni ariyor, sirket onlara bildirmis, bende kargoyu ariyorum ve aramizda aynen su konusmalar geciyor.
- Merhaba ben niffea, kargo takip numaram su, tekrar ne zaman getirebilirsiniz eve?
-Bir kere eve gelmis, yokmussunuz, subeden almanız gerekiyor (Eve teslim olmasi icin parasi odenen bir kargoyu ben neden gidip subesinden aliyormusum?? ic ses: Bunlari sesli sorsana nym!!)
- Peki kacta kapatiyorsunuz?
-7 gibi (!)
- Ama ben ancak 8 civarinda orada olabiliyorum.
-Bugun almazsaniz geri gondericez.
-Tamam da bugun alamazsam da yarin bi sekilde alicam gondermeyin lutfen.
-Hayir gondericez!!!
-Peki benim yerime baska biri alabilir mi.
-Evet alabilir ama kimliginizi getirmesi gerekiyor.
-Ama ben bugun isyerindeyken kimligimi nasil ulastirabilirim. Bari kardesim gelip alsin.
-Peki olur..(Lutfettiniz!)
-Tesekkurler, iyi gunler.
-.......

Tabiii ben bu sirada kardesime, ev arkadasima ulasmaya calistim ama malesef alamadik kargoyu. Simdi cildiriyorum yine, sadece bir davetiye, kagit parcasi yani...Sanki bi gun daha kalsa sirketi havaya ucuracak. Ama tek bu degil, ben her zaman kargo sirketlerine kil olmusumdur... Simdiye kadar hic problemsiz bi sekilde teslim alamadim kargomu. Buradan yetkililere sesleniyorum. Biraz daha anlayis!!!!

31 July, 2007

cok ozledim


Liseye geri donmeyi, yeni gelen Julia Roberts filmini izlemek icin Cumartesiyi beklemeyi, ne giyinecegimi gunler onceden dusunmeyi, Cumartesi arkadaslarla Metro sinemasi onunde ya da Gulbahcesinde bulusup yemek yemeyi, sonra kendimi kaloriferli sinema salonuna atip, ustumdeki kat kat montu-atkiyi cikarmayi, filmi buyuk bir heyecanla izlemeyi, film bitiminde bagira cagira yorum yapmayi, sinema cikisinda buz gibi havada agzimdan cikan dumanlari, kosebasindan aldigimiz kestaneyi, en son (paramiz kaldiysa) toka ya da yeni bir baklavali corap almayi(!), sonra duraga yuruyup dunyanin en mutlu ve en ozgur insaniymis gibi otobuse binip eve gitmeyi ozledim;)

22 July, 2007

yeter artik


Bu insanlar nasil akillanacak? Kendilerinden caldiklarini, secim zamaninda 2 paket komur, un vs olarak 'yardim' olarak verenlere ne zaman kanmayacak? Merak ediyorum. Soylenecek hic bisey yok. Ulkedeki insanlarin yarisi bunlara oy veriyorsa, biz de bu sekilde yonetilmeyi hakediyoruz demektir. Ben sadece 'oy vermeyenleri, ve de %0,50 lik, 2 lik 3 luk partilere oy verenleri kiniyorum.


Hasan Pulur'u cok severim, yazilarinin altina kendi imzami atabilirim. Asagidaki yazisi da ilerde bu secimleri hatirlayinca aklimda kalmasini istedigim bir yazi, o yuzden blogumda olmasini da istedim:)


Yüzde 50'ye
saygılarla...
BRAVO aziz milletime, Aferin yüce milletimize, Şükranlarımızla birlikte takdirlerimizle... Tabii hepsine değil, bir bölümüne...

Demek onların laiklikten yana bir korkuları yokmuş, zaten destekledikleri AKP Genel Başkanı Erdoğan, bir tarihte

"Laiklik elden gidecekmiş diyorlar, eeee millet isterse gider!" dememiş miydi?

İşte o gün, bugündür...

Güle güle laiklik!Millet daha ne desin!

***

Oh çok şükür, bundan sonra "türban" diye bir sorunumuz kalmaz, herkes başını örter, gider okula, fakülteye, mahkemeye, daireye...

Çankaya'ya türbanlı "first lady" çıkamazmış.

Niye o!Millet, laikliğe güle güle dedikten sonra, Çankaya'nın örtüsü, türbanı mı kalırmış?..

Bırakın başörtüsünü, türbanlı meselesini...

Siz "Şeyini şey ettiğimin şeyi!" diyen Meclis Başkanı'na bugüne kadar katlanmadınız mı?

Bundan sonra da katlanıverin ne olacak?

Daha nelere katlanacaksınız, hele bekleyin!

***

BU yazının hiçbir cümlesinde, istihza, ironi yoktur.

Bu gidiş, bugüne kadar eleştirdiğimiz ya da eleştirilen sorunların, sandığımız kadar seçmenin nezdinde itibarı olmadığının delilidir.

Hele öyle "gemiymiş, gemicikmiş" gibi safsataların kimsenin aklını karıştırmadığı, onların "teşehhüt miktarı" kadar düşünülmediği ortadadır.

Hele hele "Al ananı git!" lafı kimsenin kılına bile dokunmaz.

***

EĞER bir ülkenin yarısı böyle düşünüyorsa "Cumhuriyetin elden" gittiği ya da gideceği endişesini asla paylaşmıyorsa, geriye kalanlara seyretmek düşer.

***

AMA unutulmamalıdır ki, bu memlekette böyle düşünmeyenler de vardır.

Bugün yüzde elliyi alanlar, geri kalanın da bu ülkenin insanı, vatandaşı, yurttaşı olduğunu bileceklerdir.

Bilmezlerse ne olur?

Demokratik hukuk devleti olmaz.

***

ÇOK mu önemli?

Onda da haklısınız, "laiklik" elden giderse...

Hani geçenlerde yazdık.

Burdur-Isparta maçında, Burdur maçın başında ilk golü atınca

Ispartalılar başlamışlar bağırmaya:

"Biz bu golü saymeyoz!

"Burdurlular da karşılık vermiş:"Sayceniz, sayceniz, sayceniz!"

Biz yüzde elliyi sayacağız, onlar da küsuratı...

***

HAAA az kaldı unutuyorduk, yeminli Deniz Baykal muhalifleri, sizden ne haber?Deniz Baykal var diye oy vermediniz, hayırlı olsun!


17 July, 2007

Zinnur



Cumartesi gunu Pangaltinda yururken zamanim da vardi ve sevdigim bir kitapciya girdim (sanirim ismi Nostalji). Genelde kitaplarimi internetten aliyorum ama bazen kitapci gezmek de istiyor canim. Oyle ne aradigimi bilmeden raflara bakiyordum o zaman buldum bi kitabi. Aslinda her zaman yanimdaki not defterinde istedigim kitaplar listesini tasirim ama o gun bakarak bir kitap secmek istedim ama hayal kirikligina ugradim. Yandaki kitabi aldim. Arkasini okudum, baktim akici da bir kitaba benziyor, dedim bu sicak havada otobuslerde oyle agir kitap okunmaz ve aldim. Arkasinda "Zinnur, ne sadece bir kadın romanı, ne sadece bir gerilim,korku romanı... Yepyeni bir şey... Kadın gerilim gibi...”Habercinin yolculuğu; “hayatın sırları”nı insan ilişkilerinin “manşet” aralarında çözmeye doğru çıktığı bir yolculuksa... Ve o haberci kadınsa... Kadına dair sırların çözümünde yolculuğun (ya da bilmecelerin) sonu gelmiş demektir... Türkiye'de televizyon haberciliğinin 'sessiz' kahramanlarından Ayhan Bölükbaşı'nın romanı, iki kadın, hayatın labirentlerinde gizemli bir yolculuğa çıkarıyor... " yaziliydi.

Bu sabah ise gelirken bitirdim kitabi ama akici olsa da cok anlamsiz geldi bi cok sey. Birbirinden ayrik bir suru olay. Bekliyorum ki sonunda kadini bu kadar delirten her sey acikliga kavusacak. Sonra bi baktim sonu gelmis. Tamam beklemedigimiz bi seyler oluyor ama kitabin sonuna kadar ayrintisi verilen bi suru detay kordugum oluyor, hic bir alaka kuramadan bitiyor kitap. Hic bekledigim gibi degildi malesef. Tavsiye etmem. Siz bilirsiniz yada:))

16 July, 2007

Barbeku, kahvalti, yeme-icme



Gecen hafta isyerinde mangal yaktik:) Evet komik ama oyle. Bizim isyeri kocaman bir nakliyat tesisi oldugu icin bahcede barbeku yaptik. (biz Adanalilar mangal deyip durduysak da patronumuz ingilizce olrak barbeku dedigi icin oyle kaldi) Agziniz sulanacak ama o gunden bir fotograf koyuyorum.Adanadaki gibi kebap yok ama biz de tavuk, kofte va mantardan olusan bir ziyafet cektik kendimize.. Yandaki fotografta Dino ve ben patates salatasi yaparken:) Is arkadaslarimdan biri cekti fotoyu, kaymis biraz ama flu olmasi hosuma gitti..



Haftasonuna donersek, aslinda anlatacak o kadar cok sey var ki. Gecen hafta ben gelinlik isimi hallettim. Bastan beri cok begendigim bir gelinlik vardi Akayda. Ama fiyati bir gece giyilecek bisey icin cok yuksekti, o yuzden biz de diktirmeye karar verdik. Gecen hafta da annelerle birlikte eminonune gittik. Tum kumaslari aldik. Hepsi cok icime sindi, umarim dikildikten sonra da oyle olur. Ben tac takmak istiyordum hep, ve cok degisik guzel bir tac buldum. Gerci bulana kadar da ayaklarimiza kara sular indi ama olsun, degdi. Oyle sunnet cocuklarinin taktigi gibi ortada sivrilen bir tac degil, cok sade ve agir:) Neyse iste bu hafta da olcu vermek icin terziyle bulustuk. Basladi artik hizli kosusturma. Onun disinda hafta sonu Dinoda kaldim. Kurabiye, borek yaptik binbir zorlukla ( dino eve yeni tasindigi icin uzun bir elektrik problemiyle karsilastik ve de elektrikci cagirmak zorunda kaldik, aksamin o vaktinde tum sigortalar degisti, bir yandan yumurtasi bile surulmus borek bir kosede, diger yandan dino obur odada hararetli bir telefon konusmasi yapiyor) Eee malesef bu kadar moralle de yaptiklarimizin fotografini cekemedik:( Ama tadlari damagimizda:P Yaptiklarimizi yerken de bari Dexter i( http://www.22dakika.org/yazi/dexter-tanitim) izleyelim dedik, divx olarak cekilmis, onu da izleyemedik:( Ama pazar gunu ben evde diziyi izlemeye basladim, gayet degisik gorunuyor..



Pazar gunu de isyerindeki arkadaslarla Kanlica'da Paysage isimli guzel bir yere kahvaltiya gittik. (kardesim ogrenciyken yillarca Kanlica da oturdu ve ben oradaki mekanlari karsiya tasindiktan sonra ogrendim:) O kadar guzel ve huzurlu bi yerdi ki. Tepede, Hidiv Kasrina yakin bi yerde, mukemmel bir kahvalti ettik.Garsonlar cok ilgiliydi, manzara harikaydi. Daha sonra da Kasra ciktik, hava cok guzeldi, sevgilim elinden fotograf makinesini hicc birakmadi. Bende o bu kadar guzel fotolar cekmisken buraya koyim dedim:))


10 July, 2007

Kullanmadigimiz giysiler

Ben de kullanmadigim giysilerimi verecek yer ariyordum, Adanadayken anneanneme verirdim ve o da ihtiyaci olanlara verirdi. Ancak burada ne yapacagimi sasiriyorum. Tansas bir kampanya baslatmis. Ayrintilar asagida:

"Evinizde gardırobunuzda duran ama giymediğiniz giysilerle Güneydoğu'daki yoksul insanlara yardım etmek elinizde! Deterjan markası Ariel ile market zinciri Tansaş, ÇATOM'un da (Çok Amaçlı Toplum Merkezleri) desteğini alarak bir kampanya başlattı. Kampanya kapsamında 22 Ağustos'a kadar Tansaş mağazalarındaki kutularda hafta sonları toplanacak kullanılmış giysiler, Ariel tarafından temizletilerek Güneydoğu Anadolu'da ihtiyacı olanlara dağıtılacak.Güneydoğu'yla paylaşınToplanan giysiler; GAP kapsamındaki 9 ilde yoksul alanlardaki kadınlara ve çocuklara yönelik hizmetlerin verildiği topluma dayalı merkezler olan ÇATOM tarafından belirlenecek ihtiyaç sahiplerine dağıtılacak. Böylece binlerce kişi 'paylaşmanın' mutluluğunu yaşayacak.
Tansaş mağazalarına giysilerini getirenler, ihtiyaç sahiplerini mutlu etmenin yanında 2 YTL değerinde Ariel hediye çeki de kazanacaklar. Yapılan her bağış karşılığında kasa görevlilerinden alınacak bu çekler, bir sonraki Ariel alışverişlerinde geçerli olacak ve her Ariel ürünü için bir tane çek kullanılabilecek. "

*Belki isinize yarar:)

05 July, 2007

komple sagiriz


Inanamiyorum yaa ayrica benim kulaklarim mi yanlis isitiyor diyorum. Nedir bu sarki yaa. Daha kotusu olabilir mi? Her sarki soyleyen kaset cikarabilir mi? Boyle sarki sozu olur mu? Ve dahasi. Hepsi Burak Kut'un komple tikiyiz adli sarkisini anlatiyor:)Ruhsal misyonu olan 'sanatcinin' bugun sabah gazetesinde olan bir roportajini okudum. Yorumsuz olarak bazi bolumlerinden alinti yapiyorum:

"Yüzde yüz sevgiyle hazırlanmış, çok emek verilmiş bir albüm. Yaklaşık iki buçuk yıllık bir stüdyo aşaması var. Aslında 15 yıllık müzikal kariyerimin en uzun süreli çalışması diyebilirim. Şunu da söyleyebilirim, başından sonuna kadar dinleyebildiğim bir albüm. Ben kendimi dinleyicilerin yerine koymaya çalışırım. Müzik yaparken, aşırı titiz olduğum için beğenmem çok önemli, bu yüzden bu kadar gecikti."
"* Bir anda patlamıştınız...
Evet, evimden çıkamıyordum, kapının önüne insanlar toplanıyordu. Camdan elimi çıkardığım vakit çığlıklar kopuyordu. Bu enteresan bir duyguydu, bu duyguyla yüzleşmek hayli vakit aldı.

* O nasıl bir duyguydu?
Oyun gibi! Cep telefonları henüz yoktu, telesekreterli bir telefonum vardı evde. Sabahları kalktığımda telesekretere düşen mesajlar yüzünden hat alamıyordum. Çuval dolusu mektup geliyordu. Çok enteresan bir duyguydu. Bu yaşadıklarımdan dolayı memnuniyetsizlik duymuyorum, ama psikolojisi tuhaf. Hâlâ gönüllerini, hayatlarını bana endeksleyen insanlar var, hâlâ da buna alışmaya çalışıyorum."

"* Şarkı sözü yazmak için özel bir yönteminiz var mı?
Biraz matematiksel kurgu var işin içinde. Bir de duygularınızı serbest bırakmakla ilgili. Aslında, bilimsel bir tarifi yok. Bazı şarkıların iki senede bittiği de oldu, bir gecede çıktığı da. O boyuta girdiğinizde gelecek bir şey varsa gelir! "
(http://www.sabah.com.tr/gny/haber,832AAD4E501D483398A777C8D6FEDD0B.html) ***

Soyleyin ben mi sagirim???



***surada yazip arkasina bu linki koymayi bir turlu beceremedim:(
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...